Bugün size iki hikaye aktaracağım. İki hikayede kolektif ruh, birbirini kollama ve imkansızlıklarla baş etmenin aslında sanıldığı kadar güç olmadığını göreceksiniz. Buyurun okuyun kararı siz verin.
Kolektif ruh
Bir gün Arabın teki saçını kestirmeye berbere gitmiş. Kestirdikten sonra da berbere para vermek istemiş. ‘Paranı dünyada kabul etmem. Bu kamu hizmeti’ demiş berber. Arap pek sevinmiş bu işe, şaşkın ama hoşnut, dükkândan çıkmış. Ertesi sabah berber dükkânı açarken kapıda bir sepet bulmuş. Üzerinde ‘Teşekkürler’ yazılı bir kart, bir sepet de hurma.
Ertesi gün Türk’ün tekinin yolu düşmüş aynı berbere. O da saçını kestirmiş, o da kestirdikten sonra para vermek istemiş ama berber yine, ‘Paranı kabul edemem. Bu kamu hizmeti’ demiş.
Türk de pek sevinmiş bu işe, şaşkın ama hoşnut dükkândan çıkmış. Ertesi gün berber dükkânı açarken kapıda, üzerinde ‘Teşekkürler’ yazılı bir kart ve bir kutu lokum bulmuş.
Ertesi gün bir Ermeni gelmiş aynı dükkâna. O da saçını kestirdikten sonra berbere ücreti ödemek istemiş ama adam itiraz etmiş, ‘Kusura bakma, paranı kabul edemem. Bu kamu hizmeti’ Ermeni pek sevinmiş bu işe, o da gayet şaşkın ama hoşnut dükkândan çıkmış. Ertesi sabah berber dükkânını açtığında... Bilin bakalım orada ne bulmuş?
Berber karşısında bir düzine Ermeni daha bulmuş! Orada dizilmiş bekliyorlarmış!
Burada birçoğunuzun Ermenileri beleşçi bir halk olarak yorumlayacağını düşünüyorum.
Ancak öyle değil.
Hikayede aslında Ermenilerin birbirlerini kolladığı dile getiriliyor. Güzel bir şey gördüler mi hemen arkadaş ve akrabalarıyla paylaşırlar. Bu kolektif ruh sayesinde bugün halen varlar.
+++++++++++++
İmkansız yoktur
Amerika’da bir üniversitede sömestr tatiline bir gün kala hoca öğrencileriyle sohbet ediyor. Derste bir öğrenci uykuya yenik düşüyor. Uyandığında sınıfta kimseyi bulamıyor. Tahtada ise iki problem görüyor. Hocanın bunu ödev olarak verdiğini düşünen öğrenci iki problemi defterine yazdıktan sonra okuldan ayrılıyor. Öğrenci 15 gün boyunca bu problemleri çözmek için uğraşır. Birini sonunda çözen öğrenci okulun açıldığı ilk gün hocasına gider ve çözdüğü problemi masasına koyar. “Hocam bir problemi çözdüm, ancak diğerini çözemedim” der. Şaşkına dönen Hoca ise “Bu ne?” diye sorar. Öğrenci de “Hocam sömestr tatiline girmeden önce sınıfta uyumuşum. Uyandığımda tahtada bu iki problemi gördüm. Ben de her halde hoca ödev verdi diye soruları not aldım. 15 gün çalışıp çabaladıktan sonra bu problemi çözdüm” der. Şaşkınlığı bir kat daha artan Hoca, “Ben o problemleri ödev olarak vermedim. Dünyada halen çözümü bulunamayan iki problem örneği olarak tahtaya yazdım” der.
Burada öğrenci eğer uyamamış ve Hoca’yı dinliyor olsaydı “Nasıl olsa bu soruyu kimse çözememiş. Ben de uğraşmayayım” deyip hiç ilgilenmeyebilirdi. Ancak ödev olarak düşündüğü problemin üzerinde uzun uzun çalıştıktan sonra kimsenin yapamadığını yapmış. Bu da bize aslında imkansızlık yoktur, yeter ki inan sözünü hatırlattı.
Antalya
Spor
İlçeler
Asayiş
Güncel
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
İl içi tayinlerde takvim tepkisi
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine