Bir hikâyeyi tüketmeye başladığımızda genellikle sadece karakterler hakkında değil, karakterlerin içinde yaşadıkları dünya hakkında da bilgi sahibi olmaya başlarız. Bu dünyanın kendince kuralları vardır, bizim yaşadığımız dünyaya çok benzer de olabilir tamamen farklı da olabilir. İçerisinde yaşayan toplumlar, farklı farklı gelenekler, tarihi bir akış, teknolojik seviye ve benzeri gibi pek çok farklı bilgi ile karşılaşabiliriz. İşte bu bilgiler ile beraber bir hikâyede, sadece bir olayın değil bir dünyanın da anlatılmasına “world-building” ya da dilimizdeki anlamı ile “dünya inşa etmek” denir.
Kurallar
World-building, dünya inşası ya da evren inşası da diyebiliriz, bir hikâyenin geçtiği evrenin nasıl çalıştığını, hangi kurallara sahip olduğunu, içinde yaşayan insan ya da başka varlıkların nasıl yaşadığını ve benzerini oluşturma sürecine denir. Birkaç örnek olarak:
-Bu dünyadaki insanların günlük yaşamları nasıl?
-Güç kimin elinde?
-Teknoloji ne kadar gelişmiş?
Ve benzeri gibi soruların cevapları dünya inşasında önemlidir. Çünkü bu tarz soruların cevapları, direk olarak görmesek bile, arka planda var olan bir dünya hissiyatı oluşturur.
Mantık ve Tutarlılık
İyi bir world-building için kurgulanan evrenin kendi içerisinde bir mantığı ve tutarlılığı olması gerekir. Sürekli kuralların değiştiği tutarsız bir evren insanları rahatsız edecek ve “Ne kadar mantıksızdı.” düşüncesine sebep olacaktır. Öte yandan mantığını, kurallarını iyi oturtmuş, tutarlı bir evren “gerçek bir dünya” hissi oluşturarak insanların kafasında daha iyi yer edecektir. Bu oldukça değerli bir şey çünkü karakterler değişebilir, hikâyeler bitebilir ama iyi kurulmuş bir dünya, yeni hikâyeler üretmeye devam edecektir.
Barış Baran ÇİÇEK