Bir tarafta..
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, MHP il eski başkanlarından Nizamettin Sağır, AKSAV İcra Komitesi Başkanı Hüseyin Şanlı ve “Akaydın’ın gözdesi” bir yerel gazete, bir internet gazetesi..
Diğer tarafta..
2004-2009 yılları arasında Antalya Büyükşehir Belediye başkanlığı yapmış, şu anda Ak Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Menderes Türel..

Ak Parti’nin Antalya belediye başkan adaylarının belirlenmeye çalışıldığı şu günlerde, Türel’e karşı büyük bir “karalama kampanyası” başlatıldı..
Amaçları..
Aday yapılması neredeyse kesinleşen Türel’in, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını önleyebilmek..

Hatırlayın..
2 yıl kadar önce Akaydın tarafından didik edilen Türel dönemine ait çalışmalar, “işte Türel’in yolsuzlukları” diyerek kamuoyuna sunulmuştu..
Bunlar “İHBAR” kabul edildi ve Sayıştay ile savcılar bütün belgeleri tek tek inceledi..
Konuların bir kısmı yargıya gitti..
Kimi konular için “dava açmaya” gerek bile görülmedi..
Akaydın tarafından suçlanan ya da kendisine soru yöneltilen kişiler, basının karşısına geçti, bütün sorulara cevap vererek kamuoyuna her şeyi anlattı..
Ve..
Bugüne kadar, Türel dönemine ait bir tek “yolsuzluk, usulsüzlük” bulunamadı..
Yani..
Seçildiği günden bu yana, Antalya için veremediği hizmetleri, “Düden-Halkkart-Maaş-Haciz” gibi rezaletleri örtebilmek için SIKIŞTIKÇA Türel’e ve Başbakan’a yüklenen Akaydın’ın bütün atakları “AUT”la sonuçlandı..

Şimdi seçim yaklaştı, adaylar birer birer açıklanmaya başladı..
CHP’lilerden bile büyük tepki alan Akaydın, bu arada “aday” olamayacağını öğrendi..
Veya..
Aday yapılsa bile, anketlerde Türel’in açık ara önde olduğunu, bu nedenle seçilemeyeceğini anladı..
Gündeme getirdiği yolsuzluk dosyalarını yeniden yayınlatarak Türel’in kamuoyu desteğini azaltmaktan başka hiçbir silahı kalmamıştı..
Bunu kullanmaya karar verdi..
Ama..
Bunu kendisi yapamazdı..
Yaparsa, “ters etkisi” olabilirdi..
Akaydın bunun için, “bunu da yaz Olgun’cuğum” diyerek “Bizim Antalya Gazetesi”ni kullanmaya başladı..
Birkaç gündür “Varan Bir-Varan İki” diyerek, Türel dönemine ait, “daha önce gündeme gelmiş, tartışılmış, davası görülmüş, cevapları verilmiş konular” Akaydın’ın ekibi tarafından yeniden “KALEME ALINIYOR” ve bu gazete tarafından da yayınlanıyor..
Amaçları..
Öncelikle Türel’in Büyükşehir Başkanlığı için aday yapılmasının önüne geçmek, bu olmaz ise en azından kamuoyunda tartışılır hale getirmek..

Sadece Akaydın mı?
Bizim Antalya Gazetesi’nin “gizli sahibi” olduğu iddia edilen Hüseyin Şanlı da Akaydın’la birlikte hareket etti..
Şanlı, şu anda, Altın Portakal Film Festivali organizasyonlarını yapan Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’nın (AKSAV) İcra Komitesi Başkanı..
Şanlı’yı her halde hatırladınız..
AKSAV’daki “prezervatif olayı”nın faillerinden biriydi..
Hakkında açılan davadan sonra cebinden “otel ve kadın” parasını Vakıf’a ödeyerek, mahkum olmaktan kurtuldu..
Ama bu, onu “Vakıf’ın parasını özel zevkleri için kullanma” suçundan aklamıyor tabii..
Şanlı’nın tek derdi..
Türel başkan seçilirse, bir daha AKSAV’da yer alamayacağını biliyor olması..

Bu işin perde arkasında bir de Nizamettin Sağır var..
MHP’nin il eski başkanlarından biri..
Ama, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla, uzun süredir MHP’nin kapısından içeri sokulmuyor..
Menderes Türel’in başarılarını çekemediği için, adını bile duymak istemeyen bir hukukçu..
Türel’in aday yapılmaması için her türlü fedakarlığa da hazır..
Bizim Antalya Gazetesi’nin sahip ve yöneticilerin gönüllü hukuk danışmanlığını yapıyor..

Bunların dışında..
Sarısu’dan Olbia’daki parka, sahilden daha başka işlere kadar varan bir “rant grubu” da var işlerin içinde..
Şimdilik onları yazmayacağım..

Gazetede yazan-çizenleri ise hiç saymıyorum..
Çünkü..
Onlar, “büyükleri” tarafından kullanılan, ellerine hazır yazılmış olarak gelen yazıları yayınlayan, belki bazı vaadlerle kandırılan, bu arada “dedikodu”larla kendilerini haklı çıkarmaya çalışan ve “gazeteci geçinen” zavallı insancıklar..
Ne yaptıklarının farkında bile olmayan bu zavallılar, kullanıldıklarını yeni yeni anlıyorlar..
Ama, iş işten geçti artık..
Eğer birileri bir bedel ödeyecekse, onların arasında bu zavallılar da olacak..

Şunları iyi bilmenizi istiyorum..

Eğer bir siyasetçi..
Daha önce gündeme gelmiş, tartışılmış, davası görülmüş, cevapları verilmiş konuları “yeniden gündeme getiriyor” ise..
Bunu sadece, “kendi basiretsizliğini, suçlarını ve eksikliklerini gözden ırak tutmak” için yapıyor demektir..

Eğer bir gazeteci..
Daha önce gündeme gelmiş, tartışılmış, davası görülmüş, cevapları verilmiş konuları “yeniden gündeme getiriyor” ise..
Sağladığı çıkar karşılığında, “kendi basiretsizliğini, suçlarını ve eksikliklerini gözden ırak tutmak” isteyen siyasetçinin oyuncağı haline gelmiş demektir..

Ya da..
“Başarısızlıklarıyla” toplumun gözünden düşen siyasetçinin, başarılarıyla hep ön planda olan ve toplumun gözünde “küçük düşürülmeye çalışılan” siyasetçiyi çekemiyor, kompleksini kapatabilmek için de “karalama kampanyası” düzenliyor demektir..
Bunu yaparken de, “mertçe” mücadele etmek yerine, maşa kullanıyor demektir..

Şu anda..
Vatandaşlardan gelen yorumlar, Mustafa Akaydın ile Akaydın’ın sözünden çıkmayan İl Başkanı Devrim Kök ve bu ikisine uyup Bizim Antalya Gazetesi’ne destek olmaya giden Süleyman Evcilmen-Muhittin Böcek yüzünden CHP’nin büyük bir yara aldığını gösteriyor..
Özellikle CHP’nin içinden çok büyük tepkiler var..
Burada kaybeden kim oldu?