İçeride ve dışarda son derece zor ve sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz…
Gerçi 50 yılı aşkın süredir ülkemizde hemen her dönem sıkıntılı ve zor geçmiş olsa da bugünlerde yaşananlar bence geçmişteki zor günlerin tepesine tüy dikecek cinsten…
Elbette demokrasi ile yönetilen her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu zorlukları ve sıkıntıları aşacak, çözüm üretecek, ülkeyi ve halkını selamete çıkaracak olan “siyaset kurumudur…”
23 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti iyi-kötü, yanlış-doğru bir şekilde ülkemizi yönetti ve yönetiyor…
Bugünküne benzer derin krizler, 2008 ve 2018 yıllarında da yaşandı ve o krizler bir şekilde tam olarak değilse de aşıldı, aşılmaya çalışıldı.
Ancak bugün yaşanan özellikle ekonomik kriz inanılmaz ölçüde derin olduğundan gerek Sayın Erdoğan’ın ve AK Partinin tek başına aşacağı kriz gibi görünmüyor…
İçerde yaşanan başta Kürt Meselesi olmak üzere, son günlerde yoğunlaşan belediyelerdeki operasyonların yarattığı siyasal gerilim, mafyatik çeteleşmeler, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para vurgunları;
Dışarda ABD ve İsrail’in İran’a olan saldırıları ile yaşanan sınır ve komşuluk gerilimi, petroldeki yükselişin zaten krizde olan yerli endüstriyi ve tarımı olumsuz etkilemeleri, İsrail’in tarihsel bağlarımız olan Gazze ve Lübnan’da yaptığı katliamların yarattığı manevi baskıları, Kıbrıs Rum Kesiminin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları üzerinde Yunanistan, İsrail ve Mısır ile hükümranlık kurma manevralarının yarattığı uluslararası sorunlar…
Başkanlık sistemine geçtiğimiz günden bu yana bir şey net olarak anlaşılmıştır.
“Bu sistemle kurulan tek adam yönetimleri ile içerde ve dışarda yoğunlaşan bu sorunları aşmak mümkün olmamıştır.”
Bu tespitim Sayın Erdoğan’ın ve AK Partinin yetersiz olduğunu ifade etmez…
Yetersiz olan “tek adama indirgenen bu sistemdir…”
Nitekim bu sorunları aşmak için muhalefet partilerine ve seçmenlerine destek çağırısı anlamında yapılan “iç cepheyi güçlendirelim” sözleri bu sistemle bu sorunların aşılamayacağının bir anlamda itirafıdır…
Elbette demokrasilerde yıpranan ve artık sorunları çözemeyen iktidarların yerine halk, alternatifi olan muhalefet partilerini iktidara getirir.
Ve gerçekten de gerek Sayın Erdoğan ve gerekse AK Parti 23 yılın sonunda ciddi olarak yıpranmıştır ve iktidarı sürdürmek için sistem gereği halkın yüzde 50’sinin desteğine ihtiyacı varken şu anda ancak yüzde 30’ların altında desteğe sahiptir.
Ve elbette bu durum karşısında doğal olanı ana muhalefet olan CHP’nin ilk seçimde iktidara getirilmesidir.
Ancak heyhat…
CHP’de bunca bunalıma ve sorunlara rağmen halkın yüzde 30’unun desteğine ancak sahiptir…
AK Partinin yıpranmışlığı ve sorunların önündeki tıkaçları kaldıramaması;
CHP’nin mevcut kadrolarının ülkeyi yönetmeye yeterli görülmemeleri ve yerel yönetimlerde yaşanan yolsuzlukları nedeniyle “halk her iki partiye de güvenmiyor…”
Her iki partinin kendi dışındaki siyasal partilerden destek alarak iktidara gelmeleri bu sorunların artarak devam edeceğini açıkça göstermektedir…
Öyleyse çözüm nerede?
Bence çözüm “parlamenter sistemi yeniden kurmaktır…”
Bunun için siyasal çekişmeleri ve rekabeti, birbirlerine saldırmayı bir yana bırakarak AK Parti ve CHP ilk seçimde geçici süreyle “milli mutabakat hükümeti” kurmalılar…
Böylece ihtiyaç duyulan iç cephe güçlendirilmiş olduğu gibi sorunların büyük bölümü çözüm yoluna girer ve yeni bir anayasa ile parlamenter sisteme yeniden dönüşün yolu açılmış olur.