Dünya ekonomisinin en önemli sorunlarından biri artık enflasyon ya da faiz değil, giderek büyüyen borç yükü. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan 2026 Küresel Borç Haritası da bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu. Rapora göre birçok gelişmiş ülke rekor seviyelerde kamu borcu taşırken, Türkiye borçluluk oranı bakımından dünyanın en riskli ülkeleri arasında yer almıyor. Hatta kamu borcunun milli gelire oranı açısından "güvenli bölge" olarak değerlendirilen ülkeler arasında bulunuyor.

İlk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Çünkü Türkiye'de vatandaş yüksek kredi faizlerinden, hayat pahalılığından ve geçim sıkıntısından yakınıyor. Ancak IMF'nin değerlendirdiği konu vatandaşın bireysel borcu değil, devletin toplam kamu borcunun ülke ekonomisine oranı.

ABD BORÇTA DÜNYANIN ZİRVESİNDE

IMF verilerine göre dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD, aynı zamanda en büyük borç yükünü taşıyan ülkelerin başında geliyor. Trilyonlarca doları aşan kamu borcu, her yıl daha da büyüyor.

ABD hükümeti bütçe açıklarını kapatabilmek için sürekli borçlanıyor. Savunma harcamaları, sosyal güvenlik ödemeleri, sağlık giderleri ve faiz masrafları bütçenin önemli bölümünü oluşturuyor.

Borç miktarı arttıkça faiz ödemeleri de büyüyor. Bugün ABD'nin yalnızca borç faizine ödediği para, birçok ülkenin yıllık bütçesinden daha fazla seviyeye ulaşmış durumda.

Uzmanlar, ABD ekonomisinin büyüklüğü sayesinde bu borç yükünü şimdilik taşıyabildiğini ancak uzun vadede bunun sürdürülebilirliği konusunda ciddi tartışmalar yaşandığını belirtiyor.

AVRUPA'DA DA TABLO PARLAK DEĞİL

Sadece ABD değil…

Japonya, İtalya, Fransa, Belçika ve bazı Avrupa ülkeleri de kamu borçlarında oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor.

Özellikle yaşlanan nüfus nedeniyle emeklilik harcamalarının artması, sağlık giderlerinin büyümesi ve ekonomik büyümenin yavaşlaması borç yükünü daha da ağırlaştırıyor.

Pandemi döneminde yapılan büyük destek paketleri de birçok ülkenin borç stokunu tarihi seviyelere taşıdı.

Şimdi ise yüksek faiz ortamı nedeniyle eski borçları çevirmek bile daha pahalı hale geliyor.

TÜRKİYE NEDEN GÜVENLİ GÖRÜLÜYOR?

IMF raporunda dikkat çeken noktalardan biri Türkiye'nin kamu borcunun milli gelire oranının gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük kalması.

Yani devletin toplam borcu, ekonominin büyüklüğüne kıyasla birçok ülkeye göre daha yönetilebilir seviyede bulunuyor.

Bu durum uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.

Çünkü düşük kamu borcu;

  • Devletin ödeme gücünü artırıyor.
  • Finansal krizlere karşı dayanıklılığı yükseltiyor.
  • Borçlanma maliyetlerinin aşırı yükselmesini önleyebiliyor.
  • Ekonomik şoklara karşı hareket alanı bırakıyor.

Bu nedenle IMF, Türkiye'nin kamu maliyesi açısından birçok gelişmiş ülkeden daha avantajlı bir konumda olduğunu değerlendiriyor.

PEKİ VATANDAŞ NEDEN BORÇ HİSSEDİYOR?

İşte en çok merak edilen soru bu.

Devletin borcu düşük olabilir ancak vatandaşın hissettiği ekonomik zorluk bambaşka nedenlerden kaynaklanıyor.

Yüksek enflasyon, kredi faizleri, kira artışları, gıda fiyatları ve yaşam maliyetleri aile bütçelerini zorlamaya devam ediyor.

Yani devlet maliyesi ile hane halkının mali durumu aynı şey değil.

Bir ülkenin kamu borcu düşük olabilir ama vatandaş yüksek hayat pahalılığı yaşayabilir.

Tam tersi de mümkündür.

Bazı gelişmiş ülkelerde devlet çok yüksek borç taşırken vatandaşın alım gücü oldukça yüksek olabiliyor.

BORÇ HER ZAMAN KÖTÜ MÜ?

Ekonomistler bu konuda tek bir cevap vermiyor.

Borç, doğru kullanılırsa ekonomik büyümeyi destekleyebilir.

Örneğin;

Yeni yollar,

Demiryolları,

Limanlar,

Enerji yatırımları,

Teknoloji projeleri,

Eğitim ve sağlık yatırımları için alınan borçlar gelecekte üretimi artırabilir.

Ancak borç sadece cari harcamaları finanse etmek için kullanılırsa uzun vadede ekonomiye yük oluşturabilir.

Asıl önemli olan borcun miktarı kadar nasıl kullanıldığıdır.

FAİZ GİDERLERİ EN BÜYÜK RİSK

Borç arttıkça en büyük sorun faiz ödemeleri oluyor.

Bugün birçok ülkede bütçelerin önemli kısmı yatırım yerine faiz ödemelerine gidiyor.

Bu da;

Yeni okul,

Yeni hastane,

Yeni yol,

Yeni sanayi yatırımı,

Araştırma ve geliştirme harcamaları gibi alanlara ayrılacak kaynakların azalmasına neden oluyor.

IMF de raporunda özellikle yükselen faiz oranlarının küresel borç sorununu daha da ağırlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK AVANTAJ

Türkiye açısından kamu borcunun düşük seviyelerde bulunması önemli bir avantaj sağlıyor.

Bu durum;

Uluslararası kredi notları açısından olumlu değerlendirmelere katkı sağlayabiliyor.

Yatırımcı güvenini destekleyebiliyor.

Ekonomik kriz dönemlerinde maliye politikasına daha fazla hareket alanı bırakabiliyor.

Ancak uzmanlar bunun tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.

Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, üretimin artırılması, ihracatın güçlendirilmesi ve cari açığın kontrol altında tutulması da büyük önem taşıyor.

GELECEK YILLARDA BORÇ TARTIŞMALARI SÜRECEK

IMF'nin 2026 Küresel Borç Haritası, dünya ekonomisinin önümüzdeki yıllarda en önemli sınavlarından birinin kamu borçları olacağını gösteriyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerde artan yaşlı nüfus, sosyal harcamalar ve yükselen faiz giderleri borç yükünü daha da büyütebilir.

Türkiye ise kamu borcu açısından bugün için daha rahat bir görünüm sergilese de ekonomik istikrarın korunması, enflasyonla mücadele ve mali disiplinin sürdürülmesi büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak borç tek başına bir ülkenin güçlü ya da zayıf olduğunu göstermez. Önemli olan, borcun sürdürülebilir seviyede tutulması, verimli alanlarda kullanılması ve gelecek nesillere ağır bir yük bırakmayacak şekilde yönetilmesidir. IMF'nin yayımladığı son harita da küresel ekonominin önümüzdeki dönemde borç yönetimini en kritik başlıklardan biri olarak gündeminde tutacağını açıkça ortaya koyuyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]