“Gücün ve mutluluğun temeli sağlıktır.”
Benjamin Franklin’in bu sözü, insanın sağlığını kaybettiğinde hayatındaki birçok şeyin önemini yeniden düşünmesini anlatıyor aslında.
Geçtiğimiz günlerde yolum Antalya Şehir Hastanesi’ne düştü.
İlk dikkatimi çeken, hastanenin bulunduğu konum oldu.
Kepez Göçerler Mahallesi’nde, ormanlık bir tepenin üzerinde yükselen Antalya Şehir Hastanesi’nden Antalya’yı seyretmek mümkün.
Gündüzleri Akdeniz’in mavisi, Antalya’nın şehir görüntüsü ve bu manzarayı çevreleyen Bey Dağları…
Geceleri ise şehrin ışıkları adeta bir gerdanlık gibi uzanıyor.
Böylesine büyük bir sağlık kompleksinin, böylesine güzel bir manzaraya sahip olması insana farklı bir duygu veriyor.
İlk bakışta hastaneden çok, modern bir oteli andırıyor.
Her gün binlerce insanın şifa aramak için geldiği büyük bir sağlık kompleksi olan
Antalya Şehir Hastanesi 2024 yılında hizmete girdi.
373 dönümlük arazi üzerine kurulan hastane, yaklaşık 285 bin metrekare kapalı alana sahip.
Toplam yatak kapasitesi 1.500.
126 yoğun bakım yatağı bulunuyor.
Yaklaşık 800 hekim ve 5 bin personelle hizmet veriliyor.
18 eğitim kliniği bulunuyor.
Bir de helikopter pisti var.
Günlük yaklaşık 13.000 hastaya hizmet verildiği belirtiliyor.
İki yıllık süreçte yaklaşık 5 buçuk milyon hastaya sağlık hizmeti sunulmuş.
Rakamları yan yana koyduğunuzda, karşınızda gerçekten devasa bir sağlık kompleksi olduğunu görüyorsunuz.
Anne ve Bebek Dostu Polikliniği de vatandaşların ilgisini çeken hizmetlerden biri.
Bütün bunlar Antalya için önemli.
Çünkü sağlık alanında böylesine büyük bir merkezin varlığı, sadece Antalya için değil, bölge için de önemli.
Benim gördüğüm kadarıyla hastane temiz ve düzenli.
Çalışanların güler yüzlü olması da insanı rahatlatıyor.
Hastaneye zaten çoğu zaman gönül rahatlığıyla gelmiyoruz.
Bir endişemiz, bir sıkıntımız, bir yakınımız için taşıdığımız kaygımız oluyor.
Böyle bir ortamda karşınızdaki görevlinin güler yüzü bile insanın yükünü biraz olsun hafifletiyor.
Bu nedenle çalışanların yaklaşımını özellikle belirtmek istiyorum.
Antalya Şehir Hastanesi'nin büyüklüğü aynı zamanda bazı hastalar için önemli bir soruna dönüşebiliyor.
Dört ana bloktan oluşan bu dev yapıda bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak her zaman kolay değil.
Özellikle yaşlılar…
Engelliler…
Yürüme güçlüğü çekenler…
İlk kez gelenler…
Ve hastane ortamının telaşı içerisinde ne yapacağını bilemeyen vatandaşlar…
İşte onlar için birkaç yüz metrelik mesafe bile oldukça uzun olabilir.
Bu nedenle hastanede başlatılan elektrikli araç hizmetini önemli buluyorum.
Yaşlı, engelli ve yardıma ihtiyaç duyan hastalar görevliler tarafından karşılanıyor ve gidecekleri bölümlere elektrikli araçlarla ulaştırılıyor.
Bence bu uygulama büyüklüğün getirdiği ulaşım sorununu azaltmak adına güzel bir adım.
Bir de hastanenin üzerinde biraz daha durması gereken konu ise yönlendirme.
Çünkü hastaneye giren vatandaşın ilk sorusu çoğu zaman:
“Doktorum nerede?” değil, “Polikliniğim nerede?”, "Hangi blok?", "Hangi kat?", "Hangi koridor?", "Hangi asansör?" oluyor.
Büyük hastanelerde yön bulmak bazen başlı başına bir mesele haline gelebiliyor.
Özellikle ilk kez gelen yaşlı bir vatandaşın eline bir kâğıt verip “Şu bloğa gidin.” demek yeterli olmayabilir.
Kapılarda ve girişlerde daha görünür danışma noktaları, daha fazla yönlendirme tabelası ve gerektiğinde hastaya eşlik edecek görevliler bu sorunu önemli ölçüde azaltabilir.
Çünkü hastaneye gelen insanın kafasının karışmasına değil, içinin rahatlamasına ihtiyacı var.
Bir diğer konu da otopark.
Hastanede yaklaşık 2 bin araçlık otopark bulunuyor.
Ancak buna rağmen çevrede kaldırımlara, sokak aralarına park eden araçlarla karşılaşmak mümkün.
Bu da hem yayaları hem de hastaneye gelen vatandaşları zor durumda bırakabiliyor.
Belki burada sadece otopark kapasitesine değil, çevredeki trafik ve park düzenine de bakmak gerekiyor.
Çünkü hastane kapısına kadar ulaşamayan vatandaş için içerideki sağlık hizmetine ulaşmanın da bir anlamı kalmıyor.
Antalya Şehir Hastanesi büyük bir yatırım.
Büyük binalar, modern sağlık teknolojileri, binlerce çalışan…
Bütün bunlar önemli.
Ama sağlık hizmetinin merkezinde teknoloji kadar insan da var.
Bir yaşlının elinden tutmak…
Bir hastaya yol göstermek…
Bir engelli vatandaşın ulaşımını kolaylaştırmak…
Telaş içindeki bir yakına “Merak etmeyin, buradan gidebilirsiniz” diyebilmek…
Bunlar küçük gibi görünen ama aslında çok büyük dokunuşlar.
Antalya Şehir Hastanesi'nin ulaşım ve yönlendirme konusunda atacağı her yeni adım, özellikle yaşlı ve yardıma ihtiyaç duyan hastalar için çok değerli olacaktır.
Çünkü hastane ne kadar büyük olursa olsun, hastanın kendisini küçük ve yalnız hissetmemesi gerekir.
Büyük hastane, sadece büyük binalardan oluşmaz.
Büyük hastane; hastasına yol gösteren, elinden tutan ve “Buradayım” diyebilen hastanedir.
Sağlıkta teknoloji önemli…
Ama bazen bir gülümseme, bir yön tarifi ve uzatılan yardım eli de en az teknoloji kadar değerlidir.
Umarım hiç hastaneye gitmeye ihtiyaç duymayacağımız sağlıklı günlerimiz olur.