Birkaç gün önce Antalya Büyükşehir Belediyesi Mali İşler Daire Başkanvekili Mahmut Akbaş ile ilgili bir yazım yayınlandı. Akbaş?ın üniversitede çektiği sıkıntıları dile getirmiştim. O yazıdan sonra çok arayan oldu. Sıkıntı çeken tek kişinin, Mustafa Akaydın?ın Üniversite?den ayrılmasından sonra sadece Akbaş olmadığını, o ekipteki herkese ciddi zulüm yapıldığını söyledi.
 Herkesin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın?ı, ?Belediyeyi üniversite kadroları ile doldurdu? diye eleştirdiğini, ancak hiç kimsenin 40?a yakın kişinin üniversiteden adeta kaçarçasına belediyeye neden geldiğini sorgulamadığını ifade edenler oldu. Bir yetkili, ?Bunların arasında Akdeniz Üniversitesi?nin kuruluşundan bu yana orada çalışmış, üniversiteyi evladı gibi görmüş insanlar var. Onlar zulüm çekmese, kaçarcasına belediyeye gidermiydi?? diye sordu.
 Bu bilgiler gerçekten meselenin hiç değinilmeyen boyutları olduğunu gösteriyor. O kadroların bu kadar zor durumda bırakılmasına sessiz kalmış olmanın vicdansızlık olduğunu ispat ediyor. Ancak bunu kabul ederken, Antalya Büyükşehir Belediyesi?nin son bir buçuk yılındaki vicdansızlıkları da atlamamak gerekiyor.
 Bu kadro ciddi sıkıntılar yaşayıp, kaçarcasına belediyeye geldi. Ancak gelişi ile birlikte bu seferde Antalya Büyükşehir Belediyesi?ne yıllarını vermiş belediye bürokratları ve bazı çalışanları için kabus dolu günler başladı.
 İşte bu noktada başta Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ve onunla birlikte belediyeye gelen yöneticilerin oturup, ellerini vicdanlarına koyarak bir kez daha düşünmeleri gerekiyor.
 Acaba çektikleri o sıkıntıların intikamını alırcasına davranışlar içerisinde bulunmak doğrumuydu? Bundan sonra aynı davranışlar içerisinde bulunmak doğrumudur? Yoksa doğrusu, kendileri ciddi acılar yaşamalarına rağmen, daha önce isyan ettikleri davranışlardan uzak kalıp, yücelmekmidir?
 Hangisi bu ekibi büyütür. Hangisi bu ekibi yarın daha güç durumlarda bırakır?
 İki örnek vereyim. Birincisi, Antalya Büyükşehir Belediyesi?nde 20, kimi daha fazla çalışmış insanları uzaklaştırmak, onların deneyimlerinden faydalanmamak yanlış değilmidir?
İkincisi, saçma sapan suç duyuruları ile belediyenin önceki döneminde de, şimdi de görev yapan bir çok çalışanı zor durumda bırakıldı. Aileleri ile birlikte huzursuz edildi. Aldığım bilgilere göre belediye yönetimi yeni suç duyuruları yapmaya hazırlanıyor. Veya yaptı. Daha öncekilerde çok net bir biçimde dile getirdiğim gibi, bundan da hiçbir sonuç alınması mümkün değil. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bunun tek bir sonucu var. O da, bir kısmı Akaydın ile birlikte çalışmaya devam eden belediyecilerin husursuz edilmesidir. Buna, Akaydın ve onunla birlikte belediyeye gelen ekibin hakkı varmıdır?
 Karar başkan ve ekibinindir. Ancak dışarıdan çok ama çok ciddi vicdansızlıklar yapıldığı net bir biçimde görülmektedir. Daha önce de yazdığım gibi, filler tepişirken, çimler ezilmiştir. Ve ezilmeye devam etmektedir.
 Bunu yapan bir belediye yönetiminin, sağda, solda ?Bizim hakkımızda üniversitede çalışırken, saçma, sapan suç duyuları yapıldı? demeye de, ?Akaydın ayrıldıktan sonra üniversite de çekmediğimiz acı kalmadı? demeye de hakkı yoktur.
 Nereye kadar sevgili hocam?
 Birinin karşılıklı saçmalıklara son vermesi gereklidir. Aksi takdirde bu perde arkası savaşlarının sonu gelmeyecektir. Ayrıca ne kadar haberdar olduğunu bilmediğim başka saçmalıklarda var. Onları da yarın yazacağım.