20 Nisan 2009’daki “Kasaba kafalılar” başlıklı yazımın bir bölümünde şöyle demiştim:

Antkart, kent yaşamına büyük bir kolaylık getiren, dünyadaki son teknolojinin bir ürünü..
Ama..
Kazançlarının kayıt altına alınması işine gelmeyen dolmuş ve otobüs işletmecileri bunu sulandırıyor..
Siyasetçiler de bunu, “muhalefet malzemesi” olarak kullanıyor..
Hatta, “kaldıracağım” diyen de seçiliyor..
Eğri oturup doğru konuşalım..
Yılda 10 milyona yakın turist gelen bir yörenin, dünya standartlarında olması gerek..
Vizyonu daima geleceğe dönük olması gerek..
Türel yönetimi, bunu yapmaya çalışıyordu..
Ama..
Antalya’nın bir “kent” olduğunun hala farkında olmayan..
Rahatına düşkün bir halk..
Bunu çok iyi kullanan ihtiraslı muhalefet..
Çıkarcı bir kısım medya organı..
Bunun devam etmesine izin vermedi..

Bunu niye hatırlatma gereği duydum?
Okumaya devam edin, anlayacaksınız..

Antalya’ya geldiğim 1995 yılından bu yana dikkatimi en çok çeken şey şu:
Başta yöneticiler olmak üzere..
Siyasetçiler de, işadamları da, medya da Antalya’nın bir “kent” olduğunun hala farkında değiller..
Bu nedenle de “büyük” düşünmüyor, “küçük hesap” peşinde koşuyorlar..
Hesap küçük..
Ama..
Antalya’ya maliyeti çok büyük oluyor..

Sanırım dün “çöken Halkkart olayı”nın yarattığı “KAOS”u duydunuz ya da yaşadınız..
“Resmi” açıklamaya göre 110, esnaf tarafından bize aktarılan bilgilere göre 350 civarında dolmuş ve otobüs sefere çıkamadı..
Aslında..
Dolmuş ve minibüs esnafı, hemen her gün bir “Halkkart krizi” yaşıyor..
Araçlardaki kart okuyucular her gün arıza veriyor..
Arıza verince sürücü ile yolcu arasında kavgaya varan tartışmalar yaşanıyor..
Kart okuyucusu arıza yapan araç sefere çıkamıyor..
Bunun karşılığında kendilerine verilmesi gereken günlük 250 lira genellikle ödenmiyor..
Esnafın çoğu, “taşıdığımız yolcular bilgisayarda eksik gösteriliyor” diye iddia ediyor..
Ve..
Şunları söylüyorlar:
“Meğer Antkart ne güzel bir sistemmiş..
Antkart’ta her kartın üzerinde yolcunun adı soyadı, fotoğrafı yer alıyordu..
İndirimli ve anonim kartların renkleri ise ayrıydı..
Ve hiçbir bir sorun yaşanmıyordu..
Kart okuyucu arızalanmıyor, maddi kaybımız da olmuyordu..”

Antalya halkı da toplu taşıma esnafı da Antkart’ı daha çoook arayacak..
Ama..
Türkiye’nin en büyük sorunlarının başında gelen “siyasi kirlenmişlik” Antalya’da hüküm sürmeye devam ediyor..
Kafası çalışmayan..
Ya da siyasetçilerden beslenen bazı gazeteciler de buna alkış tutuyor..
Beceriksizlikleri “iyi-doğru” gibi göstererek, kafaları bulandırıyor..
Sonunda ne oluyor?
Antalya için yapılacak hizmet ya gecikiyor ya da çok pahalıya mal oluyor..

Maalesef..
“Vurun Kahpeye” filminde öğretmeni taşlayan..
“Kubilay”ı şehit eden zihniyet..
Varlığını hep sürdürüyor..
Tıpkı “akıllı kart” olayında olduğu gibi..