Özellikle geçen son 1 yıla bakıyorum da ne kadar çok çaresiziz. Toplumun, çaresizliğe alıştırıldığını kanıtlayan çalışmalardan sadece bir tanesini aktaracağım. Toplum bilimci Hiroto, deney için beşer kişilik üç ayrı grup oluşturur. Ve üç odaya da yüksek sesli gürültü verilir. Birinci gruptakiler, odadaki gizli düğmeyi bulup bastıklarında gürültü kesilmektedir. İkinci grubun odasındaki düğmelerin hiçbirisi çalışmamakta, gürültüyü kesememektedir. Üçüncü grubun odasındaki gizli düğmeler ise, gürültüyü kesmediği gibi her düğmeye basışta ses daha da yükselmektedir. Gürültü yayını başladığında, ilk gruptakiler düğmeyi bularak gürültüyü keserler. İkinci gruptakiler bütün uğraşlarına karşın gürültüyü kesen düğmeyi bulamayınca bir süre sonra aramaya son verip, köşelerine çekilirler. Ve çaresizce sesin kendiliğinden susmasını beklerler. Üçüncü odada durum biraz daha sıkıntılıdır. Bu odadaki düğmeler sesi kesmediği ve her basışta daha da arttığı için grup araştırmayı uzatmadan hemen bırakır. Bu deney aynı gün defalarca tekrarlanır. Sonuç hep aynıdır. Birkaç gün sonra grupların odaları değiştirilir. Ama bu kez her gruba yeni iki tutuklu daha eklenir. Ve deney tekrarlanır. Birinci odadakiler yine hep birlikte düğmeyi ararlar. İkinci odadakilerden eski beş tutuklu gürültü başlayınca yerlerinden kıpırdamaz, sadece yeni gelen iki kişiyi umutsuzca seyrederler. Üçüncü odadakiler gürültüyü hareketsiz ve çaresiz karşılarlar. Ancak, yeni gelen iki kişinin düğme aramasına da izin vermezler. Yeni odayı hiç denemedikleri halde, ses daha fazla yükselir korkusuyla kendileri hareketsiz kaldığı gibi, öbürlerine de engel olurlar. Böylece birinci odadakiler araştırıcı, dinamik toplumu; ikinci odadakiler öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla, hiçbir çaba göstermeksizin sonucu peşinen kabullenen çaresizleri simgeliyor. Üçüncü odadaki eskiler ise, çaresizliği kabullenen, aktiviteye sahip yeni katılanları da durduran bağnaz gruptur. Yenilere, yani gençlere deneme fırsatı bile vermeyen, daha kötüsü gelir endişesi ile zor kullananlardır. Toplum bilimciler bu durumu, toplum tarafından bireylere çaresizlik aktarmak olarak tanımlıyor. Yukarıdaki deneyi gerçekleştiren toplum bilimci Hiroto, bütün suçun yöneticilerde olduğunu, insanlara çaresizliğin kasten aktarıldığını iddia ediyor. Bu duruma da, ‘öğrenilmiş çaresizlik’ deniyor. Ne dersiniz, yukarıdaki deney ve Hiroto’nun iddiaları bize, toplumumuz üzerindeki ekonomik krizler, gelir dağılımı gibi konularda çaresizliğin nedenlerini biraz olsun açıklamıyor mu? Bunu biraz düşünün ve şu sorulara da içtenlikle bir cevap verin: Öyleyse, Türkiye için her şey bitti, bu toplum tükendi mi? Koskoca bir ülke kendini çaresizliğe kurban etmiş olabilir mi? Görünen bu. Ama ben, umudumu yitirmek istemiyorum. Ya siz?
Trend Haberler
Manavgat Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı? Ali Gürbüz mü yoksa Feyzullah Aktürk mü?
Manavgat Yağlı Güreşleri’nde finalin adı belli oldu: Ali Gürbüz ile Feyzullah Aktürk er meydanında karşı karşıya gelecek
Muhittin Böcek etkin pişmanlık başvurusu yaptı
Manavgat Belediyespor’un rakibi 1923 Afyonkarahisarspor
Manavgat Yağlı Güreşleri’nde yarı finalistler belli oldu: Ali Gürbüz ile Orhan Okulu düellosunda kazanan kim oldu?
Bakan Fidan, İranlı mevkidaşıyla görüştü