Geçtiğimiz günlerde meslektaşlarımla kahvaltıda buluşan (özel işlerim nedeniyle katılamamıştım) Antalya Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreç nedeniyle polise olduğu kadar gazetecilere de önemli görevler düştüğünü, herkesin, her kesimin çok daha ‘duyarlı’ olması gerektiğini ifade etmiş. Haklı da.  Süreç sancılı ve herkesin, hepimizin ülkemizin bekası, milletimizin birlik ve bütünlüğü adına hassas olmamız gerekiyor. Ve bunun için illa bir göreve de gerek yok. Sadece vatandaşlık bilincinde olunması yeterli. Ancak Antalya’nın yeni Emniyet Müdürü Uzunkaya’nın herkesin ‘duyarlı’ olması gerektiğini söylemesi, bizim buna katılmamız yeterli mi ?.

‘Duyarlılık’ üzerine bizzat yaşadığım küçük bir örneği anlatayım buna siz karar verin…

İzin günüm olan Cumartesi sabahı kahvaltı sonrası evden çıkıp Şarampol üzerinden kent merkezine doğru yürüyüşe başladım. Mostar Otel’in oraya vardığımda yerde küçük bir sırt çantası gördüm. Sokağın ortasında şişkin bir şekilde duruyordu ve insanlar yanından baka baka geçiyorlardı. Düşürülmüş desem, düşüren illaki fark eder. Unutulmuş desem, sokak ortasında nasıl unutulabilir? Birkaç saniye bunu düşündüm…

Herhangi bir şey olmayabilir ama ya olursa, ya tehlikeli bir durum söz konusuysa diye geçirdim aklımdan ve hemen 155’i aradım. Kendimi tanıtıp durumu özetledim. Hemen bir ekip göndereceklerini söylediler. Ben de karşı kaldırıma geçip gelecek olan ekibi beklemeye başladım. Takriben 15 dakika kadar bir zaman geçtikten sonra benim bulunduğum taraftaki sokaktan bir ekip arabası çıktı ve yanı başımda durdu. Ben de doğal olarak, “İhbar için mi geldiniz?” diye sordum. Aracı kullananın yanındaki polis, “Hayır ona başka ekip gelecek” derken o ara sırt çantasına doğru gözüm kaydığında küçük bir çocuğun sağa sola baktıktan sonra çantayı sırtına geçirip uzaklaşmaya başladığını gördüm. Hemen polislere durumu özetledim ve “Bakın şu çocuk aldı gidiyor” diye uyardım. Benimle diyalog halinde olan polis memuru çocuğa seslenerek yanına çağırdı. Çocuk çanta elinde ürkek bir şekilde bize doğru yürürken, polis araca 5-6 metre mesafede durmasını ve çantayı açmasını söyledi. Çocuk söyleneni yaptı. Çantadan ince, kirli bir mont çıkınca polis, “Niye aldın, ne yapacaksın” diye sordu. Çocuk, “Kardeşime götüreceğim abi” deyince de, “Tamam git” diyerek uzaklaştırdılar. Sonra aynı polis memuru bana dönüp, “Bunun için mi ihbarda bulundunuz ?” diye çıkıştı.

?!!!!!

Kızayım mı, güleyim mi şaşırdım kaldım. Bir an kendimi suçlu hissettim. Ben, ne olur ne olmaz düşüncesiyle ve doğru olduğunu düşünerek ihbarda bulunuyorum ama karşılığında sitem görüyorum. Belki üstelesem azar bile işitebilirdim. Ya o çantada Allah korusun bomba olsaydı.  Adam çocuğu içinde bulunduğu araca 5-6 metre mesafede durdurup çantayı açtırıyor!..

Şaka gibi…

Buradan Antalya Emniyet Müdürü Uzunkaya’ya soruyorum; Polisin yaptığı genel duyurularda hep, “Şüpheli gördüğünüz her şeyi güvenlik güçlerine bildirin” denmiyor mu, deniyor…

Ben bildiriyorum ve ‘niye polisi rahatsız ediyorsun’ tavrıyla karşılaşıyorum. Bu tür davranışlara şahit olan vatandaş şüpheli bir durum karşısında ‘bana ne’ diyerek arkasını dönse haksız mı? Böyle örnekler varken kalkıp vatandaşa ‘hassas olun, duyarlı olun’ demeniz ne derece etkili olur sayın müdürüm?