Bugün sizlere bir haftasonu yazısı sunuyorum..
Bu yazının, yazarı ve kaynağı bilinmiyor..
Ancak..
Hem okumanız, hem de herkese okuması için baskı yapmanız gereken bir yazı bu..
Hatta..
Çoğaltıp tanıdığınız herkese gönderirseniz, büyük bir iş yapmış da olursunuz..
Buyurun..

??????

On dokuz yıl evveldi.. 
Stockholm e gitmiştim.. 
Bir otele indim..
Geceydi..
Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm..
?Lütfen? diyordu, ?traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın..
Yanda bir kutu var, oraya bırakın..
Bir tek jiletle dahi olsa,  İsveç çelik sanayiine yardımcı olun..?
?
Doğrusu hayretler içinde kaldım.. 
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince aklıma ilk İsveç çeliği gelir.. 
Birçok eşya üzerinde ?İsveç çeliğinden yapılmıştır? diye yazardı..
İşte o ülke..
Kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu..
?
İsviçre de..
Zaman zaman belli periyotlarda radyolar, televizyonlar, basın bir haberi duyurur:
?Şu tarihte, şu saatte adamlarımız gelecek..
Siz lütfen hazırlığınızı yapın..
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun..
İsviçre nin kalkınmasına yardımcı olun..
Fazla ağaç ziyanına engel  olun..?
?
Onbeş yaşında idim.. 
Babaannem rahmetli pirinç ayıklıyordu..
Bir tanesi yere düştü.. 
Babaannem eğildi, aramaya başladı..
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu..
Gençlik işte, ?aman babaanne? dedim, ?bir pirinç tanesi için bu kadar yorulmaya değer mi??
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı..
Öfkeyle doğruldu.. 
?Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun? dedi, ?hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?? 
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum..
?
Aradan yıllar geçti.. 
Hukuk Fakültesi?nde öğrenciyim..
Alain?in proposlarını okuyorum.. 
Birden irkildim..
Babaannemi hatırladım..
Alain, ?bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa  karşı  ihanet etmiş olur? diyordu..
Ve şöyle devam ediyordu:  
?Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır..?
?
Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazi yaşayan insanlardır..
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar..
Japonlara göre ruhen gelişmemiş , hayatın manasını  anlayamamış zavallı kimselerdir..
Böyleleriyle, ?zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş?  diye alay ederler..
?
Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır..
Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor..
İç borçlar, dış borçlar  gırtlağı aşıyor.. 
Zamanın başbakanı meclisi toplar..
Kürsüye çıkar, durumu olanca açıklığı ile anlatır..
Ve..
?Şu andan itibaren? der, ?Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim..?
Dediklerini de yapar..
En üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.. 
Japonya bütün borçlarını öder..
?
Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını sanırım söylemeye gerek yok..
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm..
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazi, ne kadar gösterişten uzak..
?
Gerekmediği halde elektriği yakmakla..
Suyu kapamadan boş yere akıtmakta..
Gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla..
Yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla..
Biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?
?
Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.. 
Her şey o  kadar birbirine bağlıdır ki..
İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım:
?Bir mıh bir nal kaybettirir..
Bir nal bir atı , bir at bir orduya savaşı kaybettirir..?
?
Özetle..
Maddi durumumuz ne olursa olsun..
İster zengin olalım ister fakir..
Hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız..
?İsraf?ı önlemek zorundayız..
Bunda..
Parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır..