Hafta sonunda arşiv taraması yaparken 10 yıl önce not aldığım ve kimden ya da nereden aldığımı yazmadığım ilginç bir bilgiye rastladım.

“Söke’nin eski adı Domatia olan Doğanbey köyünde kadınlar 100 yıldır ekşi ekmek mayasını beslemeye devam ediyorlarmış…

Bu köy eski Rum yerleşimi ve ekşi maya geleneğinin de Rumlardan kalma olduğunu köylüler ifade etmişler…”

Arşivimdeki bu bilgiyi yeniden okuyunca aldı beni bir düşünce…

Sorular ve yorumlar şimşek gibi beynimde dolaşmaya başladı…

En kıymetli hazine gibi saklamışlar bir avuç ekşi mayayı…

Belki de bin yıldır süregelen zamanda yaşatılan ekşi maya kim bilir kaç ömrü tüketmiş, kaç genç kızı kocatmış, kaç ihtiyarı göndermiştir...

Nice savaşlar, nice katliamlar görmüş ama hep varlığını sürdürmüş inadına…

Bir zamanlar Anadolu’nun bu kadim topraklarında Türkler, Kürtler, Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Lazlar, Keldaniler omuz omuza birlikte yaşamışlar, dayanışmışlar, birlikte demiri dövmüşler, telkâri ustalığı yapmışlar, harman savurmuş, ekmek üretmişler…

Ekşi mayalarını yaşatmış ve paylaşmışlar…

Bir avuç hamurun içine barışı, kardeşliği, dostluğu ve yarenliği sığdırmışlar…

Ama gün gelmiş onları kendi öz yurtlarından kovmuşuz…

Bu topraklar sadece Türklerindir, demişiz…

Onların yerini şimdilerde milyonlarca Suriyeli, Afganlı, Iraklı, İranlılar aldı…

Tıpkı Rumları, Ermenileri kovduğumuz gibi şimdilerde onları da kovmaya çalışıyoruz…

Sanki topraklarımızı alıp gideceklermiş gibi hala bu topraklar sadece Türklerindir diyoruz çünkü…

Bir türlü birlikte yaşamayı, birlikte üretmeyi, birlikte paylaşmayı öğrenemedik ya da öğrenmemize fırsat verilmedi/verilmiyor…

Kan ve gözyaşı ile yoksul ve sürünerek ama kendin gibi olmayana düşmanca davranarak yaşamayı dayatıyorlar bizler…

Bunu hak etmiyoruz…

Unutmamak gerekir ki iyilik de kötülük de hayat heybesinin içinde birikiyor…

Öyleyse heybemizde bin yıldır biriken iyilikleri ve kötülükleri döküp bir envanterini çıkarmak zamanı gelmedi mi artık…

Peki nasıl ayırt edeceğiz iyi ile kötüyü?

Evrensel ölçülerde iyi ve kötüyü kategorize edebiliriz…

Ama ya öznel ölçülerde nasıl ayırt edeceğiz?

Bir yanda tüm kadim kültürdeki insanların emeği ile birlikte hep beraber ekşi mayayı ve ekmeği üretmek, paylaşmak var;

Diğer yanda ekşi mayayı ticarileştirerek büyük kazançlar elde edenler var…

İşte sizlere seçenek…

Sizce hangisi iyi, hangisi kötü?

Diğer bir deyişle;

Ekşi mayanın yarattığı kardeşlikten mi yanasınız,

Yoksa ekşi mayanın ticarileştirilerek servet elde edenlerden mi yanasınız?

Hayat heybenizdeki envanter size ne söylüyor?

Her ikisinden yanayız diyenler varsa iyi bilsinler ki gün gelir bertaraf olurlar…