Takviye edici gıdalar…

Bir dönem sadece spor yapanların ya da vitamin eksikliği yaşayanların gündemindeydi. Bugün ise market raflarından eczanelere, sosyal medya reklamlarından internet satışlarına kadar hayatın tam merkezine yerleşmiş durumda. Sabah enerjik uyanmak için bir kapsül, bağışıklığı güçlendirmek için bir tablet, daha iyi uyumak için bitkisel damlalar… İnsanlar artık sağlıklı yaşamak kadar “desteklenmiş” yaşamayı da tercih ediyor.

Ancak büyüyen her sektör beraberinde denetim ihtiyacını da getiriyor.

İşte tam da bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı yeni yasa teklifi taslağı dikkat çekici bir dönemin habercisi niteliğinde. Taslağın en önemli tarafı ise yalnızca ürünleri değil, sistemi baştan sona yeniden düzenlemeyi hedeflemesi.

Bugüne kadar takviye edici gıdalar konusunda zaman zaman yetki karmaşası yaşanıyordu. Hangi ürünün gıda, hangisinin sağlık ürünü sayılacağı konusunda gri alanlar oluşabiliyordu. Yeni düzenleme ile bu karmaşanın önüne geçilmek isteniyor. Bunun için de “Takviye Edici Gıda Değerlendirme ve Belirleme Komisyonu” kurulması planlanıyor.

Komisyonun yapısı da dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı eşit şekilde temsil edilecek. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek olması, halk sağlığı hassasiyetinin daha güçlü şekilde öne çıkacağını gösteriyor.

Asıl önemli nokta ise ürünlerin yalnızca etiketine ya da pazarlama diline bakılmayacak olması. İçeriğindeki etken maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkileri bilimsel açıdan değerlendirilecek. Yani “doğal” ya da “bitkisel” olması artık tek başına güvenilirlik algısı yaratmaya yetmeyecek.

Çünkü son yıllarda özellikle internet üzerinden kontrolsüz şekilde satılan bazı ürünler ciddi soru işaretleri oluşturdu. İçeriği belirsiz kapsüller, hızlı kilo verdirme vaadi taşıyan karışımlar ya da bilinçsiz kullanım sonucu sağlık riski oluşturan destek ürünleri toplumda önemli bir tartışma yarattı.

Yeni düzenleme işte bu noktada daha sert bir mesaj veriyor:

Onay almayan ürünler piyasadan toplatılacak.

Bu karar, hem tüketici güvenliği açısından hem de sektörde kurallara uygun çalışan firmalar adına önemli bir eşik olabilir. Çünkü denetimsiz büyüyen bir pazar, bir süre sonra güven kaybını da beraberinde getiriyor.

Elbette burada önemli olan yalnızca yasaların çıkması değil, uygulamanın da etkin şekilde yürütülmesi. Raflarda bulunan her ürünün gerçekten denetlenmesi, internet satışlarının kontrol altına alınması ve vatandaşın doğru bilgilendirilmesi sürecin en kritik parçaları olacak.

Görünen o ki Türkiye, takviye edici gıda sektöründe artık daha sıkı, daha kontrollü ve daha bilim temelli bir döneme hazırlanıyor. Sağlık için kullanılan ürünlerin gerçekten sağlığı koruyup korumadığı sorusu ise bundan sonra çok daha yüksek sesle sorulacak.