Bir meçhule doğru doludizgin sürükleniyoruz. Kafamızda yüzlerce cevapsız soru, sis bulutları arasında ülkemizin belki de en büyük kırılma anına doğru hızla ilerliyoruz…
İş artık iyice komediye döndü.
Aslında trajikomik demek daha doğru olur.
Şu ‘Evet-Hayır’ mevzusundan bahsediyorum.
Niçin evet denmesi gerektiğini anlatan iktidar ve karşısında hayır denilmesi lazım geldiğini haykıran kesim…
Bir tarafta da ‘evet ya da hayır’ı, aslında içerik konusunda bilgi sahibi olmadıkları halde sırf kendilerine öyle dikte edildiği için kabullenen/sahiplenen kitleler…
Zaman zaman siyasilerin ‘ötekileştiren’ üslupları, kimi siyasilerin ‘akla zarar’ demeçleri arasında sürüklenip giden ve çok büyük ekseriyetinin ne için oy vereceğini dahi henüz kavrayamadığı bir millet olarak kaderimizi oylayacağız…
Abarttığımı düşünen varsa yakın çevresinde sormaya başlasın.
Baksın bakalım kaç kişi bu konuda yeterince bilinçli?
Kaç kişi niye evet ya da niye hayır diyeceğini biliyor?
Hayır’cıların tek argümanı ‘Tem adamlık’ iddiası…
Evet’ciler ise yeni sistemle Türkiye’nin ufkunun açılacağı inancında…
İki taraf da birbirinin bu tezlerini çürütme derdinde.
Kafamızdaki sorulara yanıt olabilecek cevaplar yerine boş, anlamsız, gereksiz argümanlar havada uçuşuyor.
“Niçin evet demeliyiz” sorusuna verilen, “Eee teröristler de, Avrupa ülkeleri de hayır diyor bu yüzden evet demeliyiz” cevabı ne kadar sığ ve anlamsızsa, “Niçin hayır demeliyiz” sorusuna verilen, “Bunların derdi tek adamlık, diktatörlük” cevabı da o kadar sığ ve anlamsız…
Ülke olarak, millet olarak kaderimizi belirleyecek bir karar bu kadar boş argümanlarla verilebilir mi?
Artık geri sayımın başladığı bu tarihi referandum öncesinde tavsiyem geleceğimizi en az bugünümüzü düşündüğümüz kadar düşünmek olmalı.
Havada uçuşan boş argümanlar yerine yapılmak istenen değişikliğin neler olduğunu, ne getirip ne götüreceğini vicdan kantarında tartmalı ve ona göre karar vermeliyiz.
“Şu çıkarsa denize dökeriz, şunu diyenler teröristtir/haindir” gibi söylemleri kulak ardı edip vicdani kanaatlerimize göre karar vermeliyiz.
Gelecekte bizi neyin beklediği sorusuna yanıt bulmak istiyorsak öncelikle ‘geçmişte neler yaşanmıştı, bugün neler yaşanıyor’ buna bakmalıyız…