Merak ettim, acaba gerçekten pazar yerlerinde akşam vakti atıklardan sebze toplayan birileri var mıdır diye…

Geçen Cuma Pazarına gittim akşam vakti ve kenarda pazar yerini izlemeye başladım.

Pazar yerinin arka tarafındaki caminin bahçesinde oturan kadınlar gözüme çarptı.

Dikkatle onları izlemeye başladım.

Başları örtülü ve örtülerinin yarısı ile yüzlerinin yarısını kapatmışlardı, tanınır, utanırız diye olsa zahir…

Pazar yeri artık dağılmaya yüz tutmuş, el/ayak çekilmişti ve pazarcılar tezgâhlarını toplamaya başlamıştı ki caminin bahçesindeki 6 kadın yavaştan tezgâhların altında ve yanındaki atıklardan sebze toplamaya başladılar.

Kimi pazarcılarda ellerinde kalanların içinden satamayacakları sebzeleri meyveleri bu kadınların alması için tezgâhın üzerine bırakıyordu.

Yanaştım pazarcının yanına…

  • Hayırlı akşamlar. Bunları tezgâha kadınların alması için mi bırakıyorsun?

  • Evet abi… Ne yapsın garipler… Paraları yok, alamıyorlar ben de Allah rızası için yardımcı olmaya çalışıyorum…

Biz konuşurken bir kadın 7-8 yaşlarında oğlu ile birlikte tezgâha yanaştı…

Başörtüsünün yüzüne gelen kısmını dişlerinin arasına almış, gözleri yerde, yüzünün geriye kalan yarısı kıpkırmızı olmuştu, utancından…

Elindeki yarısı çürümüş armudu iştahla dişleyen oğlanın başını okşadım…

Gülümseyerek şaka yollu takılmak istedim…

  • Ne o delikanlı çok açmışsın gibi yiyorsun…

Başını kaldırdı, masmavi gözlerini çocuksu masumiyetle bana dikti…

  • Evet, amca, sadece sabah turşu ve ekmek yemiştim.

  • Baban yok mu? Ne iş yapar?

  • Elbette babam var. Kâğıt topluyordu ama mikrop kapmış evde yatıyor…

Bıçak gibi oturdu içime bu sözler… Yüreğimi kanattı…

Tezgâhtaki atıkları toplamış olan kadın oğlunun elinden sertçe tutarak dönüp yürümeye başladığında başörtüsü dişlerinin arasından kurtulmuş yüzü ortaya çıkmıştı

Kıpkırmızı yüzle bir an bana öyle baktı ki…

Neler yoktu ki o bakışlarında…

Öfke, hüzün, nefret, utanma ve daha belirgin olarak da onur vardı…

Başımı kaldırdım pazaryerine göz gezdirdim…

Hemen bütün pazarcılar, kadınların alması için satamayacakları sebze ve meyveleri tezgâhlarının üzerine koymuştu.

Göreceğimi görmüştüm…

İçim cam kırıklarıyla dolu halde pazaryerinin çıkışına yöneldim.

Tıpkı o kadın gibi benimde içimden nefret, öfke ve çaresizlik dalgası yükseldi.

Bir ülke düşünün ki,

İnsanlarına çöpten kâğıt toplatıyorsa o ülkede demokrasi, insan hakları ve daha da ötesi insanlık yok olmuştur.

Bir ülke düşünün ki,

Kadınlarına pazaryerinden atıkları toplatıyorsa o ülkede demokrasi, insan hakları ve daha da ötesi insanlık yok olmuştur…

Bir ülke düşünü ki,

Çocukları sabahları sadece turşu ve ekmek yiyebiliyorsa o ülkede demokrasi, insan hakları ve daha da ötesi insanlık yok olmuştur.

Bir ülke düşünün ki,

Sokak ve yaban hayvanları katlediliyorsa, ormanları, dereleri, doğası haraç mezat parçalanıyorsa o ülkede demokrasi, insan hakları ve daha da ötesi insanlık yok olmuştur…