Bir belediye başkanı düşünün. Bölgesinin nüfusu 400 bini aşkın olsun. Bine yakında personeli bulunsun. Sonra bir baba düşünün. Ailesi genel olarak kalabalık olsun. Ve bu ailenin tümünün sorumluluğu ona ait olsun. Hatta aile küçük olsun. Mesela bir babanın, üç evladı olsun. Belediye başkanı yabancı olsun. Aile babası siz olun.
 Sonra belediye başkanının da, aile reisi olarak sizin de sorumlu olduğunuz bu insanların her hareketinin kontrol edilip, edilemeyeceğini düşünelim. Bunların yaptığı her hatadan sorumlu tutulmayı, cezalandırılmayı, güç durumda kalmayı düşünelim.
 Gelin sizi karıştırmaktan vazgeçelim. Meseleyi sadece belediye başkanının bir aile reisi olması şeklinde kabul edelim. Ancak bu aileyi yaklaşık bin evladı olan bir aile olarak görelim.
 Sonra da bu bin evlat içerisinde, bir kaçının çok yaramaz olduğunu düşünelim. Binin içinden, birkaç yaramazın çıkması her zaman mümkündür. Hatta onlarcasının bile çıkması şaşırtıcı değildir.
 Ve karar verelim.
 Bin kişinin içerisinden birkaç kişi suça bulaşırsa, yanlış yaparsa, hata ederse, bundan o belediye başkanı ne kadar sorumludur?
 ?Aile reisi her zaman sorumludur? diyenleri duyar gibiyim.
 O zaman meselenin bir boyutuna daha bakalım.
 Diyelimki o reis, evlatlarını etrafına üç ayda yedi kere toplayıp, ?Sizin hakkınızda çok şikayet geliyor. Yapmayın, etmeyin. Sizi seviyorum. Siz benim ailemsiniz. Ancak sorumlu olduğum 400 bin insan var. Onları düşünmek zorundayım. Şerefimi düşünmek zorundayım. Bana güvenen halk kitleleri var. Bugüne kadar onların gözünde hep dürüst bir insan oldum. Çünkü; En büyük ilke olarak bunu kabul ettim. Buna göre hareket ettim. Bundan böyle de sizin yaptığınız hatalar varsa, bu hatalara onurumu kurban edemem? demiş olsun.
 Yani bir aile reisinin yapacağı her türlü uyarıyı son ana kadar yapmış olsun. Yine de sonuç alamayacağını anladığı noktada, o yaramaz çocuklarını adalete havale etmiş olsun. Yani o ince noktada, tercihi yine halk olsun.
 O zaman da aile reisi işlenmiş bir suç varsa, yapılmış bir hata varsa, bunlardan sorumlu tutulabilir mi?
 Üstelik zaman içerisinde ortaya çıkan bazı gerçeklerden, yanlışlardan ve hatalardan hiçbir şekilde haberi olmayan bir aile reisinden söz ettiğimi düşünelim. Bununla ilgili ihbar ve şikayetler geldiği anda da, gereğini yapmaktan çekinmediğini düşünelim.
 O Belediye Başkanı yine de sorumlumudur?
 Olay tam olarak bu şekildeyse bana göre sorumlu değildir. Vicdanımın sesi bana bunu söylemektedir. Elbet de buna karar verecek olan yargıdır.
 Ancak kamuoyu vicdanı da çok önemlidir. Herhangi bir belediyede yaşanan bir olayın perde arkasını görmeden, atıp, tutmak haksızlıktır.
 Ayrıca Birkaç kardeşin sebep olduğu huzursuzlukların, diğer yüzlerce kardeşte yarattığı üzüntüyü unutmamak gerekir. O aile reisinin nasıl bir kriz yönetmek zorunda olduğunu atlamamak gerekir.
 Kimden söz ediyorum?
 Genel yazdım. Ancak etrafınıza bakın. Mutlaka bu yazıya uyan bir veya birkaç isim göreceksiniz.