Yakın bir arkadaşım ev arıyor. Öyle lüks falan değil; çatısı akan, duvarı nefes alan, kapısı kilitlenen bir ev. Hayatını kurabileceği, akşam anahtarını cebine koyup dönebileceği bir yer. Ama karşısına çıkan manzara evden çok bir sınav salonu gibi.
Önce Findex raporu soruluyor. Yetmiyor.
Sonra referans isteniyor.
Kira 45 bin.
Depozito 90 bin.
Emlakçıya 45 bin.
Daha eve taşınmadan cebinden çıkan para: küçük bir otomobil parası.
Ama asıl mesele para da değil. Para bir şekilde denkleşir, borç alınır, altın bozulur, bir şeyler satılır. Mesele güven. Ya da daha doğrusu, güvenilmemek.
“Bekâra vermiyoruz.”
Cümle kısa ama yükü ağır.
İşi iyi olsa bile, düzenli geliri olsa bile, hatta belki evli birinden daha sakin bir hayatı olsa bile…
Bekârsa olmuyor. Nokta.
Yetmedi, kefil isteniyor.
O da sıradan bir kefil değil.
“Memur olsun.”
Sanki kira sözleşmesi değil de devlet sırrı imzalanıyor. Sanki ev değil, nükleer santral emanet ediliyor. Özel sektörde yıllardır çalışan, vergisini ödeyen, sigortası yatan insanlar bir anda “yetersiz” ilan ediliyor.
Bir de işin fatura tarafı var.
Emlakçı, bir kira bedeline ek olarak %20 fatura bedelini de kiracıya yüklüyor. Sorunca da omuz silkiyorlar:
“Piyasası böyle.”
Piyasa dediğimiz şey ne zaman vicdanın yerini aldı?
Arkadaşım anlatırken fark ettim; mesele sadece ev bulamamak değil. Mesele, insanın kendini eksik hissettirilmesi. Sürekli bir ispat hâli. Sürekli “sen yeterli misin?” bakışı. Bir çatı altına girebilmek için özgeçmiş sunmak zorunda kalmak.
Oysa ev dediğin şey lütuf değil.
Temel bir ihtiyaç.
İnsan olmanın en sade hakkı.
Bir ay oldu. Kapılar gezildi, ilanlar ezberlendi, umutlar törpülendi. Ve her reddedilişten sonra aynı soru kaldı geriye:
“Bu kadar zor mu gerçekten?”
Belki de en acısı şu:
Kimse bu tabloya şaşırmıyor.
Herkes alışmış.
Normalleşmiş.
Ama normal değil.
Hiç olmadı.
Bir ülkede insanlar çalıştığı hâlde ev bulamıyorsa, sorun tek tek insanlarda değildir. Orada başka bir şey kırılmıştır.
Ve biz o kırık yerin üstünü, “piyasa böyle” diyerek örtüyoruz.
Örtüyoruz ama çatlak büyüyor.