Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Antalya Şube Başkanı İbrahim Tezcan, Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonlarca emeklinin 2026 yılına da çözüm bekleyen devasa bir sorun yumağıyla girdiğini hatırlattı. Tezcan, intibaktan sağlığa, konuttan sendikal haklara kadar çözüm bekleyen 24 başlığı gazetemize değerlendirdi. İbrahim Tezcan, emeklilerin yaşam standartlarının ülkelerin gelişmişlik seviyesini belirleyen en temel terazi olduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu konuda her geçen gün daha zayıf bir karne ile karşı karşıya kaldığını belirtti. Emeklilerin yaşam koşullarının artık sürdürülebilir olmadığını ifade eden Tezcan, sorunun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, bizzat insan onurunu ilgilendiren sosyal bir yaraya dönüştüğünü ifade etti.
Aylık adaletsizliği
Başkan İbrahim Tezcan, emekli aylıkları arasındaki adaletsizliğin temel sebebi olan intibak yasasının gecikmeksizin çıkarılması gerektiğini savunuyor. Emekli olunan tarihe bakılmaksızın, aynı prim kazancı ve gün sayısına sahip vatandaşların eşit aylık alması gerektiğini belirten Tezcan, her yıl aylıkları sistematik olarak düşüren mevcut hesaplama sisteminin terk edilmesini istiyor. Tezcan’a göre, 506 sayılı kanun dönemindeki gibi gösterge sistemine geri dönülmeli ve alt sınır aylık bağlama oranı yeniden yüzde 70 olarak belirlenmelidir. Bu adımın atılmaması, emekli aylıklarının asgari ücretin karşısında her yıl daha da erimesine neden oluyor.
Ekonomik uçurum
Ekonomik uçurumun en net görüldüğü yerin en düşük emekli aylığı ile asgari ücret arasındaki fark olduğunu belirten Tezcan, Temmuz 2023’te memurlara verilen ancak emekliden esirgenen 8 bin 77 liralık seyyanen zammın 2026 yılı itibarıyla büyük bir hak kaybına dönüştüğünü söyledi. Yıllar içindeki artışlarla birlikte bu rakamın bugün 18 bin 541 TL seviyesine ulaştığını vurgulayan Tezcan, bu farkın tüm emekli aylıklarına yansıtılmasının bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Tezcan, karma sistem ve TÜFE’ye endeksli artışların emekliyi yoksulluk sınırının dahi altına ittiğini, bu yüzden mutlak suretle milli gelirden (refah payı) her emekliye pay verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sağlık hizmetleri
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar da emeklilerin en büyük yüklerinden biri haline gelmiş durumda. Çalışma hayatı boyunca yüzde 12 sağlık primi ödeyen emeklilerin, hastaneye gittiklerinde katkı payı, reçete ücreti ve muayene farkı gibi isimler altında kesintilerle karşılaşması Tezcan tarafından "kabul edilemez" olarak nitelendirildi. Emeklilerin bu paylardan muaf tutulması gerektiğini savunan Tezcan, vergi iadesi yerine getirilen ancak güncelliğini yitiren yüzde 4-5 oranındaki ek ödemelerin de güncel vergi yükleri göz önüne alınarak yüzde 10’a çıkarılmasını talep ediyor.
Barınma krizi
Barınma krizi de emeklilerin yakasını bırakmıyor. Evi olmayan emekliler için kira desteğinin hayati bir önem taşıdığını belirten Başkan Tezcan, TOKİ projelerinde emeklilere ayrılan kontenjanın yüzde 50’ye çıkarılmasını ve uygun ödeme koşullarıyla özel konut projelerinin üretilmesini istiyor. Özellikle geliri asgari geçim standardının altında kalan emekliler için yakacak ve gıda yardımlarının bir "lütuf" değil, sosyal devletin bir gereği olduğunu hatırlatan Tezcan, emeklilerin doğalgaz, elektrik, su ve telefon faturalarından KDV ve ÖTV alınmamasının bütçeyi sarsmayacağını ancak emeklinin mutfağını bir nebze olsun rahatlatacağını ifade ediyor.
Siyasi ve sendikal haklar
Siyasi ve sendikal haklar konusunda da önemli bir eksikliğe parmak basan Tezcan, emeklilerin örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini savundu. Emeklilere sendika kurma ve toplu sözleşme yapma hakkının tanınması gerektiğini belirten Tezcan, yerel yönetimlerde kurulacak ‘Emekli Meclisleri’ ile yaşlı ve emekli vatandaşların şehir yönetiminde söz sahibi olmasının önemine değindi. Tezcan ayrıca, banka promosyonu pazarlıklarında emeklinin masada olmamasını eleştirerek, bu ödemelerin adil bir artış sistemine endekslenmesi gerektiğini söyledi.
EYT düzenlemesi
Son olarak EYT düzenlemesindeki eksikliklere, staj ve çıraklık mağdurlarına, 3600 ek göstergedeki meslek ayrımcılığına ve dul-yetim aylıklarındaki dengesizliklere değinen İbrahim Tezcan, "Emekli sadece işinden emekli olur, ailesinden ve hayattan değil" dedi. Çalışırken ödenen aile yardımının emeklilikte kesilmesinin büyük bir hata olduğunu, çeyiz ve cenaze yardımı gibi kalemlerde kurumlar arası ayrımın sona erdirilerek eşitlik sağlanması gerektiğini vurguladı. Tezcan, Anayasa’nın 10. maddesindeki pozitif ayrımcılık ilkesinin kağıt üstünde kalmaması ve 2026 yılının emekli için bir "reform yılı" olması çağrısıyla sözlerini tamamladı.




