Türkiye yangın yeri…
Her gün, her saat şehit haberleri…
Kan ve gözyaşı dinmiyor.
Nefrette zirve zorlanıyor.
Lütfen oturup bir düşünün.
“Ne oldu bize, nereye gidiyoruz?” diye sorun kendinize.
Gün birlik günü olması gerekirken ayrıştırma, ötekileştirme çabaları içindeyiz.
Hatırlatmak isterim.
Gün el ele, gönül gönüle verme günü.
Ateşi körükleme yerine söndürme günü.
Kardeşi kardeşe vurdurmak isteyenleri sevindirmeme günü.
Öyle otobüs durdurup kimlik kontrolü yapmak kime ne yarar getirecek. Yakarak, yıkarak nereye kadar gidebiliriz. Ekmeği için çalışan emekçilere saldırmak bize ne kazandıracak? Şehitleri geri getirecek mi bu şiddet eylemleri?
O otobüslerin içerisinde bu ülkenin vatandaşları olduğunu unutmayın. Öyle siyasi partilere saldırarak da çözüm üretemeyiz. Aksine öfkeyi daha da derinleştiririz. Dolayısıyla son günlerde yaşanan eylemleri yeniden gözden geçirmemizde yarar var. Birliğimiz, bütünlüğümüz, kardeşliğimiz için bu bir gerekliliktir.
Çağdaş ülkelerde hukukun üstünlüğü esas alınır. Kim ki hukuksuzluk yaptı bırakın onun cezasını yargı versin. Varsa huzuru bozan, şiddete özendiren bırakın kolluk kuvvetleri üzerine gitsin. Yani demem o ki; ülkemizin muz cumhuriyeti olmasını istemiyorsak yasalar çerçevesinde hareket etmeliyiz.
Klavye kahramanlarına (!) da sormak isterim. Öyle eski fotoğrafları yayınlayarak vatandaşı galeyana getirmek size ne kazandırıyor? Bu tür paylaşımlar kin, nefret ve öfke tohumları ekmekten başka ne işe yarıyor?
Beyler aklınızı başınıza alın ve biraz da ülkenin birliği, bütünlüğü için çaba gösterin. Halkı birbirine düşman ederek Türkiye’yi karanlığa doğru ittiğinizin farkına varın. Güzel günlerin elinizde, elimizde olduğu gerçeğini görün artık.