Birkaç gündür yaşanan ve bugün daha bir sert yaşanması beklenen “Nevruz bayramı” gerginliği insanımızı korkutuyor..
Kokmakta da haklılar..
Çünkü..
BDP’liler “istekleri yerine gelinceye kadar” her fırsatta bu tür gerginlikler yaratmaya, talan ve şiddet yaşatmaya, bu konuda da çocukları kullanmaya devam edecektir..

Nedir BDP’lilerin istekleri?
Yeni bir baharın gelişini kutlamak mı?
Tabii ki değil..
Anlatacağım..
Ama önce “bitsin artık şu Kürt sorunu” diyenlere şunu söylemem gerekiyor:
Kürt sorunu bitmez..
bitirmezler..
Çünkü..
Birileri sürekli besleniyor bu işten..
Kan gölünün içinde saltanat sürenler var..
ABD’si bu işten besleniyor..
AB’si bu işten besleniyor..
Onların yol verdiği içimizdekiler de bu işten besleniyor..
AKP’si, CHP’si, MHP’si, DTP’si bu gerginliği kullanıyor..
Kürt vatandaşlarımız zerre kadar umurlarında değil..
Olur a..
Kürt sorunu çözülürse..
Onlar da çözülür..

Bakın BDP’liler ne istiyor:
1- PKK’nın dağdaki militanlarına genel af çıkarılacak.. Dağdan inen bu militanlara özgür yaşama ve siyasete girme koşulları sağlanacak..
2- Kürtçe, resmi dil olarak kabul edilecek..
3- Kürtçe eğitim yapan ilköğretim, ortaöğretim okulları ve üniversiteler açılacak..
4- Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne özerklik tanınacak..
5- Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki il,ilçe, belde, köy, mahalle ve sokak isimleri Kürtçe’ye döndürülecek..
6- Bütün Türkiye’de, okullarda “Türk’üm, doğruyum….” şeklindeki ant içme törenleri kaldırılacak..
7- Türkiye’nin hiçbir yerinde “Ne mutlu Türk’üm diyene” söylemi yazılmayacak, yazılmış olanlar kaldırılacak..
8- PKK’nın terörist lideri İmralı’dan salınacak ve T.C. ile yapılacak görüşmelerde “muhatap” kabul edilecek..
Yani..
“Arkanı dön ve hele şöyle öne doğru bi eğil bakiimm” demedikleri kalmış..

Şunu açıkça söyleyeyim..
Hiçbir Türk’ün ve/veya T.C. vatandaşının, hatta (beslenenler dışında) Kürt vatandaşlarımızın da bu şartları kabul edeceğini..
İçine sindirebileceğini sanmıyorum..

“Peki.. Bizim siyasetçilerimiz.. Bizim gazetecilerimiz.. Nasıl oluyor da bu tür istekleri gündeme getirebiliyor ve TV’lerde tartışabiliyorlar” diye sorabilirsiniz..
İşte bu durumda “ikinci taraf”ın arzularına bakacaksınız..
Yani..
Siyasetçilerimize ve gazetecilerimize..
Bir kısmı önümüzdeki seçimler için “oy yatırımı” peşinde..
Bir kısmı da “cebini doldurma” peşinde..
Bu işi sürekli “gıdıklayan” gazetecilere ise dikkat edin..
ABD-AB ne derse onu yaparlar..
Onlar da iki kısımdır..
Kimi iyi bir yere gelmek ve “dolgun maaş almak” için talimatları yerine getirir..
Bir kısmı da “geldiği yeri kaybetmemek” için..
Ve onlara dikkat edin..
“En iyi” yerlerdedirler..

Peki siyasetçisi ve gazetecisi böyle olan bu ülkede ne olur?
Yukarıda özetle verdiğim “AÇILIM” sürekli gündemde tutulur..
Tartıştırılır..
Vatandaşın beyni yavaş yavaş yıkanır..
(Çünkü iletişim araçlarının büyük çoğunluğu beslenenlerin elindedir..)
Ve..
Öyle hassas ve insani yanlar ortaya konur ki..
Sonunda..
Konu kabul edilebilecek bir noktaya getirilir..

Bunlar adım adım yapılıyor..
“Nevruz gerginlikleri” de planlanmış harekatlardan biridir..
Masumca bir bayram kutlaması isteği ile ortaya konan bir “başkaldırı”dır..
Sizler de izliyorsunuz..

Ama..
Diyelim ki, o “olmayacak” istekleri de yerine getirildi..
Buna rağmen..
“Kürt sorunu” biter mi?
Bitmez..
Bitirmezler..
Çünkü..
Kan gölünün içinde saltanat sürenler var..
Olur a..
Kürt sorunu çözülürse..
Onlar da çözülür..