İnternette gezinirken sıkça gördüğümüz bazı cümleler, daha doğrusu başlıklar var:

-“Bunu Kimse Beklemiyordu…” (Özellikle yarım bırakılmış başlık okurda tıklama ihtiyacı doğurmayı amaçlar.)

-“Bu Uygulama Yüklüyse Hemen Silin” (Tehdit algısı sonucu acil tıklama ve ne olduğunu öğrenme ihtiyacı ortaya çıkar.)

-“Herkesin Yaptığı 5 Büyük Hata” (Sayı vermek kolay tüketim algısı oluşturur. Okur listeye hızlıca bakar çıkarım şeklinde düşünür.)

-“Sadece %5’lik Kesim Doğru Cevabı Bulabiliyor” (Merak hissinin yanısıra insan egosunu da dürten bir başlık. Kimsenin bilemediği bir soruyu cevaplayabilmek insanın hoşuna gider.)

Bu tarz başlıklardan en az birine muhtemelen hepimiz bir noktada tıkladık ve tıklama ekonomisinin bir parçası olduk.

Duyunca Şaşkınlıktan Diliniz Tutulacak

Tıklama ekonomisi, internette başarının kaliteyle değil tıklanma sayısıyla ölçüldüğü bir düzeni ifade eder. Haberler, videolar, paylaşımlar ve benzeri içerikler bilgilendirmeyi ikinci plana atarak tıklatmak üzerine tasarlanır. Başlık, içeriğin önüne geçer. Bu alt başlığı “Tıklama Ekonomisi Nedir?” olarak yazmak yerine “Duyunca Şaşkınlıktan Diliniz Tutulacak” şeklinde yazmam buna basit bir örnektir. Bu tarz başlıklara İngilizce olarak “clickbait” dendiğini de görebilirsiniz.

Okurları Etkileyen O Durum

Tıklama ekonomisinin sadece medyayı değil, okuru da etkilediğini tahmin ediyorum. Başlıkların ön plana çıkarıldığı, içeriklerin arka planda kaldığı bir düzende insanlar hızlıca başlıklara bakıp geçecektir. Bunun sonucunda daha hızlı tüketen, daha çabuk sıkılan, daha az düşünen bir okuyucu profili ortaya çıkabilir.

Kaliteli Başlık Kaliteli İçerik

İlginç, şaşırtıcı, dikkat çekici başlıklar atmak yanlış bir şey değildir. Kaliteli bir içeriği destekleyen kaliteli bir başlık çok değerlidir. İnsanları atılan başlık ile içeriği okumaya çekersiniz. Yanlış olan basmakalıp clickbait başlıklar atıp insanlara kalitesiz içerik sunmaktır.