Seçim yaklaştıkça..
Siyaset ısınmıyor, adeta fokur fokur kaynıyor..
Demeçler, açıklamalar, toplantılar, suçlamalar, restleşmeler..
Sürekli olarak “suni gündem”lerle konu saptırmalar..
Milleti asıl konulardan uzaklaştırmalar..
…
Bunların bir teki bile Türkiye ve Türk halkı için değil biliyor musunuz?
Ülke ve vatandaş kimsenin umurunda değil..
Verilen bütün mücadele, “iktidar ben olmalıyım, güç bende olmalı” mücadelesi..
Bu ayıptır, günahtır artık..
…
Halka hiç kulak veren yok..
Halk diyor ki:
“Ben vekilimi kendim seçmek istiyorum..
O zaman işin de, aşın da hesabını daha rahat sorarım onlara..
Bana bu imkanı sağlayın..”
Siyasetçi diyor ki:
“Yok öyle yağma..
Sen kendi vekilini seçersen, beni tercih etmeyebilirsin..
Bu düzen böyle gidecek ve sen de başının çaresine bakacaksın..
Hem ben sana bu hakkı verirsem yanlış insanları seçebilirsin..”
Halk diyor ki:
“Yahu size ne..
Yanlış adam da seçsem, sonunda doğruyu bulurum..
Yeter ki bu imkanı sağlayın..
Hem sizlerin doğru adam olduğu ne malum?”
Siyasetçi diyor ki:
“Mührü elime geçirmişim..
Demek ki, doğru adam benim..
Ve işler benim doğrularıma göre yapılacak..
Boşuna umutlanma, kıçını da yırtma..”
…
Bu diyalog daha çoook süreceğe ve sonunda da çözümsüz kalacağa benzer..
…
Hatırlayın, 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce özellikle Deniz Baykal ile Tayyip Erdoğan bu konuda haykıra haykıra milletin yüzüne karşı, “iktidara gelir gelmez ilk işimiz Siyasi Parti ve Seçim Yasası’nı değiştireceğiz, milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracağız” dememişler miydi?
N’oldu?
Biri iktidar, diğeri anamuhalefet oldu..
Bir-iki kelam, ama her ikisinden de atılmış “ciddi” bir adım bile yok..
Baykal gitti..
Yine yok.. Yok.. Yok..
…
İşte bir seçim daha geliyor..
Erken de olsa, zamanında da yapılsa, seçimler yine “eskisi gibi” yapılacak..
Eski sisteme göre yapılacak seçimle işbaşına gelenler yine hep aynı zihniyetin ürünleri olacağı için, seçim yapılsa ne olur, yapılmasa ne olur..
Sadece “düzen” değişecek, o kadar..
Eh “düzülen” hep vatandaş olduğuna göre de, ha Hasan gelmiş ha Basan, ne fark eder?
…
Aslında..
AB’nin, “hele önce bir demokratikleşin bakalım” diye ettiği söylemler ve baskılar da “yalan”..
Zaten dikkat ederseniz, bugüne kadar AB ile yapılan hiçbir görüşmede, “Yahu niye şu Siyasi Partiler ve Seçim yasalarınızı demokratik bir hale getirmiyorsunuz” demediler..
Çünkü, 3-5 tane genel başkanla uğraşmak yerine, “milletin seçeceği” 550 tane vekille uğraşmak onların da işine gelmez..
Daha doğrusu, Türkiye’yi kendi istedikleri doğrultuya sokabilmek için, 1 yerine 5 harcamayı istemezler..
…
Özetle..
Öyle ya da böyle, seçimler yaklaştı..
Ben de bir hatırlatmada bulunuvereyim dedim..
Ama..
Bütün bunlara rağmen..
Siyasetçilerin peşinden “körü körüne” koşanları görüyorum..
Demek ki..
“Düzen”in değişmesini çoğu kişinin işine gelmiyor..
İlçeler
Asayiş
Antalya
Gündem
Eğitim
Özel
Kültür-
Ekonomi
Spor
Güncel
Sağlık
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”
‘Eleştiriyorum diye beni engelledi!'
İsmail Öz’den dikkat çeken mesaj: Sen saygı duy ki, saygı duyulasın