Cumartesileri için ?Sendrom? ibaresi mi kullansam yoksa, ?Eziyet? adı mı taksam bilemiyorum. Zira, Sude hanımın talepleri bitmek bilmiyor.
İki hafta önce başlayan ?Baba bana kar göster. Seni kar topu yağmuruna tutmak istiyorum? dayatması ne yazık Cuma?dan başlayıp, Cumartesi sabahının ilk ışıklarına kadar devam etti.
Cumartesi izinliyiz ya.,
Şöyle keyifli bir uyku çekmenin tadını almaya kendimizi şartlandırdık ya.,
Zor yaparız biz zor.
Uykumun en tatlı zamanında başımda bir sinek vızıltısı.,
?Baba. Babaa. Babaaa.?
Yerimden fırlamışım.,
?Sefa amca telefon açtı. Babanın köşesinde yazdığı Köy tavuğu nerede yapılıyormuş sor da, bugün oraya gidelim? diyor demez mi?
Belli ki Sefa bizi en derin yerimizden ayartmaya çalışıyordu. Çocuğa neden öyle der onu anlayabilmiş değildim.
Tam, ?Kızım sabah sabah ne köy tavuğu, ne gitmesi. Telefon da nereden çıktı? diyeceğim, de diyebilirsen.
?Ayrıca Sefa amcama söyledim Melis ile beni kar görmeye de götürecek? talebini de patlatıverdi.
Ben uykunun demine vuracağımı umayım. Daha sabahın köründe planlar yapılmış bile.
Oysa köy tavuğunun yapıldığı yeri adresiyle birlikte vermiştim. Ve bizim Sefa da o tarafın eniştesi olduğu gibi, en küçük metrekaresinde oturanları dahi isim isim bilen birisi. Aklı sıra safa yatıyor bizim Sefa ve köy tavuğu nerede yapılıyormuş sorusunu bizim ufaklıkla bana gönderiyordu.
En küçük bir kaçış olabilir miydi?
Hatta sıkıysa birkaç dakikalık yatak keyfi yapmaya niyetlen.
Allahıma üzerimde seksek oynar Sude hanım.
Her hafta yaptığım gibi Cumartesi kostümümü (eşofman) giydim. Telefonu aldım elime, Sefa?yı aradım. Adam çoktan Büyük Liman?a gitmiş, balık ihalesindeki balıklara bile bakmış. Balıkkolik nolacak.
?Sabah sabah günün programını ufaklıklarla yapmışsın? dememle, ?Ağabey. Şu köy tavuğu olayı günlerdir kafamda takılı kaldı. Bugün o takıntıyı ortadan kaldıralım mı? diyordu.
?Kaldırmamaktan başka çare mi bıraktın bizde. Sude o programı bir uygulamayalım Allahıma beni bitirir? cevabım, sanırım yeterliydi.
Melis annesiyle bize geldi, Sefa ile liman kavşağında buluştuk. Altınyaka yoluna saptık, çok değil 10 kilometre gittik. Havana ablamız kapıda duruyor. Köy tavuğu siparişimizi verdik. ?Biz 1-2 saate kadar geleceğiz. Çocuklara kar göstereceğiz. Sen hazırlığını yap? talimatını verip, tek arabada birleşip, başladık Hisarçandır üzerinden Söğütcuması tarafına tırmanmaya.
Rakım yükseldikçe beyaz görüntüler göze çarpmaya başlamış, bizim ufaklıklar da o beyazlıkları görünce ?Kaaaaar? diye nara atmaya başladılar.
Sefa bu. Az kar görüntüsüyle yetinmiyor, daha da zirveye çıkabilmek için gaza basıyordu. ?Ya yeter şurada duralım. Çocuklar hevesini alsın. Gidelim köy tavuğumuzu yiyelim? dememe kim aldırış eder ki?
Karın en yoğun olduğu yerde el frenini çekti Sefa. 2 saat boyunca çocuklar kartopu oynadı. Biz geri mi dururuz. O an çocuklaşıverdik. Ardından dönüş başladı.
Giderken çıt çıkartmayan Sude ile Melis hanımlar, dönüşte resmen azap çekiyor gibiydiler.
?Daha gelmedik mi? Ne kadar var? soruları dillerinden düşmedi. Derken Aklan Gözleme evine geldik.
Masaya oturduk. Sadece 5 dakika içerisinde iki kocaman tabak dolusu tavuklu bulgur pilavı, 2 büyük salata ve tabaklar içerisinde köy tavuğu servis yapıldı. Yanında da bazlama.
Sefa beraberinde getirdiği kocamanın (Yeni Rakı) kapağını açtı.
Keyfe bak beeeee.,
Yaklaşık 4 saat boyunca orada köy tavuğu keyfini çıkarttık. Hesap işlerine Havana ablamız bakıyordu, eşi Aziz dut yemiş bülbül gibi. Toplam 30 TL rakamını duyunca Sefa ?Yüz otuz mu? demez mi?
?Sadece 30 Sefa bey? cevabını alınca, altta kalmak istemezcesine, ?Gazeteci olmak varmış? lafını yapıştırıverdi.
?Burada gazeteci, mazeteci sökmez. Hesap bu kadar? diye beni kurtardı Havana ablamız.
7 Mehmet?e gitsek. Aynı şeyleri yesek, bırakın cebimizdekilerin yetmesini,  Cumartesi kostümümüzü bile bıraksak yine de borçlu kalırdık.
Not: Havana ablamız yediğimizin Köy tavuğu değil, Köy Horozu olduğunu tam geri döneceğimiz sırada açıkladı. Sizin anlayacağınız Köy Tavuğu yeme hevesimiz hala sürüyor.