Yıllarca hararetle savunduğunuz, talep ettiğiniz Anayasa değişikliği fırsatı ayağınıza gelince, o değişime karşı çıkmanın anlamı nedir? Bu kısmi değişikliğe bile ?hayır? diyenlerin, yarın 12 Eylül Anayasası?nda daha önemli değişiklikler yapabileceğine kim inanır?
 Anlamıyorum. Hele hele Cumhuriyet Halk Partisi?nin ?Yargı sivil iktidarın eline geçecek? gibi saçma sapan bir bahane ile bu meselenin karşısında durmasını anlamıyorum. Yıllardır demokrat bildiğimiz insanların bu meseleye ?hayır? demesini kabul edemiyorum. Sevgili Hasan Subaşı?nın açıkladığı gibi, Demokrat Parti?nin hala takınacağı tavrı belirlememiş olmasını izah edemiyorum. Hüsamettin Cindoruk gibi bir insan, bu mesele ile ilgili henüz iki kelime etmedi. Buna anlam veremiyorum.
 Ancak sayısı hızla artan ve özünde demokrat olduğunu ispat eden insanları da yürekten kutluyorum. Önce Hasan Subaşı ?Benim oyum evet? dedi. Ardından dün beni arayan İsmail Erten, ?Benim oyum evet? açıklamasını yaptı. ?Peki sen MHP?lisin. Partin de hayır kampanyası başlattı. Nasıl olacak bu iş?? şeklindeki soruma da, ?Bugün itibariyle istifamı gönderdim. Yıllarca sivil irade üstünlüğü için mücadele ettik. Şimdi bu yönde yeterli olmasa da bir adım atılıyor. Bu adımı kimin attığı önemli değil. Harekete geçilmiş olması, değişim yapılıyor olması önemli. Bu noktada sayın Devlet Bahçeli ile görüş ayrılığım doğdu. Zaten bir süre önce ?Başbakan elimizi öpsün, bizden özür dilesin? anlamına gelecek sözleri de bana yanlış gelmişti. Üslup farkı nedeniyle bu partide artık kalamam? cevabını verdi.
 Bu iki isim örnektir. Sokakta gezerken, vatandaştan da aynı tepkileri alıyorum. Vatandaş gerçeklerin farkında. Zaten muhalefet partileri de o gerçeği açıkça olmasa da itiraf ediyor. Ak Parti bu adımı attığı için karşı olduklarını ispat ediyor. Sanırım bulmakta zorlandığım o izahda burada yatıyor. Anayasa değişikliğine yüzde yüz destek vereceği düşünülen insanların, ?hayır? demesinin altında bu neden yatıyor. Yürekli insanlar ise ortaya çıkmaktan hiç çekinmiyor. Yıllarca savundukları değişim fırsatı ayaklarına gelmişken, farklı bir tutum içerisinde olmanın hesabını halka veremeyeceklerini iyi biliyor.
 Bu meselede kimin adım attığının ne önemi var?
 Türkiye yıllarca bu nedenle kaybetti. Muhalefet partileri, yapılan işlerin doğru olduğunu bile bile, yapandan dolayı doğru işlere karşı çıktı. Bir örneği daha burada yaşanıyor. Yıllardır tanıdığım sosyal demokrat dostlarım var. Onlarla sohbet ederken, derinlerde yatan bu gerçek bir şekilde su yüzüne çıkıyor.
 Onlar adına ben utanıyorum. Ancak onlar utanmıyor.
 Bu millet bunun hesabını sormaz mı?
 ?Ey siyasetçi!.. Ey Gazeteci!.. Sen yıllarca bize 12 Eylül Anayasa?nın yanlışlarla dolu olduğunu söyledin. Bunu söylerken, değişirmek için ciddi hiçbir adım atmadın. Şimdi birileri çıkmış, bunu değiştirmek istiyor. Ancak sen buna karşı çıkıyorsun. Neden?? diye sormaz mı? Bunun arkasında farklı nedenler aramaz mı? Bu hareketler, son yıllarda ortaya çıkan derin ilişkilerin ispatı olmaz mı?
 Sayın Kemal Kılıçdaroğlu!..
 Şayet göreve geldiğin ilk gün, CHP?nin itirazını geri çeksen ve bu referandumda ?oyumuz evet olacaktır? desen, tarihe geçerdin. İşte o zaman bize CHP?de bir değişim olduğunu ispat eder, belki de iyi bir yerlere gelirdin. Ama treni sende kaçırdın.