Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın Antalya halkını kandırmaya, olayları saptırmaya devam ediyor..
Bugün şu ANTKART-HALKKART konusundaki gerçekleri aktaracağım..
Eğer, yazdıklarıma “eksik-yanlış-yalan” der ve bunun belgesini ortaya koyarsa, “sürekli basın kartımı yırtıp” bu mesleği bırakacağım..
Sıkıyorsa, Akaydın da çıkıp, “işte belgesi, sen yalan söylüyorsun, değilse ben de adaylıktan çekileceğim” deme cesaretini gösterebilsin istiyorum..
Ya da, en azından, bundan sonra Antalya halkına doğruları anlatsın artık..

Olay nedir, önce bunu anlatalım..
Tıpkı 100. Yıl’da yapılacak stadyum projesini iptal ettirip Antalya’ya halkının cebinden 300 milyon lira civarında (şu ana kadar 34 milyon lirası ödendi) tazminat ödemeye mahkum ettiren Akaydın, yine Antalya halkının cebinden “ANTKART” için 33 milyon liralık bir tazminat daha ödenmesi cezasına neden oldu..
Bunları her gittiği yerde, “ben iptal etmedim, mahkeme iptal etti” diye anlatıyor..
Bununla da yetinmiyor..
Utanmadan, her iki konuda da eski yönetimin suçlu olduğunu söylüyor..

Akıllı kart konusunda söylenecek en doğru söz, “Akaydın etti Antalya çekiyor”dur..
Biliyorsunuz..
“Halkçı sistem” getiriyorum” diyen Akaydın, dünyanın en ileri sistemlerinden biri olan ANTKART’ı kötüledi, en kötü sistem olan HALKKART’ı Antalya halkına dayattı..
Peki ne oldu?
Akaydın ve ekibi ile Halkkart’ı işleten A-Kent firması, “EDİMİN İFASINA FESAT, İHALEYE FESAT, İRTİKAP (rüşvet alma, yiyicilik, hile yapma, yalan söyleme), RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK” suçlamalarıyla “Halkkart Yolsuzluğu Davası”nda Ağır Ceza’da sanık olarak yargılanıyor..
“Suçludur” demiyorum..
Bunu söylemek için, mahkeme kararını beklemek zorundayım..

Peki olay bu noktalara nasıl geldi?
Yani..
Niye ANTKART’a tazminat ödenecek noktaya gelindi?
Ve niye HALKKART için bir yolsuzluk davası açıldı?
Anlatalım..
Akaydın, Halkkart’ı getirebilmek için Ankart’ı apar-topar feshetti..
Sonra da “ben feshetmedim, mahkeme iptal etti” dedi..
Antakart’ın “feshedilmeye” karşı kazandığı tazminata da bugünlerde kılıf aramaya başladı..
Oysa..
Mahkeme Antkart sistemini değil, sadece Antkart ile ilgili Encümen kararını “yetki aşımı yapılmış” diyerek iptal etmişti..
Akaydın, yeni bir Encümen kararı aldırıp durumu düzeltebilir, firma ile anlaşabilir ve Antkart’ı devam ettirebilirdi..
Bunu yapmadı..
Üstelik..
Davalı olmasına rağmen “kararı temyiz de etmedi”..
Bunun yerine karar tebliğ bile edilmeden ANKART’ı feshetti..
Bunun üzerine firma da tazminat davası açtı, kazandı..
Bu da Büyükşehir’e “kamu zararı” olarak yansıdı..

Yeri gelmişken 100. Yıl’daki stadyum projesinin iptalini de kısaca hatırlatayım..
“Stadyum yapılır, Menderes Türel ve Ak Parti siyasi prim kazanır” düşüncesindeki Akaydın, bu stadın yapılmasını zaten hiç istemedi..
Mahkeme projedeki, “inşaat derinliği aranmaz” şeklindeki “plan notu”na bir rakam yazılmasını ve bilirsizliğin ortadan kaldırılmasını istemişti..
Akaydın bunu “mahkeme stadyum projesini iptal etti” diye yansıttı..
Sonunda bu projenin yüklenici firması da “haksız yere iptal edildi” diyerek tazminat davası açtı ve kazandı..
Şu ana kadar bu firmaya 34 milyon lira “tazminat” ödendi..
Ama bitmedi..
Şimdi 250 milyon liralık ikinci bir tazminat davası daha var…
Büyük olasılıkla, firma bunu da kazanacak..
Ve..
Akaydın’ın yanlış ve yanlı tutumu ile yanlış icraatları sonucu, Büyükşehir Belediyesi (dolayısıyla Antalya halkı) yüz milyonlarca lira tazminat ödemeye mahkum olmuş durumda..

Olaylar budur..
Akaydın ve ekibi buyursun, “hayır bu durum böyle değildir” diyerek belgesiyle açıklasın, hep birlikte görelim..
Durum bu kadar açık ve net iken..
Antalya halkının içinde hala Akaydın’ın peşinden gidecek olan var mıdır acaba?
Varsa, yazık..