Sustuk..
“Kolu kırıp içerisine sızan kendileri, ‘yen’i de içeri de bırakacak olan yine kendileri olsun” zihniyetinden dolayı.
Sustuk..
Olay kendi aralarında baş gösteren bir gelişme. Belki an az zaiyat vermeden nasıl üstesinden gelebileceklerinin cevabını arayacak olanlar da yine kendileri olurlar diye düşündüğümüz için.
Ama yanıldık.
Büyükşehir Belediyesi şirketlerinde çalışırken, bir genel müdürün istifa olayının ardından, işten atılan 8 kişiden bahsediyoruz.
Birisi istifa ediyor, belediye arkasından 8 garibanı da kapı önüne koyuyor.
Kendi Partililerine bunu yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, kim bilir göreve geldikten sonra Belediye içerisinde kendi partilisi olmayanlara neler yapmıştır, aklıma dahi getirmek istemiyorum.
Ama geliyor.
Tıpkı önceki günkü yazımın girişinde, “Kendimi işten çıkartılan 8 işçinin yerine koydum” sözümde olduğu gibi..
Bugünkü icraat ortada.
O zaman, “Senin dünkü icraatların nelerdi” sorusunu sormaya gerek var mı ki?
Kimilerine göre, “Var” olabilir.
Bana göre yok arkadaş..
Neden mi?
Ben düz mantıklıyım!..
29 Mart 2009 öncesine dönelim mi?
CHP’nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Profesör Doktor Mustafa Akaydın.
29 Mart Yerel Seçimlerinde CHP’nin İl Seçim Komitesi Sorumlusu Mesut Kılcı.
Seçim yasağının başladığı 28 Mart 2009 tarihine kadar, Mustafa Akaydın ile gitmedik mahalle, sokak bırakmayıp, ev ev dolaşan, ellerinde broşür, dağıtmadık insan bırakmayan.
Geceleri kimi zaman aç, kimi zaman yarı tok olsalar da, gökdelenleri andıran binalara bile CHP adayı Mustafa Akaydın’ın resimlerini, pankartlarını asmak için varlarını yoklarını ortaya koyanlar ise, kıyım yaptığı 8 gencin de aralarında bulunduğu onlarca genç.
Biri kamuoyuna açıklasın.
Seçim zamanında Akaydın’a çalışan o gençler, seçim sonrası belediye ile iş yapan şirket kadrolarına alınarak(Ki bu her belediye başkanının seçildikten sonra yaptığı iştir) çalıştırılmaya başlanan gençler
“Biz geçmişte yaptıklarımızın semeresini şimdi görmek istiyoruz. Bu nedenle, salla başı, al maaşı” misali..
“Biz bankamatik işçisiyiz” dayatması yoluna mı gitmişlerdir?
Bundan dolayı mı kendilerine kapı gösterilmiştir.
Seçim öncesini unutanlar, 229 Parsel’in, Meclisteki gelişmelerini.
Rezaletin perdesinin açılacağı günlerde, milyonlarca ulaşım broşürlerini dağıtan bu gençleri mi akıllarına getirecekler?
Merak ediyorum da, kendi il başkanıyla dalaşmaya girdiği dönemlerde etrafının kalabalık, yani, “Sen bana karşı olabilirsin ama ben yalnız değilim” mesajlarını verebilmek adına beraberinde o gençleri de yanında götürüp, “İşte benim gücüm” ispatında bulunanlar bunları nasıl unuttu?
Siz.,
Yıllardır bu ülkede, “Devrim” diye tutturdunuz, hala da aynı sözü söylemekten geri durmayanlar
“Devrim kendi çocuklarını yiyor” diyenler
Uyanın.
“Devrimci” zannedip arkasından koştuğunuz muhterem, son zamanlardaki icraatlarıya, CHP’lilerin dahi, “Acaba hakikaten CHP’li mi” diye sormaya başladığı şu günlerde.,
O muhterem bu kentin geleceğini yiyip bitiriyor, umurunuzda mı?