Elde avuçta malzemesi kalmayanlar, ya kendi ideolojisinin tam karşıtı kişilerin icraatlarına yada kendi ideolojisi yanlısı ama, fikir uyuşmazlıklarına düştükleri kişileri o gün malzeme konusu yapıp, günü kurtarırlar.
Dün de esnafı kan ağlatmışlar.
Özellikle de sobacılar çarşısı esnafını.
Antalya?nın tüm esnafı iş yoğunluğundan başını kaşıyacak vakit bulamazken (!), Sobacılar Çarşısı esnafı modernleştirilmenin acısını çekiyorlar mıııış.
Şu dünya görüşüne lütfen bir bakar mısınız.
Yapılmasın o zaman modernleştirme işleri.
Dünya?nın göz bebeği, dünya kenti Antalya?nın göbeğindeki sobacılar, eskisi gibi salaş kalsın, her yeri görüntü kirliliği ve pislik götürsün.
Ne diye çalışma yaparsınız ki?
Gidin 7 Mehmet Restorant?ta yemeğinizi yiyin, içkinizi yudumlayıp keyif çatın.
Sen İsmetpaşa Caddesi üzerinde 20 gün önce başlatılan, 20 gündür 50 metrelik kazı işlemini sonuçlandıramayan Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü çalışmasının karınca hızıyla dahi yürümediğini göremeyecek kadar körsen, ve bunun hesabını kendinde sorma gereği dahi duymuyorsan, senle muhatap olmaya dahi gerek kalmıyor demektir.
Çünkü niyetin zaten belli.
50 metrelik bir alan yahu, 50 metrelik yol. 20 günde çalışmaları tamamlanamamış o alanda izdihamlar yaşanıp, şöför milletinin sinirleri tavan yapıyor. Ama kimsenin ?Burada neler oluyor? dediği dahi yok.
Orada esnaf yok mu?
İş yerlerinin önü bir haftada tamamlanması mümkün olan kazı çalışmaları nedeniyle 20 gündür toz toprak içerisinde.
Onlar esnaf değil mi?
Yoksa 29 Mart?ta o tarafın esnafının kullandığı oy sandığında CHP?ye yeterince oy mu çıkmadı da, özellikle mi bekletme olayını yapıyorsunuz?
Ama bir gerçek var.
O da Esnafın kan ağladığı gerçeği.
Sadece sobacılar çarşısı esnafı mı kan ağlıyor ki?
Milletin alım gücü gittikçe zayıflamış. Siftah yapmadan kepenk kapatanların sayısı çoğunlukta.
?Türk insanı her şeyden vazgeçer ama yemeden içmeden vazgeçmez? sözü vardır ya, acaba gerçekten öyle mi?
Önceki gün ilköğretim öğrencileri için dershaneler deneme sınavı yapıyor. Sabah başlayıp gün boyu devam eden o sınavlar için Haşim İşcan Mahallesi civarında bulunan dershanelerin etrafında bekleşiyoruz.
Öğrenci velileriyle sohbet ederek, sınav sürecini tamamlamaya çalışıyoruz.
Bir vatandaş, ?Geçenlerde Konyaaltı tarafındaki sıradan bir lokantada 100?er gramlık iki döner ile 2 ayran içtik, 46 TL hesap gelmez mi? diye dert yanıyordu.
100 gram dönerin kilogram fiyatına vursak, 220 TL?yi buluyor. Bu zihniyetteki bir esnafın iş yapabilmesi mümkün mü?
Kaç kişinin o restorantta gidip, 100?er gram döner yeme şansı olabilir?
Saysak bir elin parmağını geçmez.
O zaman esnafa kim kan ağlatıyor?
Esnaf kendi bindiği dalı da kesmekten geri duruyor mu, durmuyor mu?
Atatürk Caddesi üzerindeki her hangi bir butike giriyorsun, tek ceket için fiyat olarak 250 TL yazıyor. O esnaf siftahsız kalmaya mahkum mu, değil mi?
Ama Güllük Caddesi üzerindeki mağazalara bakıyorsun, ?Takım elbise 60 TL? yazıyor.
Bir şişe bira büfede 2.5 TL, aynı bira büfenin karşısındaki Konyaaltı Beach?te 8 TL.
Böylesine bir dengesizlikler ülkesinde yaşıyoruz işte.
Esnaf bu zihniyetle kan ağlamaya devam edecektir. Hatta zamanla vitrinini özenle yapıp, raflarını titizlikle sıraladığı malzemeleri satabileceği kişi yada kişileri beklemekten telef olmaya dahi yüz tutacaktır.
Bir koyup üç alma devri çoktan sona ermiş durumda ancak, nedense kimse bunun farkında bile değil.