Denizcilik sektörünün kalbi önümüzdeki günlerde sandıkta atacak. İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) genel merkez ve şube seçimleri yaklaşırken, kulisler hareketli, listeler hazırlanıyor, adaylar vizyonlarını bir bir sahaya sürüyor. Sektörün geleceğine yön verecek bu kritik dönemde, tüm başkan adaylarının ve meclis üyesi adaylarının ajandasında en üst sırada yer alması gereken hayati bir konuyu, Türk gemi adamlarının istihdam krizini köşeme taşımak istiyorum.

Sektörün içinden ve bu sorunları yakından takip eden bir kalem olarak, yeni dönemde göreve talip olan kadroların bu konuda çok ciddi inisiyatifler alacağına ve ezber bozan çözümler üreteceğine dair inancım tam. Çünkü denizciliğimizin küresel vizyonu, ancak güçlü bir insan kaynağı politikasıyla taçlandırılabilir.

Bakınız, küresel denizcilik dünyasında göz ardı edilemeyecek, çözülmeyi bekleyen çok net ve yapısal bir tablo var:

1) 2025 Yılı Projeksiyonlarının Ardından Küresel Zabit Açığı Derinleşiyor:


Uluslararası denizcilik örgütlerinin raporlarında 2025 yılı için öngörülen 147 bin zabit açığı uyarısı, küresel ticaretin büyümesiyle bugün hâlâ yakıcı bir gündem maddesidir. Dünya genelinde gemileri yürütecek akıllı beyinlere, yetişmiş zabitlere deli gibi ihtiyaç duyuluyor. Küresel piyasadaki bu devasa pasta, Türk denizcileri için aslında muazzam bir fırsat kapısıdır.

2) Hem İşsizlik Hem İstihdam Açığı Tezatı Çözüm Bekliyor:


Dünyada böylesine bir zabit ihtiyacı varken, ülkemizde genç denizcilerimizin istihdam süreçlerinde tıkanıklıklar yaşaması tam bir yapısal tezattır. Zabit kademesinde küresel kıtlık yaşanırken, tayfa sınıfında arz fazlası ve işsizlik bir arada görülmektedir. Türk armatörlerinin yabancı bayraklı gemilerde yerli personel istihdamını artırmaya yönelik teşvik edici adımların atılması, kendi evlatlarımızın küresel sularda önünü açacaktır.

3) Uluslararası Rekabetteki En Büyük Bariyerimiz: İngilizce Zaafiyeti:


Türk gemi adamlarının uluslararası piyasada bayrak göstermesinin önündeki en büyük engel, kronikleşen yabancı dil yetersizliğidir. Dünyada denizcilik dili İngilizce iken; Filipinler, Hindistan ve Endonezya gibi ülkeler dil avantajıyla küresel filoları domine etmektedir. Bakanlığımızın YÖKDİL veya YDS hamleleri mevzuat açısından önemli birer adım olsa da gemideki pratik mülakat ve operasyonel dil sorununu kökten çözecek sektörel hamlelere ihtiyaç vardır.

Sosyal medyada denizcilik camiasının değerli isimlerinin de sıkça haykırdığı gibi: "Böyle giderse Türk gemi adamlarının geleceği parlak değil."

İşte tam bu noktada gözler, İMEAK Deniz Ticaret Odası yönetimine talip olan sayın başkan adaylarına ve meclis üyelerine çevriliyor. Sadece tonajları, navlunları ve tersane kapasitelerini konuşmak yetmez; insana yatırımı ve Türk gemi adamının küresel rekabet gücünü odanın öncelikli politikası haline getirmek zorundayız.

Adayların, denizcilerimizin dil sorununu pratik düzeyde çözecek eğitim akademilerinden, armatörleri yerli istihdama yönlendirecek stratejik ortaklıklara kadar geniş bir yelpazede inisiyatif alacağına yürekten inanıyorum. Bu vizyonu ortaya koymak, Türk denizciliğini sadece gemi sahibi olan değil, dünyaya nitelikli insan kaynağı ihraç eden bir güç haline getirecektir.

Seçim sürecinin sektörümüze hayırlı olmasını diler, yeni yönetimin bu hayati sınavda en ön safta yer almasını temenni ederim.

Selametle…

İzzet Ünlü
Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı