Selefi Baykal ?başkanı?yla birlikte değil..
Ama..
Selefinin muhalifleri Bekir Kumbul ve Ümit Uysal yanıbaşında..
İşte böyle başladı Kılıçdaroğlu?nun Antalya günleri..
Doğu ilçelerinde göremediği ilgisizliğe biraz bozuldu belki..
Ancak..
Batı ilçeleri bunu telafi etti..
Bunda..
Katıldığı şenliklerin ve açılışların da biraz payı oldu tabii..
?
Yakında Ümit Uysal?ı yeniden il Başkanı..
Bekir Kumbul?u yeniden milletvekili adayı görür müyüz bilmiyorum..
Bunları şimdilik bir kenara bırakıp..
Kılıçdaroğlu?nun Antalya yolculuğundaki bir-iki ayrıntıya gireceğim..
Çünkü..
?Şeytan ayrıntıda gizlidir?..


???????.


Kılıçdaroğlu, Konyaaltı Barınak açılışında şunları söylüyordu:
?Kentlerde yaşayanların ödedikleri vergilerin nerede harcandığının hesabını sorabildikleri zaman kent kültürü yerleşir..
Kentli olmak..
Bilinçli olmak, biat kültürünü dışlamak, hayatı sorgulamak demektir..
Kentli olmanın yollarından birisi de, doğruyu söylemeyen siyasetçiyi cezalandırmaktır..
Eğer bunu yapamazsak kentli olamayız..
Türk siyasi tarihinde ?doğruları söylemeyen? siyasetçiler çoğu zaman ödüllendirilmektedir..?
?
Kılıçdaroğlu..
Bu sözleri söylerken..
Ziyaret ettiği kentin Büyükşehir Başkanı?nı tarif ettiğini biliyor muydu acaba?


???????.


Göynük?te..
Bir gazeteci, iki gündür gazetecilerin zor şartlarda çalıştıklarını, bu arada bir  gazetecinin partililerce yumruklandığını, kendisinin de kamerasının kırıldığını söyledi..
Kılıçdaroğlu bunun üzerine şunu söyledi:
?Bütün gazetecilere, kimliği ne olursa olsun özgürce çalışma ortamı sağlamak bizim görevimizdir..?
Ardından..
Kamerası kırılan Cihan Haber Ajansı muhabiri, ?bazı CHP?liler ?Cihan?ın kamerası kırıldıysa önemli değil? diye yorumlarda bulundular? dedi..
Kılıçdaroğlu buna da şu cevabı verdi:
?Onu söyleyen gerçek bir CHP?li değildir, provokatördür..?
?
Bu sözler bana hiç yabancı gelmedi..
Antalya eski yeni il başkanları da..
Büyükşehir Başkanı da..
Ne zaman kendileri ile ?kötü? bir gelişme olsa..
Ya ?inkar? yolunu seçiyor, ya da o kötü olayın kendileri veya partileriyle ilgili olmadıklarını söylüyorlardı..
Kılıçdaroğlu da ?farklı? davranmadı..


???????.


Yalnız..
Kılıçdaroğlu?nun partililerine karşı söylediği şu söz çok hoşuma gitti:
?Bütün partili arkadaşlarıma buradan açık ve net mesaj veriyorum..
Bütün gazetecilere, kimliği ne olursa olsun özgürce çalışma ortamı sağlamak bizim görevimizdir..
CHP de bunu yapmayacaksa o zaman demokrasi bakışımızı yeniden gözden geçirmek zorundayız..
Demokrasilerde medya özgürdür, sansür edilemez..
Medyanın sesi kısılamaz..
Medya her ortamda çalışacaktır..
Çalışması için de ona sağlıklı ortamı sağlamak her partilinin görevidir..?
?
İl Başkanı Özer Ülken kardeşim bu mesajdan alınır mı, bilmiyorum..
Ama..
?Doğru bilgi almak? için arandığında..
Arayan arkadaşlarımızın ona ulaşması gerekir, bu bir..
O an işi varsa..
İşi biter bitmez geri dönmesi gerekir, bu iki..
Sıkıştırıldığında ya da kendisiyle konuşulmadan haber yapıldığında da kimseye kızmaması, dayılık yapmaması gerekir, bu da üç..
Büyükşehir Başkanı da..
?Kendisini eleştiren-eleştirmeyen veya kendisine yakın-uzak gazeteci? ayrımı yapamadan konuşmayı içine sindirebilmelidir..
Bunu niye söylüyorum?
Birçok CHP?linin Kılıçdaroğlu?nun mesajını anlayabilmesi için daha 40 fırın ekmek yemeleri gerektiğini anlatmak için..


???????.


Hep, ?Baykal gitmeden olmaz? dedim..
?Baykal gitmeden bu CHP iktidar alternatifi olamaz? diye yazdım..
Belli ki, Kılıçdaroğlu bir hava yaratmış..
Yalnız bir hata yapıyor..
Türkiye?nin dünya kadar sorunu varken..
Tıpkı Baykal gibi..
BİR.. Kendisini bir-iki konuya hapsediyor..
İKİ.. Eleştiriyor, ama yerine ne nasıl yapılmalı, kaynağıyla, projesiyle ortaya koymuyor..
Yani, söyledikleri havada kalıyor..
Kılıçdaroğlu, söylemlerinin altını doldurduğu gün..
CHP gerçekten bir iktidar alternatifi olacaktır..
Bunu bekliyorum..