İki hafta önce Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı?nda bir ?yuhlama? yaşandı. Muhabirimiz o sırada salonda değildi. Salonda bulunan bir meslektaşı ile yaptığı görüşmede, yuhlamanın Başkan Mustafa Akaydın?a yönelik olduğunu öğrenince, bir gün sonraki gazetemizde ?Meclis te yuh sesleri? başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde Akaydın ın yuhlandığı yazıyordu. Halbuki olayın aslı, Pınarlı?dan gelen vatandaşların yuhladığı kişinin Meclis üyesi Murtaza Tamyürek olmasıydı.  Bu haber Manşet te yayınlandıktan sonra Genel Yayın Yönetmeni Vedat Gürhan, İstihbarat Şefi Şükrü Ağırman ve Haber Müdürü Şifa Çiçek gerçeği öğrenip, ertesi gün için bir özür yazısı hazırladı. Ancak o yazıyı teknik servisteki arkadaşlar kullanmayı unutunca, boynumuzda kalan özür borcunu dilemek bugüne kadar kaldı.  Bir özür borcumuz daha var. Adresi yine Antalya Büyükşehir Belediyesi. Gazete Bir in dünkü sayısında, ?Aile boyu saltanat? başlığı ile bir haber yayınlandı. Haberin kaynağı bir internet sitesiydi. Ancak kaynağın başka yerde olması, hatadan kurtulmak anlamına gelmez. Çünkü; Bu haber ile 45 yıldır çeşitli makamlarda Antalya ya hizmet eden bir insan rencide ediliyordu. Bu kişi, Akaydın la birlikte Antalya Büyükşehir Belediyesi ne getirilen Mali İşler Daire Başkan Vekili Mahmut Akbaş tı. Üstelik haber tam bir yıl öncesine ait olmasına rağmen, bugünkü bir olay gibi yayınlandığı için başlı başına bir özür gerektiriyordu. Bu özürün adresi de, Akbaş dışında Gazete Bir in tüm okurlarıdır.  Önce haberdeki hataları yazmak gerekir.  İfade ettiğim gibi haberde kadrolaşma ile ilgili ?ortaya çıktı? gibi ifadeler yeralıp, sanki son zamanlarda bazı atamalar yapılmış gibi sonuç çıkmaktadır. Ancak haberde adı geçenlerden Mahmut Akbaş, kızı Yasemin Coşkun, Damadı Süleyman Coşkun ve damadın ağabeyi Hakkı Coşkun un Akaydın ekibinde yeralması yeni bir olay değildir. Bundan bir yıl önce benimde köşe yazıma konu olmuş ancak sonrasında tarafıma ulaşan bazı bilgiler nedeniyle bir daha da gündemime alınmamıştır.  Nedir o bilgiler?  Akbaş ın kızı Yasemin Coşkun, Akaydın ın Özel Kalem Müdürlüğü nü yapmaktadır. Ancak bu durum belediye ile başlamış değildir. Yasemin Coşkun üç üniversite bitirmiş, bugün Başbakanlık ta çalışabilecek kadar donanımlı ve Akaydın ın tam 13 yıllık Özel Kalem Müdürü dür. Yani her Büyükşehir Belediye Başkanı nın hakkı olduğu gibi, en yakın çalışma arkadaşı olarak seçilmiş bir isimdir. Bu göreve getirilmesinin babası ile ilgisi yoktur. Tamamen başkanın tasarrufudur. Akaydın ın üniversiteden ayrılmasının ardından ?morg görevlisi? yapılmaya çalışılarak büyük bir haksızlığa da maruz kalmış bir isimdir.   Akbaş ın damadı Süleyman Coşkun da, aynı şekilde yıllarca Akaydın ile birlikte çalışan ve Üniversite de Emlak Müdürlüğü yapmış bir kişidir. Büyükşehir de Harita İstimlak Şube Müdülüğü yaptığı doğru değildir. Bu göreve aylar önce getirilmiş ancak sonradan ASAT a gönderilmiştir. Burada Harita Mühendisi olarak çalışmaktadır. Ağabeyi Hakkı Coşkun, geçici olarak Satın Alma Müdür Vekilliği yapmaktadır. Ancak onun da bu göreve gelmesinin Akbaş la ilgisinin olmadığı ifade edilmektedir. Bu isimde, Üniversite Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı nda görev yapıp, Akaydın başkan olunca belediyeye getirilmiştir.  Bu arada Mahmut Akbaş ile ilgili bir yıl önceki yazımdan sonra öğrendiğim ve üzerine gitmeyi kesmeme neden olan bir bilgiyi de yazmalıyım. 45 yıldır Antalya da hizmet veren ve kara bir lekesi olmayan bu insan, Akaydın ın Üniversite den ayrılmasının ardından Akseki ye sürülmüş ve çok sıkıntılar yaşamış bir isimdir. Hoca bu sıkıntıların içerisinden alıp, yıllarca birlikte mücadele ettiği bu arkadaşını belediyede görevlendirmiştir.  Akaydın hocanın belediyeyi üniversite kadroları ile doldurduğu tartışmasız bir gerçektir. Bununla ilgili eleştirilerimiz yeri geldikçe devam edecektir. Ancak eleştiride bulunurken veya bulunduktan sonra ortaya çıkan ve daha önce tarafımızca bilinmeyen noktaların da yazılması ve gerektiğinde özür dilenmesi bir insanlık borcudur. Ayrıca bu kent adına her şeyi sorgulama hakkına sahip olmamız, insanların bu şekilde rencide edilmesi değildir.  Yapılan her atamanın tek sorumlusu Mustafa Akaydın dır. Faydası da, zararı da onadır. Tercih haklarını kullanmış, sonuçlarına katlanmayı göze almıştır. İşini yapmaya gayret eden insanlarla uğraşmak da, biz gazetecilere yakışmamaktadır. Elbet de, toplumun kabul edemeyeceği hal ve hareketler içerisinde olmadıkları sürece.. Böyle bir durumda hiç kimsenin, ne Manşet te, nede Gazete Bir de affı yoktur.