Çocuklara hijyeni öğretiyoruz. Ellerini yıkamalarını, kişisel bakımlarına dikkat etmelerini, temizliğin sağlıklı bir yaşamın temel şartlarından biri olduğunu anlatıyoruz. Hepsi kitaplarda var zaten.
Peki çocuk okulun tuvaletine girdiğinde ne görüyor?
Asıl çelişki burada başlıyor.
Bir çocuğa “Ellerini yıka” demek kolay. Asıl sorumluluk, onun elini yıkayabileceği temiz bir lavabo, sabun ve sağlıklı bir ortamı sürekli olarak sağlamaktır. Eğer okulun tuvaleti yeterince temiz değilse, sabun eksikse, ortak kullanılan yüzeylerin temizliği aksıyorsa, verdiğimiz hijyen eğitiminin inandırıcılığı da zayıflıyor.
Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, gördüklerimizi de öğreniyor.
Biz yetişkinler olarak doğru örnek olamıyorsak, çocuklardan kusursuz hijyen alışkanlığı beklemek ne kadar gerçekçi?
Okul tuvaletlerini sıradan bir temizlik meselesi olarak görmemek gerekiyor. Her gün yüzlerce çocuğun kullandığı bu alanlar, okul sağlığının önemli bir parçasıdır. Elbette her hastalığın kaynağını okullardaki hijyen koşullarına bağlamak doğru değildir. Ancak yetersiz hijyenin bulaşıcı hastalıkların kontrolünü zorlaştırabilecek etkenlerden biri olduğu da göz ardı edilmemelidir.
Peki çözüm ne?
Öncelikle okullardaki temizlik personeli ihtiyacı yeniden hesaplanmalı. Öğrenci sayısı, derslik ve tuvalet sayısı, okulun fiziksel büyüklüğü ve kullanım yoğunluğu dikkate alınarak her okul için asgari personel standardı belirlenmeli. Bu ihtiyacın geçici çözümlerle değil, mümkün olduğunca kadrolu ve güvenceli istihdamla karşılanması sağlanmalı.
İkinci olarak temizlik personeline yalnızca görev değil, eğitim de verilmelidir. Okul temizliği profesyonel bir hizmet olarak kabul edilmeli; personel temizlik kimyasallarının güvenli kullanımı, ortak yüzeylerin temizliği, kişisel koruyucu ekipman ve temel hijyen uygulamaları konusunda düzenli eğitimden geçirilmelidir.
Üçüncü ve belki de en önemli adım, okullarda asgari hijyen standardı oluşturulmasıdır. Her okulda sürekli bulunması gereken sabun, tuvalet kağıdı ve diğer temel malzemeler standart hale getirilmeli; tuvalet ve lavaboların hangi sıklıkta temizleneceği açıkça belirlenmelidir. Yoğun kullanılan okullarda temizlik yalnızca sabah yapılmamalı, gün içerisinde de kontrol edilmelidir.
Dördüncü olarak denetim sistemi kurulmalıdır. Her okulun hijyen durumu belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve sonuçlar kayıt altına alınmalıdır. Eksiklik tespit edildiğinde bunun kimin tarafından, ne zamana kadar giderileceği belli olmalıdır. Denetim, kağıt üzerinde imza atılan bir prosedür değil, gerçekten çalışan bir sistem olmalıdır.
Beşinci olarak okullara temel hijyen malzemeleri için ayrı ve güvence altına alınmış bir bütçe oluşturulmalıdır. Bir okulun sabun veya temizlik malzemesi almak için başka kaynak aramak zorunda kalması kabul edilebilir bir durum olmamalıdır.
Bütün bunların yanında veliler ve öğrenciler de sürecin dışında bırakılmamalıdır. Öğrencilerin görüşlerini ve yaşadıkları sorunları bildirebilecekleri basit bir geri bildirim sistemi kurulabilir. Böylece sorunlar yalnızca denetim günlerinde değil, ortaya çıktığı anda görülebilir.
Burada aynı zamanda önemli bir istihdam fırsatı da var.
Bir tarafta iş arayan insanlar, diğer tarafta temizlik personeline ihtiyaç duyan okullarımız bulunuyor. Neden okullarımızın gerçek personel ihtiyacını karşılayacak kapsamlı bir kamu istihdam programı oluşturulmasın?
Bu, yalnızca işsizliği azaltmaya yönelik bir adım olmaz. Aynı zamanda çocukların eğitim gördüğü ortamların niteliğini yükselten, koruyucu sağlık anlayışını güçlendiren bir kamu yatırımı olur.
Artık “temizlik yapılıyor mu?” sorusunu bile sormuyoruz. O kadar önemsizleştirilmiş. Hadi onu geçelim daha önemlisi; “Okulumuz hangi hijyen standardını karşılıyor?” sorusunu sormamız gerekiyor.
Çünkü mesele birkaç paspas, birkaç temizlik malzemesi veya bir temizlik görevlisinden ibaret değil.
Mesele bir sistem kurmak.
Çocuğa hijyeni anlatırken ona temiz bir okul sunmak, eğitim ile uygulamayı aynı noktada buluşturmak zorundayız.
Talep çok açık olmalı: Her okul için öğrenci sayısına göre yeterli kadrolu temizlik personeli, standart hijyen kriterleri, sürekli temel hijyen malzemesi, düzenli denetim ve eksikliklerin giderilmesini zorunlu kılan bir sistem.
Çünkü hijyen bir lüks değildir.
Çocuklarımızdan “temiz ol” demeden önce onlara temiz bir ortam sağlamak bizim görevimizdir.
Sağlıklı nesiller yalnızca sınıflarda anlatılan bilgilerle değil, onlara sunduğumuz yaşam koşullarıyla yetişir.