Bir baba düşünün.,
Akşama kadar Antalya?nın sağanak yağışına rağmen cadde ve sokaklarını temiz tutabilmek adına, üç kuruş maaş uğruna çalışıp, evine ekmek, aş götürüp, çocuğuna harçlık bırakmak isteyen.
Bir baba düşünün.,
Antalya?nın ne soğuk, nede sıcak bir hava ortamında elindeki süpürgesini sallayıp, terlese hasta olacak, terini soğutsa zahtüreye çevirme pahasına harıl harıl çalışan.,
Bir baba düşünün.,
Antalya?nın kavurucu sıcağına rağmen, işi Konyaaltı Limanı ile Havaalanı istikametleri kapsayan, tonlarca yük taşıyan tırların, otobüslerin, otomobillerin harıl harıl işlediği oto yolu temiz tutmakla görevli.
Bir eş düşünün.,
?Eşim çalışıyor ve akşama evine ekmek getirecek. Pazara çıkacak, aş malzemesi alacağız. Evimize kahvaltılık girecek, faturaları ödeyeceğiz? umutlarıyla yol gözleyen.
Bir eş düşünün.,
?Akşam eşim gelecek. Duşunu alacak, ailecek yemeğimizi yiyecek, gönül rahatlığıyla yatağımıza gireceğiz? diye iç geçiren.,
Bir evlat düşünün.,
?Benim de babam çalışıyor. Ben de akşam babamdan okul harçlığı isteyecek, bir gün sonra diğer arkadaşlarım gibi bende okul kantinine gidip canım çektiği, tost, hamburger alıp yiyeceğim? hayalleri kuran.
Bir evlat düşünün.,
Okul aile birliği yetkililerin her gün, ?Sen neden katkı payını getirmiyorsun? sözlerini, sınıf arkadaşlarının içerisinde duyup, rezil olan ama bir gün sonra da babasından ?Param yok? sözlerini duyan.
Hangi erkek, hangi kadın ve hangi evlat böyle bir ortamı yaşamak yada yaşatmak ister ki?
Sosyal Demokrat olan Antalya Büyükşehir Belediyesi?nde, güvenlikte 440, ilaçlamada 400, temizlik işlerinde 200, park ve bahçelerde 550 olmak üzere bin 600  dolayındaki işçi yaklaşık 4 aydır maaş alamıyor
100 günü aşkın süreçtir, her sabah işine gitmek üzere evinden, ?Acaba? sorularının cevabını bulabilme umuduyla evinin kapısından çıkan Büyükşehir Belediyesi işçisi, akşamın olmaması için dua eder hale gelmiş.
Eve gitmeye yüzü tutmuyor.
Antalya Cadde ve Sokaklarını, kan ter içerisinde kalarak elindeki süpürgesiyle süpürüp, beyni zaten yorgunluktan bitaf düşmüş, vücudu desen düşse yerden kalkamayacak olan işçi, eşinin, çocuğu yada çocuklarının yüzüne bakacak takadı yok.
İşçine senin temiz tutmakla yükümlü olduğun Antalya Caddeleri?ni süpürtüyorsun Hoca.
Güvenlikçine canını emanet etmiş, çevre sağlığında senin kokusuna bile dayanamadığın ilaçlarla, Antalya?yı haşereye teslim etmemeye çalışan işçilerin rezil hoca.
Güneş altında Antalya Cadde ve Sokaklarıyla, Parklarını güzelleştirmekle görevli işçilerin aç aç işlerini yapmaya çalışıyor hoca.
İşçi bırakın 7 nolu plaja gidip rakı yudumlayıp, beyaz peynir-kavun yemeyi, evine alabileceği 1 litrelik çiçek yağına muhtaç hoca.,
100 günü aşkın süredir, bir günlük dolmuş parası bile vermediğin işçin bir lokmaya muhtaç hoca.
Sosyal Demokrat Belediyecilikten vazgeçtim.
Belli ki onlardan da en büyük destekçileri olan işçi sınıfı da vazgeçmek üzere.
Ben kendilerini biraz olsun insafa davet ediyorum.
Vicdanınız varsa, ?Gelen gideni arattı? denilmesi umurunuzdaysa lütfen el insaf.
İnsan olduğuna utanan, evlenip kadınını mağdur hale getirdiğine, evladı bulunup, baba olduğuna utanır hale gelmiş.
Daha doğrusu getirilmiş hoca.
Sırtında ?Antalya Büyükşehir belediyesi? yazan işçilerin rezil hoca.