Hükümetler ve belediye başkanları zam yapar..
Sesimiz çıkmaz..
Şirketler işçi çıkartır..
?Hoop, n?oluyor? demeyiz..
Kentin her yeri defalarca kazılır-kapatılır..
?Niye? diye sormayız..
İşçisine maaş vermeyen Başkan, ?çalışan ve emekçinin haklarını savunan bir dernek? tarafından ?Yılın Başkanı? seçilir..
İtiraz bile etmeyiz..
?
Ne oldu bizlere?
Bu kadar mı ?çaresiz?leştik?
Ya da..
Çaresizleştirildik mi?
?
Görünen bu..
Buna bir itirazınız var mı?
Yok..
O halde gelin, ?bir toplum nasıl çaresizleştiriliyor?muş, ona bir göz atalım..
Sizlere..
Toplumun, ?çaresizliğe alıştırıldığını? kanıtlayan çalışmalardan birini aktaracağım..
?
Toplum bilimci Hiroto, deney için beşer kişilik üç ayrı grup oluşturur..
Ve üç odaya da ?yüksek sesli? gürültü verilir..
Birinci gruptakiler, odadaki gizli düğmeyi bulup bastıklarında gürültü kesilmektedir..
İkinci grubun odasındaki düğmelerin hiçbirisi çalışmamakta, gürültüyü kesememektedir..
Üçüncü grubun odasındaki gizli düğmeler ise, gürültüyü kesmediği gibi her düğmeye basışta ses daha da yükselmektedir..
...
Gürültü yayını başladığında, ilk gruptakiler düğmeyi bularak gürültüyü keserler..
İkinci gruptakiler bütün uğraşlarına karşın gürültüyü kesen düğmeyi bulamayınca bir süre sonra aramaya son verip, köşelerine çekilirler..
Ve çaresizce sesin kendiliğinden susmasını beklerler..
Üçüncü odada durum biraz daha sıkıntılıdır..
Bu odadaki düğmeler sesi kesmediği ve her basışta daha da arttığı için grup araştırmayı uzatmadan hemen bırakır..
?
Bu deney aynı gün defalarca tekrarlanır..
Sonuç hep aynıdır..
Birkaç gün sonra grupların odaları değiştirilir..
Ama bu kez her gruba yeni iki tutuklu daha eklenir..
Ve deney tekrarlanır..
Birinci odadakiler yine hep birlikte düğmeyi ararlar..
İkinci odadakilerden eski beş tutuklu gürültü başlayınca yerlerinden kıpırdamaz, sadece yeni gelen iki kişiyi umutsuzca seyrederler..
Üçüncü odadakiler gürültüyü hareketsiz ve çaresiz karşılarlar..
Ancak, yeni gelen iki kişinin düğme aramasına da izin vermezler..
Yeni odayı hiç denemedikleri halde, ?ses daha fazla yükselir? korkusuyla kendileri hareketsiz kaldığı gibi, öbürlerine de engel olurlar..
?
Böylece..
Birinci odadakiler "araştırıcı, dinamik toplum?u..
ikinci odadakiler ?öğrenilmiş çaresizlik? duygusuyla, ?hiçbir çaba göstermeksizin sonucu peşinen kabullenen çaresizler?i..
Simgeliyor..
Üçüncü odadaki eskiler ise, ?çaresizliği kabullenen, aktiviteye sahip yeni katılanları da durduran bağnaz grup?tur..
?Yenilere, yani gençlere deneme fırsatı bile vermeyen, daha kötüsü gelir endişesi ile zor kullananlar?dır..
Toplum bilimciler bu durumu, ?toplum tarafından bireylere çaresizlik aktarmak? olarak tanımlıyor..
?
Yukarıdaki deneyi gerçekleştiren toplum bilimci Hiroto, bütün suçun ?yöneticilerde? olduğunu, ?insanlara çaresizliğin kasten aktarıldığını? iddia ediyor..
Bu duruma da, ?Öğretilmiş Çaresizlik? deniyor..
?
Ne dersiniz, yukarıdaki deney ve Hiroto?nun iddiaları bize, toplumumuz üzerindeki çaresizliğin nedenlerini biraz olsun açıklamıyor mu?
Bunu biraz düşünün ve şu sorulara da içtenlikle bir cevap verin:
-         Öyleyse, Türkiye için her şey bitti, bu toplum tükendi mi?
-         Koskoca bir ülke kendini ?çaresizliğe? kurban etmiş olabilir mi?
Görünen bu..
Ama ben, umudumu yitirmek istemiyorum..
Ya siz?