Sözlüklerde fırsatçı kelimesinin anlamı; “yararlanabileceği en uygun zamanı bekleyen, uygun zaman kollayan, uygun zaman buldu mu her şeyi yapabilen kimse” olarak geçmektedir.  Sözlük tanımından da anlaşılacağı üzere fırsatçılık iki aşamalı bir iştir; önce uygun zamanı kollarlar.  

Uygun zamanı bulunca da hedeflerine ulaşabilmek için etik, ahlak, vicdan vs değer yargılarından uzak, ellerinden gelen her şeyi yapabilecek tıynettedirler. Yani amaca ulaşmak için ihanet dahil her yol bu kişiler için mubahtır. Bu anlamıyla fırsatçılık bizim toplumumuzda pek hoş karşılanmaz. 

Geçtiğimiz günlerde Antalya İl Sağlık Müdürlüğünde büyük bir deprem yaşandı. Bir akşam vakti İl Sağlık Müdürü İsmail Başıbüyük ve Destek Hizmetleri Başkanı Recep Mustafa Okur görevden alındı. İsmail Başıbüyük’ten boşalan makama Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Oğuz Karahan getirildi. 

Gidenlerin neden nasıl gittiği, gelenin nasıl geldiği konusunu toz duman geçtikten, manzara netlik kazandıktan sonra tüm teferruatı sizlerle paylaşacağız. Şehir hastanesi, alımlar, firmalar, yetkiler, yerli işbirlikçiler, iptal edilen ihaleler ve bakanlık boyutu, tüm açıklığı ile ortaya konulacak, değerlendirilecektir. Köşemizde bu konuların fikri takibinin mutlaka yer alacağından ve daha da ötesinden kuşkunuz olmasın. Zira bu konu ile ilgili bakanlık tarafından bir soruşturma sürece başlatılmış, kurumda görevlendirilen müfettişler de mesailerine başlamıştır. 

Tüm bu toz duman arasında, daha ilk günden, fırsat bu fırsat diyen iki fırsatçı ve arkalarında oyun kurmaya çalışan “paranoid şizofren” bulguları gösteren (bireyin bir hayal aleminde olması ve gerçeklikten uzaklaşmış olması) “bir koltuk yapışkanı” kuklacı; her zaman olduğu gibi radarımıza takıldı. Destek Hizmetleri Başkanlığı yapmış ancak arkasında şaibeler, süregelen bir dava bıraktığı için bir dönem daha sözleşme imzalayamamış bir “çok isteyen”, diğeri ise Özel Kalemlikten yöneticiliğe bir sıçrayış gerçekleştirmiş, pandemi döneminde Müdürlük uhdesinden özel sektöre devredilen “PCR testleri” işinin aracısı iddiasıyla, daha kanun önünde hesap vermemiş bir başkan yardımcısı. 

14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde Antalya Şehir Hastanesi’nin kısmen de olsa açılması gündemde idi. Hatta konu ile ilgili biz de bu köşemizde iki yazı kaleme almış Antalya’nın bir sağlık üssü olması yolunda süreci ve devam eden tesisleşme çalışmalarını sizlerle paylaşmıştık. Oysa, inşaat çalışmalarının devam ettiğini (Çevre Düzenlemesi Vb), yüklenici firmanın işi teslim etmeden hastanenin açılmak istendiğini,  “Koltuk yapışkanı”  her devrin adamı, gidene söven, geleni öven, personelden sorumlu başkanın, hastaneye “Kurucu Kadroyu” atamaktan aciz olduğunu, hastaneye teslim edilen malzeme ve cihazların bile tesliminde muhatap bulunamadığını ne biz, ne sevgili vatandaşlarımız, ne de devlet büyüklerimiz, başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Bakanlık yetkililerimiz nerden bile bilirdik? 

Bu kadar başıbozukluğun, bu kadar pespayeliğin hüküm sürdüğü bir kurumda çiçeği burnunda sn. yeni il müdürü Oğuz Karahan Bey’in işi gerçekten zor görünüyor. Evet sn. müdürümüzün işi gerçekten zor. Zira hizmeti beraber yürüteceği kadro ile ilgili çok ciddi açmazlar, iddialar, şaibeler ve zorluklar kendisini bekliyor. Kurumun menfaati ve doğru yönetilmesi adına, kurum hayrına bir katkısı olmayan, koltuk ısıtmaktan başka mahareti bulunmayan, personel düzenlemesini dahi beceremeyen, paranoid saplantılar dahilinde söylediği sözün nereye gittiğinin dahi farkında olmayan, her devrin adamı, karıştırma ve mikser işlerinde mahir, birilerinin başarısız olması için her türlü taklayı atmakta usta, kendi adamları için her türlü numarayı çevirebilecek bir kuklacı, bu kurum adına ciddi bir risktir. 

Kifayetsiz muhterislikte zirve yapmış, yaptığı işlerde çuvallamış, şartnameleri bile firmalara hazırlatma garabetinden kurtulmamış, şeffaf ve denetlenebilir işler yapmaktan uzak, yargı süreci devam eden bir davanın muhatabı birisinin, kuklacısı sayesinde, onun yönlendirmeleri ve ilişkiler ağıyla tekrar göreve gelme isteği, arzusu, gayreti ve girişimleri hevesten öte başka bir şeydir. 

Ünal Hülür dönemi, pandemi sürecinde defalarca gündeme getirmiştik. Üstü ustaca kapatılan, “İl Müdürlüğü havalimanı PCR testinin özel sektöre devredilmesi” işi’nde, “aracı” iddiası halen üzerinde olan; en basitinden  “kamu zararı, kaynakların doğru yönlendirilmesi ve çıkar” gibi bir şaibeyi temizlemeyen bir ismin, yeni müdür bey ile daha ilk günden aynı karede olması, ona mihmandarlık etmesi gerçekten şaşırtıcıdır. Nazik, kibar, çalışkan, azimli, gayretli, başarılı bir akademisyen portresi çizen yeni il müdürü daha ilk günden, yanındaki mihmandarı ile ilgili garipseniyorsa ve bu görüntü birilerinin canını fena sıkıyorsa, müdür bey de, kurum da, kent adına söz söyleyenler de kendini bir kez daha sorgulamalıdır. 

Basit ama örnektir. Kamu hastaneleri başkanı, egosuyla, makam aracı ile ilgili eleştirilerin odağındaysa ve tavırları tutumları yaklaşımları ile ilgili sorgulanıyorsa; kurumlarda Antalya adına söz söyleyenlerin kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiği, referansları adına önemlidir. Bürokrasi adına söz söyleyen ve atamaları yapanların, bulunduğu koltuktan güç alan değil, o koltuğa güç veren, kaynakları doğru yöneten, kişisel ihtiraslardan uzak, vatan, millet, devlet için canını dişine takan, gecesini gündüzüne katan onca adam gibi adam varken  “iki fırsatçı taklacı ve bir kuklacı” gibilerden uzak durması elzemdir. Gereklidir. Hatta şarttır. 

Kimse aklımızla, sabrımızla dalga geçmesin. Zira Devlet Büyüklerimizin Yeni Türkiye Yüzyılı’ndan bahsederken bürokrasi ve insan kaynakları itibari ile kast ettikleri şeyin bu “kifayetsiz muhterisler” olmadığını hepimiz biliyoruz.