Yasalarla başınız derde girdiyse, yargı önüne çıkarıldıysanız ve de bir hüküm aldıysanız adli sicil, yaygın ifadesiyle sabıkanız oluşur. Yok eğer hakkınızda cezai bir hüküm verilmediyse veya verilen ceza ertelendiyse de bununla ilgili bir ‘arşiv’ kaydınız oluşur.

Mevzuata göre bu arşiv kaydının 5 yıl sonunda silinmesi gerekir ama silinmez…

Özellikle devlete karşı bir eyleminiz söz konusuysa arşiv kaydınız ebedülebet muhafaza edilir. Örneğin yıllar sonra bir silah ruhsatı almaya kalkıştığınızda bu kayıt engel olur. Dolayısıyla bu arşiv kayıtlarının tamamen ortadan kaldırılması için bireysel olarak mahkemeye başvurulması gerekiyor…

Hükümetin ‘kara liste’ mağdurlarına yönelik çıkardığı sicil affı da işte buna benzemiş görünüyor. Malum, geçtiğimiz günlerde TBMM’de yapılan oylama sonucu Sicil Affı Tasarısı kabul edildi.  Sicil Affı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da onaylamasını ardından resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Af ülkede geniş bir heyecan yarattı çünkü yaklaşık 12.5 milyon insan senelerdir ‘kara liste’de ve resmen can çekişiyor. Bankalara kredi borcu, kredi kartı borcu bulunan ve bu borçları çeşitli nedenlerden dolayı ödeyemeyerek bankaların kara listesinde yer alan vatandaşlar, affın yürürlüğe girmesinin ardından adeta bankalara akın etti. Lakin umutlar çok kısa sürede yerini karanlığa, karamsarlığa terk etti.

Nedeniyse bankaların olumsuz tavrı.

Başvuran kara liste mağdurlarına yine ‘olumsuz’ yanıtlar veriliyor.

Hiçbir gerekçe de belirtilmiyor. Sadece “Başvurunuz bankamız politikalarına uygun görülmemiştir” deniyor, o kadar…

Siz ne kadar ‘sicil affı’ filan deseniz de nafile. Zaten dinleyecek muhatap da bulamıyorsunuz..

Bu durumu sosyal medyadaki yakınmalardan, paylaşımlardan görmek mümkün…

Anlaşılan o ki, bankalar tıpkı adli arşiv kayıtlarında olduğu gibi kendi kara listelerini muhafaza etmeye devam ediyor. Yakınmalar had safhaya ulaşmış ki, önceki gün Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, sicil affından yararlanan vatandaşlara kredi vermeyen bankaların kendilerine bildirilmesi çağrısında bulundu.

Bakan Tüfenkçi, “2017 yılında beyaz bir sayfa açtık ve sicil affı getirdik. Bu affı getirirken bankalar birliği ile ortak çalıştık ve onların istediği metni yasalaştırdık. Bunu niye yaptık özellikle sicil affı işlesin diye. Şimdi kredi vermeme noktasında direnen bankalar varsa gereğini yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Kredi vermeyen bankaları bize bildirin” diye seslendi.

Bakan Tüfenkçi, bu konuda son derece katı ve kararlı olduklarını da vurguladı.

Bankalar Tüfenkçi’nin bu açıklamalarından sonra tavırlarını değiştirecek mi, veya Bakanlık bu konuda ne tür yaptırımlar uygulayacak bilemiyorum. Ancak görünen o ki, tıpkı adli arşiv kayıtlarında olduğu gibi bu sicil affında da yine yasayı uygulatmak için yargı kararlarına başvurulacak. Yani önümüzdeki süreçte tüketici mahkemelerine çok ama çok iş düşecek…