Bu aralar Antalya gündeminde yeniden ele alınan konulardan birisi de yeni yapılacak stat oldu. Stadın nereye yapılacağı üzerinde yeniden başlayan bu tartışmalarla anlaşıldı ki bu konu daha çok konuşulacak.
Tüm bu tartışmalar beni 2 buçuk yıl öncesine götürdü. Hatırlar mısınız bilmem. Yerel seçim öncesi Menderes Türel, 100. Yıl alanına yapılacak yeni bir stat ve kapalı spor salonunun projesini açıklamıştı. Buna göre yüklenici firma stadı ve spor salonunu yapacak ondan sonra da kendisine kalan alan üzerine ticari bir tesis kuracaktı.
Bana göre Menderes Türel’in hatalarından birisi de o ticari tesisin ne olacağını, neye benzeyeceğini Antalya kamuoyu ile paylaşmamak olmuştu. Bence yapacağı en doğru şey stadın ve spor salonunun projesinin yanında yüklenici firmanın da yapacağı projeyi halka duyurmaktı. İş baştan bu şekilde planlanmalıydı.
İşte bu noktada siyaset yapan STK’lar ve diğer bazı sözde platformlar girdi devreye. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Başladı proje üretme yarışması. Acaba buraya ne yapılacaktı?
Önce 300 metre dendi. Sonra metresi gitti katlısı geldi. 300 metrelik bina oldu 300 katlı gökdelen. Ve cidden herkes buraya 300 katlı bir bina yapılacağını sandı. Meltem mahallesinde bakkalından tutun da emeklisine kadar herkes 300 katlı bina ile korkutulmuştu.
300 katlı bir bina nedir bilir misiniz? Bunu uyduran her kimse ya sayı saymasını bilmiyordu ya da hayatında hiç dayak yememişti.
Her kat arasını 4 metreden hesap edersek 1200 metre yüksekliğinde bir bina olur. Başka deyişle bir kilometre 200 metre. Bu dünyanın en yüksek binasıdır.
Öte yandan en üst katlarını Kıbrıs manzaralı diyerek iki katı fiyattan satabileceğiniz bu bina keşke Antalya’ya yapılsaydı. Keşke uydurulan yalanlar gerçek olsaydı. Dünyanın en yüksek binasının Antalya’da olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Turist sayısının arttığı, artmasını bırakın gelen mevcut turistlerin dahi görmek için akın edeceği, esnafının yüzünün gerçekten güleceği bir Antalya. Bir iki kilometre çevresindeki tüm emlakların 2-3 kat değer kazanacağı bir Antalya.
Ne kadar acıdır ki Antalya’da böyle bir yalan uyduruldu ve buna inanıldı. Daha da acısı Antalya bu yalanları uyduranların farkına varamadı ki hala onlara inanmaya devam edenler var.