Bir kurumda iki gül, bir böcekin yaptıklarından söz edelim bugün. Edelim. Çünkü; Kimi görsem bana ?Adem ve güllerinin maceraları?nı anlatıyor. Neler oluyor neler.
 Yazının kahramanlarının tanışma günlerinden başlayalım. İki gül eskiden beri bu kurumda çalışıyorlardı. Ancak gün geldi, kurumun başındaki ?Adem oğlu? değişti. Başa yeni bir Adem geldi. O güne kadar birer ?melek? olarak kabul edilen ve tanıyan herkesin böyle kabul ettiği güller, kısa sürede yönetici olarak başlarına gelen böcek ile çok samimi oldular. Onun zayıf yapısından faydalanıp, kısa sürede ?Ne oldum delisi? haline geldiler. Ve onunla birlikte bir böceke yakışır şekilde, hamam böceğine döndüler.
 Hamam böceğine dönüşen güller, sözde idareci olarak başlarına gelen böceği kısa sürede ağları ile sarmalayıp, akıl almaz bir yola çıktılar. İlk yaptıkları iş, böceği etkileyip, kendilerinden önceki idareci ve daha bir çok kimse hakkında olur, olmaz iftiralar atmaktı. Başı dönen böcek, anlatılan her şeye atladı. Anlatılan her şeyi gerçek sandı. Bunun sonucunda da kısa sürede Cumhuriyet Savcılığı?nın kapısını birkaç kez aşındırdı. Kendisinden öncekiler hakkında içi boş suç duyuruları yaptı. Hiçbir zaman aklına bu iddialar gerçekse, içerisinde, güllerinde yeralması gerektiği gelmedi. Dönüp de, ?Benden önceki arkadaş bir hata yaptıysa, bunu birlikte yaptınız. Tüm evrakları siz hazırladınız. Nasıl olurda bugün benim karşıma bu kadar temiz olduğunuzu iddia ederek geliyorsunuz?? demek gelmedi.
 Güller, kısa sürede idarecinin gücünü kullanarak yakınlarını da kurumun çeşitli kısımlarında işe aldırdı. Diledikleri işleri, diledikleri firmalar ile görüştü. Alttan alttan, idareciyi etkileyip, iş yaptırmasını sağladı. Bir yandan önceki dönemin bir çok işlemini suç diye gösterirken, diğer yandan aynı işlerin on katı yapıldı. Başı dönen o idareci de, onun üstündekiler de, altındakiler de ?Biz ne yapıyoruz?? demedi. Bir gün gelip de, başlarının bok çukurundan çıkamayacak hale geleceğini hesaplamadı. Son günlere kadar. Son günlerde birileri uyandırmaya başlamış olacakki, idareci olmasa da, yakın çalışma arkadaşları yaşananları sorgulamaya başladı.
 Nasıl sorgulamasınki?
 Bu iki gülden özellikle bir tanesi, önceki dönemin benzer işlerindeki tüm evrakları hazırlayan kişiydi. Ortada bir suç varsa, en başta ifade vermesi gereken ve sonucuna katlanması gereken kişiydi. Ancak bu kişi, kısa sürede sanki yeni dönemde işe başlamış da, hiçbir mesele ile ilgisi yokmuş gibi ortalığı titretiyordu. Öyleki bir ?Adem!..? diye bağırmasıyla, neredeyse ceket ilikleniyordu. Bizim yeni idareci ?hazır ol? vaziyeti alıyordu. Neden?
 Sormak gerekmiyor mu?
 Neden?
 Altından mı yoksa Adem?
 Güllere de sormak gerekmiyor mu?
 Bir süre iftira attınız. Yalan söylediniz. Bir çok insanın günahına girdiniz. Bunların tümünün yalan olduğu, iftira olduğu ortaya çıktı. Ya çıkmasaydı?
 Ya bir şekilde bu yalanlardan bir sonuç alınsaydı? O sonuç karşısında sıkıntı yaşayan insanları salak mı sandınız? Bu insanlar her ne yaşandıysa, olduğu gibi ilgili makamlara anlatmayacak mı? O zaman bir suç varsa, size de birileri ?Gel bakalım? demeyecek miydi?
 ?Sen bunları neden yaptın?? diye sormayacak mı?
 Vah akılsız güller vah!..
 Böyle bir gelişme yaşansa, sizi Adem mi kurtaracaktı?
 Yarın Adem?i kim kurtaracak?
 Yoksa siz mi?
 Yeni dönemde daha iyi yerlere gelmek, istediğiniz gibi at koşturmak, istediğiniz naneyi yemek için vereceğinizi Adem oğluna zaten veriyor yada verecekmiş gibi gösteriyorsunuz. Bunun ötesine geçip, birlikte mesai harcadığınız insanlara iftira atmaya ne gerek vardı?