Günümüzde pasaport yalnızca bir kimlik belgesi olmaktan çıktı. Bir ülkenin pasaportu, vatandaşına dünyanın ne kadarına kolayca ulaşabildiğini gösteren önemli bir araç haline geldi. Özellikle vize uygulamalarının seyahat planlarını zorlaştırdığı bir dönemde, vizesiz veya kapıda vize gibi kolaylıklarla gidilebilen ülkelerin sayısı büyük önem taşıyor. Avrupa ülkeleri ise pasaport gücü bakımından uzun yıllardır dünyanın üst sıralarında yer alıyor.
Pasaport gücü denildiğinde aslında anlatılmak istenen, bir ülkenin vatandaşlarının önceden vize almadan kaç ülkeye seyahat edebildiğidir. Bu sayı ne kadar yüksekse pasaport da uluslararası hareketlilik açısından o kadar güçlü kabul ediliyor. Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor. “Vizesiz seyahat” her zaman hiçbir koşul bulunmadığı anlamına gelmiyor. Bazı ülkeler elektronik seyahat izni, varışta kayıt veya belirli süre sınırları uygulayabiliyor.
Avrupa'ya baktığımızda özellikle Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinin pasaportlarının son derece güçlü olduğunu görüyoruz. Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Finlandiya, İsveç, Danimarka, Hollanda ve Lüksemburg gibi ülkelerin vatandaşları dünyanın çok geniş bir bölümüne vize almadan veya kolaylaştırılmış prosedürlerle seyahat edebiliyor.
Benim burada dikkat çekmek istediğim nokta, pasaport gücünün yalnızca turizm açısından değerlendirilmemesi gerektiğidir. Güçlü pasaport, aynı zamanda eğitim, iş, yatırım, uluslararası toplantılar ve ticari ilişkiler bakımından da vatandaşlara önemli bir hareket alanı sağlıyor. Bir iş insanının başka bir ülkeye kısa sürede gidebilmesi, bir öğrencinin farklı ülkelerde eğitim olanaklarını değerlendirebilmesi veya bir ailenin tatil planını daha az bürokrasiyle yapabilmesi ciddi bir avantajdır.
Avrupa'da özellikle İskandinav ülkeleri bu konuda dikkat çekiyor. Finlandiya, İsveç, Danimarka ve Norveç vatandaşları dünyanın çok sayıda ülkesine vizesiz erişim imkanına sahip. Bunun yanında Almanya ve Fransa gibi Avrupa'nın ekonomik açıdan güçlü ülkeleri de pasaport endekslerinde sürekli olarak üst sıralarda yer alıyor.
İsviçre de Avrupa'nın güçlü pasaportlarından birine sahip ülkeler arasında bulunuyor. Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen ekonomik gücü, uluslararası ilişkileri ve yüksek hareketlilik kapasitesiyle vatandaşlarına geniş seyahat imkanları sunuyor. Benzer şekilde Birleşik Krallık pasaportu da Avrupa açısından önemli bir seyahat gücünü temsil ediyor.
Burada pasaport ile ekonomik güç arasında da bir ilişki kurmak mümkün. Elbette güçlü ekonomiye sahip olmak otomatik olarak güçlü pasaport anlamına gelmiyor. Ancak ekonomik istikrar, diplomatik ilişkiler, güvenlik, uluslararası anlaşmalar ve karşılıklı vize muafiyetleri pasaport gücünün oluşmasında önemli rol oynuyor.
Türkiye açısından baktığımızda ise konu daha farklı bir önem taşıyor. Türk vatandaşları açısından vize uygulamaları uzun zamandır seyahat kararlarının önemli unsurlarından biri. Avrupa ülkelerine seyahat etmek isteyen vatandaşlarımızın önemli bir bölümü Schengen vizesi sürecinden geçmek zorunda. Bu süreçte randevu bulmak, gerekli belgeleri hazırlamak, seyahat amacını göstermek ve başvurunun sonuçlanmasını beklemek zaman ve maliyet oluşturuyor.
Üstelik vize başvurularındaki yoğunluk yalnızca turistleri değil, iş dünyasını da etkiliyor. Bir Türk şirketinin yöneticisi veya çalışanı, Avrupa'daki bir fuara, toplantıya ya da iş görüşmesine katılmak istediğinde seyahat planını vize sürecine göre yapmak zorunda kalabiliyor. Bu durum özellikle KOBİ'ler açısından önemli bir mesele.
Dolayısıyla pasaport gücü aslında ekonomik hayatın da bir parçasıdır. İnsanların daha kolay seyahat edebilmesi, ülkeler arasındaki ticari ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayabilir. Turizm gelirlerinden eğitim fırsatlarına, ticaretten yatırım ilişkilerine kadar birçok alan bundan etkilenebilir.
Bununla birlikte pasaport sıralamalarının dönemsel olarak değişebildiğini de unutmamak gerekiyor. Ülkeler arasındaki diplomatik anlaşmalar, yeni vize muafiyetleri, güvenlik politikaları ve seyahat kurallarındaki değişiklikler sıralamaları etkileyebiliyor. Bu nedenle belirli bir tarihte açıklanan endeks sonucunu kalıcı bir tablo gibi değerlendirmemek gerekiyor.
Sonuç olarak güçlü pasaport, vatandaşına yalnızca daha fazla ülkeye seyahat etme imkanı sağlamıyor. Aynı zamanda dünyaya daha kolay açılabilmenin, farklı toplumlarla temas kurabilmenin ve ekonomik fırsatlara erişebilmenin de kapısını aralıyor.
Bugün Avrupa'nın güçlü pasaportlarına sahip ülkelerine baktığımızda karşımıza yalnızca yüksek vizesiz seyahat sayıları çıkmıyor. Aynı zamanda güçlü diplomatik ilişkiler, ekonomik kapasite ve uluslararası hareketlilik görüyoruz. Türkiye açısından da uzun vadede hedef yalnızca daha fazla ülkeye vizesiz seyahat etmek olmamalı. Bunun yanında vatandaşın dünya ile daha kolay ekonomik, akademik ve kültürel bağ kurabileceği bir ortam oluşturmak da önem taşıyor.
Çünkü günümüz dünyasında sınırlar hâlâ var ama bilgi, sermaye, ticaret ve insan hareketliliği her geçen gün daha küresel hale geliyor. Bu nedenle pasaport, artık bir ülkenin vatandaşına dünyada açtığı kapıların sayısını gösteren önemli göstergelerden biri olarak karşımızda duruyor.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar