Türkiye’de emekli maaşlarının hesaplanmasında kullanılan katsayı sistemi, son iki on yılda emeklilik gelirlerinin adil dağılımı ve sürdürülebilirliği açısından en çok tartışılan konuların başında geldi. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) hesaplama yöntemleri, ekonomik dalgalanmalar ve enflasyon baskısı altında sürekli biçimde yeniden şekillendi. Ancak bu değişikliklerin sonuçları, çoğu zaman emeklilerin beklentilerini karşılayacak kadar adil ve öngörülebilir olmadı.
Katsayı Nedir, Neden Önemlidir?
Basitçe söylemek gerekirse, emekli maaş katsayısı, çalışanların prime esas kazançlarının emeklilik döneminde aylığa dönüştürülmesinde kullanılan bir çarpan. Eski sistemde maaş hesabında ağırlıkla kullanılan “gösterge × katsayı × aylık bağlama oranı” formülünden, 2000’lerin başından itibaren yıllık enflasyon ve ekonomik büyüme verilerine göre belirlenen “güncelleme katsayısı” sistemine geçildi. Bu yeni sistemde önceki yılın TÜFE’si ve ekonomik büyüme oranı birlikte değerlendirilerek emekli maaşına etki eden katsayı belirleniyor.
Bu mekanizma temel olarak iyi bir niyetle konulmuş olsa da yüksek enflasyon dönemlerinde emekli maaşlarının reel olarak erimesini engelleme vaadi, uygulamada beklentileri karşılamakta zorlandı.
2000’ler: Reformun Başlangıcı ve Yeni Sisteme Geçiş
2000’li yılların başında emekli maaşı hesaplamasında büyük bir paradigma değişikliği yapıldı. Gösterge rakamı ve sabit katsayı kullanımı yerine, çalışanların geçmiş prim gelirlerinin enflasyon ve büyümeye göre güncellenmesi esas alındı. Bu, teoride maaşların güncel ekonomik koşullara daha duyarlı hale gelmesini amaçlıyordu. Ancak özellikle 2008’den itibaren küresel finansal kriz ve sonrası dönemde büyüme oranlarının düşük kalması, emekli maaş katsayısının reel gelir artışını yakalayamamasına sebep oldu.
Dahası 2008 sonrası dönemde aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, kıdem süresi ve dönemsel prim ödemelerine bağlı farklı katsayı uygulamaları emekli maaşlarında ciddi farklılıklara yol açtı. Örneğin, 2000 öncesi çalışanlar görece daha yüksek maaş alırken, 2008 sonrası sistemde hak kazananların maaşları daha düşük kalabiliyor.
Enflasyon ve Güncelleme Katsayısı: 2010’lar ve 2020’ler
Son on yılda Türkiye ekonomisi, özellikle yüksek enflasyon dönemleriyle karakterize oldu. 2018 sonrasında yıllık enflasyonun çift hanelere çıkması, emekli maaş katsayısının belirlenmesinde TÜFE’nin ağırlığını artırdı. Bu durum 2023 ve 2024 emekli maaş katsayı hesaplamalarında belirgin oldu. Örneğin, 2024 sonuna kadar emekli maaşları hesaplanırken kullanılan katsayı 1,8616 gibi yüksek bir seviyeye çıktı; bu, önceki yılın yüksek enflasyon verileri ve büyüme hızının birlikte etkisinden kaynaklandı.
Buna karşılık 2025’te kullanılan güncelleme katsayısı, TÜİK tarafından açıklanan büyüme oranının düşük kalması nedeniyle 1,44–1,45 civarına geriledi. Bu değişim, 2025 yılı emekli maaşlarında yaklaşık %0,7 civarında artışa denk geliyor. Ancak bu nominal artış, enflasyon karşısında sınırlı karşılık buldu.
Ayrıca şaşırtıcı bir ayrıntı olarak ortaya çıktı: 2024 yılı sonunda emekli olanlarla 2025 yılı başında emekli olanlar arasında maaş farkı yaklaşık yüzde 30 civarında oluştu. Bu fark, önceki yılın güncelleme katsayısı ile o yıl yapılan zamların emeklilik hesabına dahil edilmesinden kaynaklandı.
Emekliler İçin Sonuçlar: Hak Kaybı mı, Avantaj mı?
Bu katsayı değişikliklerinin emekliler üzerindeki etkileri karmaşık oldu:
- Avantajlar: Yüksek enflasyon dönemlerinde kullanılan yüksek katsayılar, o dönemde emekli olanlara daha yüksek maaş bağlanmasına yardımcı oldu. 2024’te bu durum belirgin biçimde gözlendi ve emeklilik başvurusu yıl içinde erken yapıldığı takdirde daha yüksek maaş alma imkânı doğdu.
- Dezavantajlar: Aynı ekonomik koşullar, ekonomik büyümenin düşük olduğu yıllarda emeklilik başvurusunu bir yıl erteleyenler için önemli hak kayıplarına yol açtı. 2025’te emekli olanlar, bir önceki yılki yüksek katsayılardan yararlanamadıkları için reel gelir açısından dezavantajlı oldu.
- Adalet Algısı: Özellikle aynı prim gün sayısına sahip iki emeklinin farklı yıllarda çok farklı maaş alması, sistemde eşitlik ve öngörülebilirlik tartışmalarını körükledi.
Bu gelişmeler, emeklilerin planlama yapmasını zorlaştırdı ve emekliliğe hak kazanma kararını ekonomik koşullara göre zamanlamaya itti. Sosyal güvenlik uzmanları, emekli maaş katsayısı ve bağlama sistemindeki bu iniş çıkışların ekonomik istikrarsızlıkla bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Geleceğe Bakış
SGK ve politika yapıcılar yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Amaç sistemi daha adil, sürdürülebilir ve enflasyonla uyumlu hale getirmek. Ancak bugüne kadar görülen değişiklikler, katsayı sisteminin istikrarlı bir gelir mekanizması olmaktan çok ekonomik dalgalanmalara tepki veren bir araç haline dönüşmesine yol açtı.
Emeklilerin beklentisi nettir: Maaşlarının hem reel olarak korunması hem de hesaplamada öngörülebilirlik. Sistemin buna ne ölçüde cevap vereceği, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ekonomik gidişatıyla doğrudan ilişkilidir.