Günlük hayatta sıkça yararlandığımız ortak kullanım alanlarındaki su sebilleri, bakımları aksatıldığında gizli birer tehlike odağına dönüşebiliyor. Özel Vakıf Yaşam Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, temizlenmeyen su sebillerinden bulaşabilecek hastalıklar ve alınması gereken önlemler hakkında kritik bilgiler paylaştı. Hijyen kurallarına uyulmayan ve kirlenmiş su kullanılan sebillerde en büyük tehdidin Hepatit A olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, benzer şekilde Hepatit E virüsünün de dışkı ile kirlenmiş su kaynaklarından bulaşabileceğini vurguladı. Halk arasında bilinenin aksine Hepatit B ve Hepatit C’nin su yoluyla bulaşmadığının altını çizen Yıldırım, bulaşıcı hepatit riskinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.
Hangi belirtilere dikkat edilmeli?
Su yoluyla bulaşan hepatit enfeksiyonlarında belirtilerin virüs alındıktan birkaç hafta sonra ortaya çıktığını belirten Yıldırım, şu uyarılarda bulundu: “İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, hafif ateş, kas ve eklem ağrıları görülebilir. Hastalık ilerledikçe göz aklarında ve ciltte sararma, koyu renkli idrar, açık renkli dışkı ve karaciğer bölgesinde ağrı gelişebilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” Bakımı yapılmayan sebillerin yalnızca hepatit değil, birçok farklı enfeksiyona da zemin hazırladığını ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, risk oluşturan diğer mikroorganizmaları şöyle sıraladı: “Bakteriyel enfeksiyonlara; Salmonella, Shigella, E. coli ve Campylobacter gibi bakteriler şiddetli ishal tablolarına yol açabilir. Norovirüs ve Rotavirüs kirli sularla kolayca yayılabilir. Su hazneleri ve filtrelerde uygun ortam oluşursa Legionella bakterisi çoğalabilir. Bu bakteri içmeyle değil, suyun buharlaşması (aerosol) ve solunması sonucu akciğerleri etkileyen Lejyoner Hastalığına neden olur.”
Belirti yoksa bile test yapılmalı mı?
Şüpheli bir sebilden su içen ancak hiçbir şikayeti olmayan kişilerin rutin kan testi yaptırmasına gerek olmadığını söyleyen Yıldırım, kuluçka sürelerine dikkat çekti. Hepatit A’nın kuluçka süresinin 15-50 gün (ortalama 28 gün), Hepatit E’nin ise 2-8 hafta olduğunu belirten Yıldırım, “Kirli su tüketildikten hemen sonraki günlerde yapılan testler anlamlı sonuç vermez. Ancak belirti gelişirse karaciğer fonksiyon testleri ve serolojik tetkikler yapılmalıdır” dedi. Ayrıca karaciğer enzimlerinin yüksek çıkmasının tek başına su kaynaklı hepatit anlamına gelmeyeceğini; yağlı karaciğer, alkol, ilaçlar veya farklı enfeksiyonların da bu değerleri yükseltebileceğini ekledi. Aşı veya hastalık geçmişiyle kazanılan bağışıklığı kontrol etmek için şu testlere bakıldığını belirtti: “Hepatit A için, Anti-HAV Total testinin pozitif olması kişinin bağışık olduğunu gösterir. Hepatit B için, koruyucu antikor düzeyini gösteren Anti-HBs testinde 10 mIU/mL ve üzeri değerler koruyucu kabul edilir.”
Sebili kullanırken bunlara dikkat!
Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, bireysel olarak alınabilecek en etkili önlemleri şu şekilde özetledi: “Bardağınızı veya kişisel mataranızı sebilin musluk çıkışına kesinlikle temas ettirmeyin. Mümkünse ortak bardaklar yerine kendi mataranızdan su için. Suyun tadında veya kokusunda en ufak bir farklılık hissettiğinizde tüketmeyin. Düzenli temizliği ve filtre değişimi yapılmayan, bakım çizelgesi bulunmayan sebillerden uzak durun.” Yıldırım, risk grubunda yer alan kişilerin Hepatit A aşısı yaptırmalarının da en etkili korunma yollarından biri olduğunu hatırlattı.





