Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün Denizli’de, dün de Eskişehir’de konuştu..
Merak ettiğim şey şu:
Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri “kişisel” midir, yoksa CHP’nin parti görüşleri midir?
Kılıçdaroğlu’nun tavırları “kişisel” midir, yoksa CHP’nin “parti tavrı”nı mı yansıtmaktadır?

Önceki gün..
Denizli Ticaret Odası’nda bir CHP’li üye ile MÜSİAD Denizli eski Başkanı Mehmet Eyüpoğlu’nun yönelttiği 3 soru karşısında Kılıçdaroğlu’nun “mat oluşu”nu izledim..
Sorular şöyleydi:
1- CHP hep böyle “Meyhane Siyaseti” mi yapacak? Bundan vazgeçerek daha ilkeli bir siyaset yapılamaz mı?
2- Kayıp trilyon konusu CHP’liler için bir utanç kaynağı.. Bu konuda bir açıklamanız olacak mı? Veya ne yapmayı düşünüyorsunuz?
3- Neyi hangi kaynakla yapacağınızı anlatsanız, daha inandırıcı olmaz mısınız?
Salonda gazeteciler de var..
CHP adına bulunmaz fırsat..
Üç konuya da “net ve mantıklı” açıklama yap, medya yayınlasın, vatandaşın kalbini kazan..
Ama..
Tabii ki, bunlar olmadı..
Kılıçdaroğlu yuvarlak laflarla soruları geçiştirdi ve “meyhane siyaseti”ne devam etti..
Şimdi soruyorum:
Burada “mat” olan Kılıçdaroğlu muydu, yoksa CHP’ miydi?
Biri bana anlatsın lütfen..

Gelelim düne..
Kılıçdaroğlu’nun (veya CHP’nin) “meyhane siyaseti” Eskişehir’de de devam etti..
Ağız ve tavır, hatta hedef aynı:
“Başbakan bana ‘densiz’ diyor..
O’na bir önerim var..
En kısa zamanda bir hastaneye başvursun..
Mutlaka hekimlerin tavsiyeleri olacaktır..
Çünkü ezberinin bozulduğu belli..
Önümüzdeki günlerde meraklanmasın onun kimyasını da bozacağım..”
Millet Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’na ‘densiz’ dediğini veya Erdoğan’ın kimyasının bozulduğunu mu merak eder, yoksa CHP’nin “seçilirse millete neler verebileceğini” mi?
Ne dersiniz?
Sanırım..
CHP’nin (Baykal zamanında yoktu) yine iktidar olmak gibi arzusu yok..

Niye böyle söylüyorum?
Bir iki tane vatandaş görüşü aktaracağım..
Okuyun, “niye”sini anlayın..

BİR..
Sayın Kılıçdaroğlu neleri bozar, bir bakalım..
- Ramazanlık günde adamın orucunu bozar..
- En mülayim insanın sinirini bozar..
- Cehape’nin bütün iç dinamiklerini bozar..
- Kendi söyler, kendi bozar..
- Bir çocuğun oyuncağı geçse eline, hiç şansı yok bozar..
- SSK’nın başına bi kere daha geçse, bütün sosyal güvenlik sistemini bozar..
- Türbanı önce takar, sonra yine kendi bozar..
İKİ..
Benim adım Kemal, adamın kimyasını bozarım..
Benim adım Kemal, istersem kar da yağdırırım..
Benim adım Kemal, tarikat açılımı da yaparım..
Benim adım Kemal, istersem şıppadanak para da bulurum, her aileye maaş da bağlarım...
Benim adım Kemal, bir dediğim diğerini tutmaz ama ben yılmam kendi rekorlarımı kırarım..

Millet Kılıçdaoğlu’nun “meyhane siyaseti” ile işte böyle dalga geçiyor..
Göreceksiniz, bundan CHP nasibini fazlasıyla alacaktır..

CHP bu hallere düşmemeli..
Kılıçdaroğlu “mat” olabilir, ama CHP olmamalı..
Dikkat edin..
Kılıçdaroğlu Erdoğan’a yüklendikçe, o tarafın oyları artıyor..
Bu mudur CHP’nin istediği şey?