Bir işadamı dostum aradı..
“Kentin kazanımları”yla ilgili yazıları ilgiyle takip ettiğini söyledi..
Bazı yazarların konuyu saptırdığını söyledi..
Ve..
“Şirketler, nasıl olur da birer kazanım olarak görülmez, bu mantığı anlayamadım” dedi..
Ardından ilave etti:
“Size bu KAZANIM’la ilgili düşüncelerimi aktarsam, köşenizde yer verir misiniz” diye sordu..
Gönderdiği yazı “yeterince” açıklayıcı olduğu için..
Bundan öncelikle gazeteciler olmak üzere, birileri faydalansın diye gönderdiği yazıyı sizlere de aktarıyorum..
İlgiyle okuyacağınızdan eminim..

……………………

Siyasetçisi, işadamı, gazetecisi sıkça şöyle der:
‘Ne yapılırsa yapılsın, önemli olan halkın soyulmamasıdır..’
Soygunun sözlük anlamı, ‘genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık’ demektir..
Hırsızlık ise kendisine ait olmayan bir şeyin çalınmasıdır..
Bir siyasi partinin Türel zamanında yapılan her işi soygun, hırsızlık olarak göstermesine karşı daha dikkatli bir üslup ve söylem kullanmak her aydının görevidir..
Çünkü vatandaşın kamuya olan güvenini sarsmak, aidiyet duygusunu törpüler..
Bu da telafi edilemeyecek başka handikaplar yaratır..
Halkın soyulmaması lafı ortaya atılırken, içi doldurulmalıdır..

Eğer kamuda yapılan usulsüzlükleri ve suiistimalleri, bizzat yapanların ifşa etmesini bekleseydik, bugün memlekette hiçbir usulsüzlük ve ihaleye fesat haberini basından okumazdık..
Kim ayranım ekşi der ki?
Gazeteci işte bu noktada öne çıkar..
Elbette aynı zamanda kamu hizmeti ifşa eden basın, bir firmanın sözleşmeye uygun çalışıp çalışmadığını araştırır, didikler ve yazar..
Önemli olan burada ‘doğru saptamalar’ yapabilmektir..

‘Ben daha modern bir teknoloji getireceğim’ diyerek yola çıktıysan..
Ve bunu yaptığını iddia ediyorsan..
Çok doğaldır ki çalışmayan bir sistemin, iptal edilmiş çalışır bir sistemle karşılaştırılması siyasilerce de, medya mensupları tarafından da yapılır..
Mukayese elma ile armut arasında yapılıyorsa abesle işgaldir..

Bir gazeteci arkadaşımız, ANTKART’ın yargı kararına sığınılarak iptal edilmesinin doğru bulmadığını, ‘ama..) diyerek belirtmiş..
Bir başka gazetecinin İdare Mahkemesi kararını yayınlamasıyla kamuoyu öğrenmiştir ki
‘Antkart sistemini iptal eden bir mahkeme kararı bulunmamaktadır..’
İdare Mahkemesi ‘yetki aşımı’ nedeniyle encümeni işaret ettiğine göre..
Esas bilgi kirliliği bu söylemle yaratılmaktadır..
Basının görevi de, bu bilgi kirliliğini yaratan bugünkü yönetimin, halkı ve kamuoyunu neden yanıltmaya çalıştığını sorgulamaktır..
Mahkeme kararı bahane edilerek, ‘esas hangi menfaatin güdüldüğünü’ kamuoyunun gözleri önüne sermektir..

‘Kazanım’la ilgili yazı yazan meslektaşınız, ‘Şirket işletmeleri kent kazanımları olarak değerlendirilmez’ demiş..
Şaşırdım..
Ülke imajlarına katkı yapanlar, ‘şirketler’dir..
‘Kamu’nun bir ülke imajına yaptığı katkıyı henüz tarih yazmamıştır..
Ama biz okumadıysak, lütfen nerede yazıyorsa, gösterin okuyalım..
BMW (Baverian Motoren Werke) , Kawasaki, Yamaha, Haifa Chemicals, Mercedes, Toyota, Nissan, Renault, SONY, Samsung, AD firmalarını düşünün ve firma ürünlerinin ülke imajları üzerine yaptığı katkıyı hatırlayın..
Made in Germany sizin için bir şey ifade eder mi?
İş aleminde eder..
Adana boşuna Sabancı ile beraber anılmıyor..
Kayseri için boşuna Anadolu Kaplanları sıfatı yakıştırılmıyor..
Bu bağlamda özel şirketlerin kent kazanımı olmadığı iddiasına katılmak mümkün değildir..

Belediye başkanları oturdukları koltuklarda geçidirler..
Ama icraatları ve verdikleri ihaleler kalıcıdır..
Eğer her başkan değiştiğinde icraatları değişirse, geçmişte yapılan işler tarumar edilirse, (bugün yapılan budur) bu memlekette kamuya iş yapan bütün şirketlerin ömrü 5 sene ile sınırlı olurdu..
Böyle bir düşünce tarzı bir memlekette ticarete, sanayiye ‘siyaset bulaştırmak’tır..
Ki, sonu felakettir..
Biz de bugün Antalya’da bu felaketi yaşıyoruz..

Eğer kentte uygulanan bir sistemle ilgili olarak ‘soruların muhatapları’ ortada gözükmüyorsa..
Bu arada.
Bu ‘muhataplar’ uğruna göğsünü siper edenler kamu görevlileri olduğu sürece..
Bu hamur daha çok su kaldırır..
Şunu iyi bilelim..
Samimiyet, dürüstlük, şeffaflık egemen olduğunda, bütün spekülasyonlar ortadan kalkacaktır..
Saygılarımla..

……………………

“Asıl kazanım”ın şirketler olduğunu söyleyen bu arkadaşımız, haksız mı?
Farklı düşüncesi olan varsa..
Aykırı düşüncesi olan varsa..
Onları da bekliyorum..