Turizmle uğraşan herkesin ağzında bir laf var. Turist şehre inmiyormuş. Kentimize gelen turistler kent merkezini hiç görmeden direk otele geçiyor, orada bir hafta on gün boyunca besiye çekilerek yiyor, içiyor sonra da geldiği gibi ülkesine geri dönüyormuş. Alışverişi de acentenin onu götürdüğü yerde yapıyormuş. Tabi bu durumda da şehir merkezindeki esnafımız sinek avlıyormuş.
Bu konuya birkaç yerden bakmak mümkün. Bir kere turist şehre niye gelsin? Öyle bir mecburiyet mi var? Ayrıca şehre inip alışveriş yapmayınca turistik gezi yapılmamış mı oluyor? Antalya’da turisti çekecek bir şey var mı?
Turist Antalya’nın nesine gelsin? Bir şeyine geliyor. Deniz-Kum-Güneş. O da kaldığı otelde fazlasıyla var. O halde bir daha soruyorum turist kent merkezine niye gelsin?
Antalya’da bir turistin mutlaka görmesi gereken, memleketine döndüğünde çevresindekilerin “şurayı da gördün mü” diye soracakları bir yer var mı?
Paris’e gidene Eiffel Kulesi, Dubai’ye gidene Burj El Arab Oteli, Moskova’ya gidene Kremlin Sarayı sorulur. Peki Antalya’ya gelene ne sorulur? Deniz-kum-güneş ise bu zaten otelde var. Demek ki bize başka bir şey lazım.
Bir de olaya tersinden bakalım. Paris’e gitsek. Bizi orada ultra mega her şey dahil bir otele götürseler. Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda olsa, otelden çıkmamamız için her şey tasarlanmış olsa yine de Eiffel Kulesi’ni görmeden gelir miyiz? Bağlasalar durur muyuz otelde? Durmayız. İşte kentimize böyle bir şey lazım. Turistin, mutlaka görmem lazım diyerek gideceği bir yer.
İşte öyle bir yer Özel İdare Binası’na yapılabilir. Ama öğrendik ki orasını yıkmayacaklarmış. Üstünü birkaç kat tıraş edip tekrar kullanacaklarmış. Ne kadar büyük bir yanlış.
Hem şehrin merkezinde, hem de kadın yarı gibi bir doğal harikayı bünyesinde barındıran bu yere tüm dünyayı kendisine çekecek bir şey yapılabilir. “Şey” diyorum çünkü bu bir bina olabilir, bir kule olabilir, bir rekreasyon alanı olabilir, daha önce hiçbir yerde denenmemiş bir şey olabilir.
Belgesel kanallarında yayınlanır, Antalya’yı tanıtıcı filmlere konur. Rusya ve Almanya’nın en çok izlenen kanallarına para basılır burası ile ilgili programlar yaptırılır. İşte o zaman turisti otelde bağlasan durmaz. Acentesinden ister, tur operatöründen ister, dolmuşa-otobüse biner ama ne yapıp edip gelir o şeyi görür. Dönünce de herkese anlatır.
Esnaf odalarımız uyuyor, turizmle uğraşan insanlarımız uyuyor. Kimsede tepki yok. Sanki bozulan onların işleri değil. Ve maalesef anlaşılıyor ki, karar alan makamlarda böylesi bir fikir yok. STK’larımızda böylesi bir fikir yok. Kamuoyumuzda böylesi bir fikir yok. Hal böyle olunca da o bina ile bir yüz yıl daha yaşamak zorunda kalacağız gibi görünüyor.