Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, ?Absürt? fikirler ile kent sakinlerinin karşısına çıkmayı adet edindi. Son bombayı, ?Cam piramiti yıkalım. Yerine yeni kültür merkezi yapalım? sözleriyle patlattı.
 Bu fikir durup dururken ortaya çıkmadı. Bununla ilgili bana ulaşan bazı istihbaratlar vardı ancak ciddiye almamıştım. Anlaşılan bundan böyle işin içinde Akaydın varsa en garip duyumları bile ciddiye almak gerekecek.
 ?Belediye borç batağında? diyen, ?Bu nedenle iş yapamıyoruz? savunması yapan sevgili Akaydın hoca, milyonlarca dolarlık yatırım gerektiren bu fikri kamuoyu ile paylaştıktan sonra, doğal olarak tepki çekti.
 Millet ?Para yok diye hiçbir hizmet yapmayan başkan, bu projeyi hayata nasıl geçirecek?? düşüncesinde haksız değil. Ayrıca Cam Piramit?in nasıl yapıldığını unutmayan kent sakinleri, bu önerinin ne kadar akıl almaz bir fikir olduğunu da düşünüyor.
 Hürriyet Gazetesi?nden Dursun Gündoğdu, bu konunun gündeme getirilmesinin bile rahmetli Sakıp Sabancı?ya büyük bir haksızlık olduğunu yazdı. Kesinlikle haklı. Antalyalı o eser için aylarca eylemler yaptı. Eseri rahmetli tamamladı.
 Bu arada hocanın gündemde kalabilme başarısının da önemli bir örneği oldu ?Cam Piramit i yıkalım? önerisi. Başkan ne yapıyor, ediyor, kent gündeminden günlerce düşmeyecek işlere imza atıyor. Bu konuda başarılı olduğunu kabul etmek gerekiyor.
 Gündeme her hafta başka bir ?absürt? konu ile geliyor olsa bile, sanırım ?Reklamın iyisi, kötüsü olmaz? gerçeğini iyi biliyor. Keşke hizmetleri ile konuşuluyor olsaydı ancak hizmet veremeyince, hoca gündeme bu şekilde gelmeyi seçiyor.
 Cam Piramit meselesini tartışmak bile bana göre büyük bir saçmalıktır. Çünkü; Bu kentin ortak eylemlerle kazandığı o eserin değeri ölçülemez. Kaldıki rahmetli Sabancı nın bu eseri bitirdiğini unutmamak gerekir.
 Bu iki mesele aşılsa bile, Akaydın hocanın kendi imkanları ile yeni bir kültür merkezi yaptırması imkansız. ?İmkan var? diyorsa, Cam Piramit e gele kadar bu kentin önceliği çok. Onlara el atması gerekir.
 Aldığım duyumlarla ilgili tek bir satır yazmak istemiyorum. Bundan birkaç ay öncesine kadar aldığım her duyumu bu köşeye taşıyordum. Ancak gördümki benim uyarılarım, dostça algılanmıyor. O zaman dostluk yapmanın anlamı yok.
 En iyisi her şeyi zamana bırakmak. Benden öyle yapıyorum. Şayet o duyumların doğruysa, nasıl olsa herkes öğrenecek. Şimdiden kesin olmayan bir konuyu yazmak da mantıklı değil.
 Daha önce söz verdiğim gibi haksızlık yapmak istemiyorum. Hocanın önünde daha dört yıl var. Artık hizmet üreteceğine olan inancımı devam ettirmek istemiyorum. Ona en çok inananlar bile artık terk ettiği halde, ben Antalya için bunu istiyorum.