Eski rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın ile yeni “rektör adayı” Prof. Dr. İbrahim Demir’in, yanlarında CHP’li Büyükşehir eski başkanlarından Bekir Kumbul’la buluştuklarını yazmıştım..
Demir, bir açıklama ile “Akaydın’la buluşmadım” dedi..
Akaydın da, “evet buluştuk, ama destek sözü vermedim” açıklamasını yaptı..
Bununla ilgili detayları dün yazdım..
Bugün..
“Aynı olay” etrafında dönen hinlikleri ve cinlikleri anlatmak istiyorum..

Bu Akaydın-Demir görüşmesi ile Üniversite rektörlük seçimleri konusunda kılıçlar öylesine çekilmiş durumda ki..
Peşpeşe gariplikler yaşanıyor..

BİR..
Prof. Dr. İbrahim Demir’in “tekzip yazısı” Gazete Bir’de yayınlaması için “Noter”den adıma gönderilmiş..
Yazı benim elime önceki gün (1 Kasım 2011) saat 12.38’de geçti..
Kapalı bir “Tebliğ Zarfı”nın içindeydi ve PTT görevlisi “imza” karşılığı verdi..
Ama..
Yazı benim elime gelmeden 1 gün önce (31 Ekim 2011) saat 17.55’te, yazılarımın yer aldığı bir internet gazetesi tarafından –bana haber verilmeden- hemen yayına kondu..
Yani “sızdırıldı”..
Rektörlük mücadelesinin başladığı böyle bir ortamda, bu yazı internet sitesine nasıl ve kim tarafından servis edildi, ben anlayamadım..
Bunun yorumunu size bırakıyorum..
Oysa..
“Mahkeme” tarafından gönderilmeyen hiçbir düzeltme ya da yalanlama (tekzip) yazısının yayınlanma zorunluluğu yoktur..
Kaldı ki..
Dün de anlattığım gibi, “kimin yalan söylediği” bu kadar açık-seçik ortada iken..
Hiç araştırılıp-sorulmadan, bana haber verilmeden, beni yalanlayan bir yazının hemen yayına konması hiç etik olmadı..
Bunda, o internet gazetesi yöneticilerinin Üniversite yönetimine karşı olmalarının bir rolü var mı diye merak ediyorum..

İKİ..
Birkaç gün önce, “Akaydın da olsa bize kimse yazı dikte ettiremez” diyen Mehmet Talay, Akaydın’ın kendisini telefonla arayarak yaptığı açıklamayı yazarak kendisiyle çelişti..
Açıklamayı bana veya gazeteme yapması gereken Akaydın, Talay’ı arıyor, açıklama yapıyor ve o yazı da gazetede yayınlanıyor..
Bu “dikte ettirmek” değil midir?
Mustafa Akaydın-İbrahim Demir buluşmasını yazan benim..
Cevabın bana verilmesi gerekmez mi?
Ama..
Mustafa Akaydın, “evet buluştuk, ama destek sözü vermedim” açıklamasını Mehmet Talay’a yapıyor..
Talay da, “yazıyı yazan ben değilim sayın Başkan, bu açıklamayı Ali Bey’e yapmanız gerekir” demiyor..
Niye demiyor?
Çünkü..
Talay, Akaydın’la olan “diyaloğunun” zedelenmesini istemiyor..
Dikte ettirilen yazıyı yazıyor, yayınlıyor..
Bir “gazeteci” asla böyle davranmaz, davranmamalı..

ÜÇ..
Akaydın’ın sözleri çok garibime gitti..
“Demir’le görüştüm, ama desteklemeyeceğimi söyledim.. Desteklersem, Üniversite’deki bütün arkadaşlarım beni yuhalar” demiş..
Yani..
Kendini, Belediye Başkanı olunca Üniversite’den elini-eteğini çekmiş, “tarafsız davranan biri” gibi gösteriyor..
Oysa..
Akaydın elini Üniversite’den hiç çekmedi..
“Kayıt için danışma büroları kurarak, öğrencilerin taşınması için araç ayarlayarak, Üniversite kapısında çorba dağıtarak, kampüse giren otobüslerle oynayarak, aynı tarihlerde alternatif gençlik şenliği düzenleyerek” Üniversite’nin yapacağı her şeyin “aynısını” yaptı..
Hep, “bir elim daima Üniversite’de” mesajı verdi..
Böyle birinin..
Rektörlük seçimlerinde “tarafsız” olmasını bekleyebilir misiniz?

Bütün bunları yazmak istemezdim..
Ama..
İnsanların yanıltılması ve “aptal” yerine konulması hiç hoşuma gitmedi..
Yine de..
Sürç-i lisan ettimse, affola..