Dilimiz döndüğünce provokatif olaylara dikkat çekmeye çalışıyoruz ama nafile.

Her gün bir yenisi çıkıyor karşımıza…

Henüz İstanbul'da 16 yaşındaki lise öğrencisi bir kızın başörtüsünden ötürü saldırıya uğramasının şokunu yaşarken, insanlara görüntüleri ve tercihleri yüzünden saldırıların ardı arkası kesilmiyor…

Antalya'da, bir kadın Kur'an kursu hocasının, referandumda ‘evet’ oyu vereceğini söylemesi üzerine sohbete kulak misafiri olan bir şahıs, “Bu kadın dindar değil ahlaksız, sahtekar..” diye hakaretler yağdırıyor…

Denizli'de 2 başörtülü genç kız, Kentkart’ları boş olduğu için yardım istediği bir yolcudan, “Referandumda hayır verirseniz kartımı veririm” karşılığını alıyor. Bu kişi ardından iki öğrenciye sözlü tacizini sürdürüyor. Bu şahıs şikayet üzerine gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra da yaptığı sanki gurur duyulacak bir şeymiş gibi ifade tutanağını sosyal medyadan paylaşıyor bir de…

Balık baştan kokar. Siyasiler karşılıklı olarak birbirlerini ‘hainlikle’ suçlayınca yansıması toplumda aynı şekilde karşılık buluyor. Dünkü yazımızda da vurguladığımız gibi zaten her iki tarafta da kullanılmaya uygun/hazır embesil bir hayli fazla. Durumdan vazife çıkaranları da düşünürsek provokasyon için her şey son derece müsait. Referandum bahane edilerek hedefe adım adım ilerleniyor.

İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrılmak için bir referandum yaptı hiçbir şey duymadık. Sadece ayrıldıklarını öğrendik. Biz de ise adeta kıyamet koparılıyor. Ne ‘evetçilerin, ne hayırcıların (istisnaları ayırıyorum) meselenin içeriğiyle ilgili bilgisi olduğuna inanmıyorum. Tepkiler tamamen ‘düşmanlık’ hissiyatıyla veriliyor. Sap-saman birbirine karışmış durumda. Böyle bir ortamda gidilecek referandumdan hangi sonuç çıkarsa çıksın sağlıklı olmayacağı ve fayda getirmeyeceği aşikar. Çünkü her iki taraf da birbirini ‘terörist’ ilan ediyor.

Yarısı terörist/hain ilan edilen bir ülkede birlik beraberlik nasıl sağlanacak doğrusu merak ediyorum. Gidişat hiç iyi değil. Koca ülke hızla bir iç çatışmaya sürükleniyor…

Dolayısıyla herkesin eteğindeki taşı silkelemesi ve ‘ Ne yapıyorum ben arkadaş’ diye düşünmesi lazım. Bizim oraların meşhur bir sözü vardır; Merek yanınca sıçanlara da kalmaz.

Bu ülkeyi yangın yerine çevirenler bunu da iyi düşünmeli.

Bölünmüş, parçalanmış, yangın yerine dönmüş bir Türkiye’den kimseye hayır gelmez…