Hüseyin Turan isimli bir “şahıs” kendini “köşe yazarı” yerine koymuş, bana ve Menderes Türel’e vermiş veriştirmiş..
Biraz da “belden aşağı” vurmuş..
Antalya’ya verilen hizmetler konusunda, “Profesör Akaydın-Lise Mezunu Türel kıyaslaması” yapmaya kalkışmış..
Ve tabii, her şeyi ağzına-yüzüne bulaştırmış..
Yazıya beni bulaştırdığı için, gereken cevabı vermek de bana düştü..

İnsan önce “at gözlüklerini” çıkarır da Antalya’ya şöyle bir bakar..
Antalya’yı bir “profesör” idare ediyor da..
Bugüne kadar ne yaptı?
Bir “Lise tahsilli”nin yaptıklarına bak, bir de “profesör”ün..
CHP’liler bile, “Akaydın’ın bu kente hizmet etmediğini, sadece kendine çalıştığını, Türel’e seçimde haksızlık edildiğini” söylüyorsa..
Oturup “o profesörü” epeyce bir düşünmek gerekmez mi?

Gelelim “tahsil” konusuna..
Menderes Türel İngiltere’de 3 yıllık bir üniversite mezunu..
Bilmeyenlere söyleyeyim, İngiltere’de bazı üniversiteler 3 yıllık eğitim veriyor..
Yani Türel, lise değil bir üniversite mezunu..
Ancak..
1980’de askeri yönetimin ortaya koyduğu Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK), yurtdışındaki 3 senelik üniversitelerin Türkiye’de denkliğini kabul etmedi..
Bu nedenle İngiltere, Fransa ve diğer birçok Avrupa ülkesinde, üniversite mezunları “YÖK mağduru” oldu..
Bu konu hala tartışılıyor..
Prof. Dr. Eser Karataş bu konuyla ilgili, 3-4 yıl önce “YÖK Mağduru Üniversite Mezunu Liseliler” hakkında bir yazı bile yazdı..
Ancak..
Menderes Türel, bunların hiçbirini çok yakınları dışında hiçkimseyle paylaşmadı..
Uzun yıllar odalarımız yanyana birlikte çalıştık..
Ben de “en yakınındaki biri” olarak bu konuyu biliyorum..
Hatta, siyasete girmeden bile ATSO Başkanı iken, (üniversite mezunu olmasına rağmen YÖK mağduriyetinden dolayı) “üniversite mezunuyum” diye özgeçmişine yazmadı..
Hem ATSO, hem de Büyükşehir Başkanlığı döneminde Antalya’ya yaptığı hizmetlerden sonra, yazmasına gerek yoktu zaten..

Ziya Paşa’nın iki sözünü yeri gelmişken hatırlatmak isterim..
BİR.. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..
Yani..
İşini “adam” gibi yapıyorsa, ne mezunu olduğu o kadar da önemli değildir..
İKİ.. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri..
Yani..
Antalya’da kimin “semer” kimin “eser” bıraktığını zaten vatandaş biliyor..
Her gün vatandaşın arasına giriyor ve her kesimle konuşuyorum..

Bana “laf atan” kişiye “yazar” diyemiyorum..
Çünkü “köşe yazarı” olabilmek için önce gazetecilik yapması, epeyce bir mürekkep yalaması gerekir..
Biliyor musunuz, “bilmediğini bilmeyen”lerden çok korkarım..
Türel’i bilmiyor..
Beni hiç tanımıyor..
Buna rağmen Türel’i de, beni de bir yerlere oturtuyor..
Tipik bir “CHP’li davranışıdır” bu..
Çünkü..
En iyi CHP’liler bilir, CHP’lilerin her dediği-düşündüğü-uyguladığı doğrudur..
Eğer CHP’liler gibi düşünmüyorsan “öteki taraf”sındır..
Hüseyin Turan isimli “şahıs” da işte bunu yapıyor..
Ve Türel’i “lise mezunu” diye küçümsemeye çalışırken, bütün lise mezunlarına da hakeret ediyor aslında..
Oysa..
Menderes Türel, CHP eski genel başkanı Deniz Baykal’la aynı liseyi (Antalya Lisesi) bitirmekten dolayı şeref duyduğunu söyler hep..
Kaldı ki..
Büyük hizmetler vermek, projeler üretmek, vizyon sahibi olmak gibi işler “tahsile” bağlı olsaydı..
“İlkokul mezunu” Vehbi Koç, Türkiye’nin en büyük holdinginin sahibi olamazdı..
“Lise mezunu” Bülent Ecevit de “Başbakan” olamazdı..
Bunlar sana kapak olsun Hüseyin Turan..
Profesör olursun, ama “adam” olamazsın..
Lise mezunu olursun, ama Başbakan bile olursun..

O yazında yazdığın her kelimeye verecek cevabım fazlasıyla var..
Ama..
Mevlana neylemiş, eylemiş güzel bir söz söylemiş:
“Her söze verilecek bir cevabım vardır..
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye..”
Bunu anlayabilecek misin?

Son olarak, bir başka profesörün (Prof. Dr. İlhan Arsel’in) yazdığı, “Biz Profesörler” isimli kitabından küçük bir bölüm vereceğim..
Profesör diye gözünde büyüttüğün kişiler (hepsi değil tabii-geneli) aslında neymiş, oku da öğren..
Belki “profesör-liseli kıyaslaması yaparken” utanırsın biraz..
“Bizim Profesörler..
Tıpkı kendilerinden öncekiler gibi..
Bilgisiz, bilinçsiz ve yetersiz yöntemleriyle her kötü gidişe daima seyirci..
Her haksızlığa daima omuz silkici..
Her haysiyetsizliğe daima boyun eğici..
Bir zihniyetin temsilcileridir.
Gerçek aydın yetiştirmek şöyle dursun, fakat toplumumuzun yazgısına egemen sınıflarla birlikte sömürü düzenini sürdürmeyi daima doğal bilmişlerdir..
Gün görmüşlüklerine..
Genellikle yabancı diyarlardan diploma edinmişliklerine rağmen..
Çoğunluk itibariyle orta çağ kafasını terk edememiş, ulusal benlik nedir öğrenememişlerdir..
Ülkemizin yüzyıllar boyu hiç bitmeyen, giderek büyüyen geriliklerine..
Çilelerine..
Akılcı bir çare bulmayı becerememiş..
Sürüklendiğimiz felaketi görememişlerdir..
Oysa..
Onlara bunu artık öğretecek ve gösterecek bir ders gerek..
Suçluluklarını belirtecek bir kötek gerek..
Kısacası..
Tam bir şok tedavisi gerek..
İçlerinde hiç kuşkusuz pek iyileri olmakla beraber çoğu yetersizdir..
Dahası..
Orta çağ üniversitelerinde hademelik yapamayacak kertede kimselerdir..”
(İnkılap Kitabevi, 3. Baskı, 1992)

“Hoca”nın peşinden gidenler ve Hüseyin Turan gibiler..
Haydi bir daha okuyun bu yazıyı..