Okullar açıldı.

Eğitim-Sen ve MEB verilerine dayalı raporlara göre okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerinde toplam öğrenci sayısı yaklaşık 16 milyon 906 bin civarında. Azalan çocuk nüfusu ve doğum oranları nedeniyle öğrenci sayılarında önceki yıllara göre düşüş görülmekte.

Antalya’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı, resmi verilere göre 523 bin 853 öğrenci ile başladı.

Çocukların yüzünde heyecan, anne babaların elinde ise hesap makinesi var.

Çünkü artık okul alışverişi yalnızca bir çanta ve birkaç defter almak değil.

Çanta…

Defter…

Kalem…

Silgi…

Boya…

Kıyafet…

Beslenme…

Servis…

Ek yardımcı kitaplar...

Takviye eğitimci desteği...

Ve her gün çocuğun cebine konulacak harçlık…

Hepsi ayrı bir masraf.

Devlet okulunda eğitim ücretsiz.

Ama çocuğu okula göndermenin maliyeti hiç de küçük değil.

Antalya'da 2026-2027 eğitim öğretim döneminde devlet okullarında 0-3 kilometre arasındaki aylık servis ücretinin 3.700 TL, 9-13 kilometre arasının ise 4.100 TL olması öngörüldü.

Bir de kırtasiye var.

Tüm Kırtasiyeciler Derneği'nin açıklamasına göre temel kırtasiye ihtiyaçlarından oluşan bir okul çantasını doldurmanın maliyeti bu yıl yaklaşık 2.500 TL'ye ulaştı.

Bunlar daha okulun ilk haftaları.

Peki ya sonrası?

Her sabah çocuğun cebine konulan harçlık…

Bir simit, bir ayran…

Belki bir tost…

Bazen bir su…

Küçük küçük görünen bu harcamalar ay sonunda büyük bir rakama dönüşüyor.

Anne baba da her sabah aynı hesabı yapıyor:

“Bugün ne kadar verebilirim?”

Çocuk ise başka bir hesap yapıyor:

“Arkadaşlarım ne kadar harçlık alıyor?”

İşte meselenin en can alıcı tarafı burada.

Çocuklar arasındaki fark, bazen bir ayakkabıda değil, cebinden çıkarılan harçlıkta bile kendini gösterebiliyor.

Bir çocuk, arkadaşları kantinden bir şeyler alırken sadece seyretmek zorunda kalmasın.

Bir başka çocuk servis ücretini ödeyemediği için okul yolunda zorluk yaşamasın.

Bir anne, kırtasiye listesinin karşısına oturup “Bunların hangisini almasam?” diye düşünmek zorunda kalmasın.

Çünkü eğitim, yalnızca sınıfta verilen ders değildir.

Eğitim, çocuğun kendisini güvende ve eşit hissetmesidir.

Bugün eğitim harcamalarındaki artışın genel fiyat artışlarının üzerinde olduğu da resmi verilerle ortaya konuyor. TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31.51 iken eğitim grubundaki yıllık artış yüzde 53.44 olarak gerçekleşti.

Rakamlar bize bir şey söylüyor.

Ama rakamların arkasında insanlar var.

Sabah çocuğunu okula gönderen anne…

Akşam eve döndüğünde hesabını yapan baba…

Kırtasiye listesini elinde tutan öğrenci…

Ve cebindeki harçlığıyla ne alacağını düşünen çocuk…

Belki de okul zili çalarken sadece sınıfların değil, aile bütçelerinin de yeniden hesabı açılıyor.

Okula başlamak çocuk için heyecan, anne baba için ise artık ciddi bir bütçe meselesi.

Dilerim bir gün çocuklarımızın okul çantasını hazırlarken hesabı değil, yalnızca hayallerini düşünürüz.

Çünkü bir çocuğun tek ihtiyacı yalnızca ders kitapları değil, ayrıca eşit bir başlangıçtır.