Türkiye’de her yıl binlerce orman yangını meydana geliyor.

Sadece geçen yıl 3 bin 755 orman yangını vakası yaşandı.

Bu yangınlarda tam 11 bin 456 hektar ormanlık alan kül oldu.

Yangın şampiyonu ise maalesef Antalya.

Kentimizde geçen yıl meydana gelen 322 orman yangınında bin 312 hektar yok oldu.

Tam bir yıl önce, Kumluca’ya bağlı Adrasan’da meydana gelen yangını hepimiz hatırlıyoruz.

Yerleşim alanlarına kadar gelen yangın adeta ciğerimizi yakmış, gözbebeğimiz Adrasan’ı neredeyse haritadan silmişti.

Özetle o günleri unutmadık.

Bugün bu hatırlatmayı yaptıktan sonra bazı uyarılarda bulunmak istiyorum.

Türkiye, özellikle de Antalya için riskli günler başladı.

Şu sıralar bölgemizin nemsiz olması adeta yangınlara davetiye çıkarıyor.

Uzmanlar bu yıl bahar ayının bol yağışlı geçtiğini söylüyor. Bunun da ormanlık alanlarda otlanmanın meydana getirdiğini vurguluyor. Kuruyan ve anız haline gelen bu otların ise her an yangına sebebiyet verebileceği uyarısında bulunuyorlar. Dolayısıyla her zamankinden çok daha dikkatli davranmamız gerektiği bir gerçek. Özellikle piknik ateşinden kaçınmalıyız. Şayet buna uymuyorsak hiç olmazsa yakılan ateşi piknik sonrası söndürmeliyiz. Aksi halde geçmişte yaşadığımız üzücü olayları yeniden yaşayabiliriz.

Bu arada yangınlarla sadece ormanlar kül olmuyor.

Çok uzun zamanda yetişen ormanlar tahrip oluyor.

Ormanlarla birlikte ormanın içindeki birçok hayvan da yanıyor. Böylelikle doğal denge bozuluyor.

Ayrıca yanan alanların temizlenmesi, yeniden ağaçlandırılması, bunlar hem insan gücünü ve zamanını alıyor hem de yapılan çalışmalar için harcanan para milli sermayeden gidiyor. Bu yüzden yangın başlı başına bir afettir. Lütfen bu afete davetiye çıkarmayalım.

Son olarak orman yangınlarının yüzde 90’ı insan kaynaklıdır. Yani kendi elimizle ormanları yakıyoruz. Sonra da bunu gözyaşımızla söndürmeye çalışıyoruz. Ancak bu imkansız. Bu nedenle ‘Aman dikkat!’ diyorum.