Değerli meslektaşım Ali Buldu, dün köşesinde hala kim olduğu çözümlenememiş birisiyle ilgili hem haber, hem de yorum yapmış.
Ali söz konusu kişiyle ilgili olarak, “Bazıları ‘saunacı’ dedi, bazıları da ‘fotoğrafçı’. Biri Adanalı, diğeri Karslı, beri ki de İzmirli yaftası yapıştırdı alnına. Ama kim olduğunu çözemediler” diye tarif veriyor.
Tarifte bulunduğu kişi, CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan.
Ve aynı Sapan çantasını taşıyor olmaktan gurur duyduğu Deniz Baykal için, “O siyasetin bir tanrısıdır. Allah uzun ömür versin ki güvencemiz olsun” cümlesini kullanmış.
Ali Buldu kardeşim de dediklerini aynen vermiş.
Sapan, Baykal için “Tanrı” benzetmesi yapıyor.
Ve açılımını için de, “Şu an Türkiye’de aktif siyasetin içindeki ulus devletçiliğin tek savunucusu Deniz Baykal’dır. O laikliğin de, ulus devletin de sigortasıdır. Böyle bilinmeli ki o siyasetin bin tanrısıdır” cümlelerini kullanıyor.
Bu satırları okuduktan sonra neden yalan söyleyeyim ben, “Allah akıl fikir versin” demekten kendimi alamadım.
Bir insan başkasını babasından öte sevebilir mi?
Mecazi anlamda yani karşındakini onere açısından belki öyle bir cümle kullanılabilinir fakat, Baykal’ın çantasını taşımasıyla “çantacı” yakıştırması da yapılan Sapan, “Ben onu babamdan öte seviyorum. Değil çantası her şeyini taşır, saygıda kusur etmem” diyor.
Bunu okuyanlar, benim yukarıda, “İçimden Allah akıl fikir versin demekten kendimi alamıyorum” dediğim gibi, “Yalaka” demekten kendilerini alıkoyarlar mı koymazlar mı?
Sapan efendi vatandaşların ayaklarına kadar gidip, kapı kapı dolaştığından bahsediyor.
Biz gazeteciler de bu söylemlerine inanıyor, kendisiyle ilgili haber yapıyor, sözlerini de aynen haber içerisinde aktarıyoruz.
Yalan yahu.
Hepsi kuyruklu yalan.
Sen CHP Antalya Milletvekili olarak hangi vatandaşın ayağına gittin ki?
Hangi CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi ile programlı hareket ettin?
CHP’li Büyükşehir mi, CHP’li Muratpaşa ve Konyaaltı Belediye Başkanları’nın mı sosyal etkinliklerine katılıp, partili olarak manevi destek verdin?
Hepsi koca bir foooş.
Boş işlerle uğraşmak Milletvekilliği öncesi de, Milletvekilliği sonrası da Yıldıray Sapan’ın vazgeçilmeziydi.
Sürekli tribünlere oynayıp, dikkatleri kendi üzerine çekebilmek uğruna daha dün ardında dağ gibi duruyormuş gibi gözüküp, iş şahsi çıkar çatışmalarına geldiğinde laflar atıp, hakaretler yağdırıp, üzerine yürüyerek şiddet girişiminde bulunmaktan dahi geri durmadığı Mustafa Akaydın canlı şahittir.
Ve ben bunları düşünürken, Ali kardeşimin dünkü yazısının son paragrafında yazdıkları gözümün önünden gelip geçiverdi.
Ali yazısını;
Şimdi “Bu adam bu kadar sert konuşmuş, sivri açıklama yapmış. Teyp kullandın mı, ya inkar ederse?” dediğinizi duyar gibiyim. Hafta başında yazdım, hatırlayın. Ben sözlerinin ağzından çıktığını bilen, adam gibi adamlarla konuşurum ve onların sözlerini dikkate alır yazarım. Gerisiyle hiç işim olmaz. Anlatabildim mi?
Diye noktalamış.
Vay,vay vay..
Kendime vay!.
Ya biz yada bizim gibiler insanları tanıyamıyoruz, veya insanları tanıma konusunda herkes ayrı bir yeteneğe sahip.
Sap ile Sapan, pardon saman misali gibi bir şey!..
Bu da bizim eksikliğimiz olsa gerek.
Antalya
Antalya
Asayiş
Spor
Güncel
İlçeler
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
İl içi tayinlerde takvim tepkisi
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine